Katil ABD’nin Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’ne Saldırısını ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu Esir Almasını Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) Taşıdık

Halkın Kurtuluş Partisi, ABD Emperyalizminin temsilcileri hakkında Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’ne yönelik saldırıları nedeni ile uluslararası saldırı ve savaş suçu işledikleri gerekçesiyle yargılanmaları için

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığına (UCM) ihbarda bulundu ve ardından Venezuela Büyükelçiliğini ziyaret etti.

Aynı saatlerde İstanbul’daki Yoldaşlarımız da Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Başkonsolosluğunu ziyaret ettiler.

3 Ocak 2026’da Emperyalist çakal ABD Emperyalizmi ve onun temsilcileri, başta Trump olmak üzere tüm avanesi, uluslararası hukuka aykırı şekilde, Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’ne alçakça bir saldırı düzenleyerek Devlet Başkanı Maduro ve eşini esir aldılar.

Bu hukuka aykırı ve bir devletin egemenliğine müdahale etmek demek olan hain saldırıda, 32’si Kübalı olmak üzere 80 asker ve sayısını henüz bilmediğimiz sivil hayatını kaybetti.

ABD Emperyalizminin bunak, alçak ve sapık Devlet Başkanı Trump açıkça dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip Venezuela’yı artık biz yöneteceğiz, diyor. Bu seferki demagojisi ise uyuşturucu ticareti iddiası. Irak’a saldırırken de demagojisi, nükleer silah var, şeklindeydi.  Yıllar sonra olmadığı açığa çıktı ama ABD Çakalı bu saldırıyı gerçekleştirip başta Saddam Hüseyin olmak üzere binlerce Iraklıyı katletti, işkenceden geçirdi, ülkeyi paramparça etti. Şimdi de Venezuela’ya aynısını yapmak istiyor.

İşte bu nedenle aşağıda dilekçesini olduğu gibi yayınladığımız üzere Halkın Kurtuluş Partisi olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığına Donald John Trump (Amerika Birleşik Devletleri Başkanı), Pete Hegseth (ABD Savunma Bakanı), Marko Rubio (ABD Dışişleri Bakanı), John Ratcliffe (CIA Başkanı), Pam Bondi (ABD Adalet Bakanı), General Dan Caine (ABD Genelkurmay Başkanı), Orgeneral Laura Richardson (ABD Güney Komutanı) ve Uluslararası hukuka açıkça aykırı olduğu belli olan saldırı ve kaçırma eylemini uygulayan diğer suçlular hakkında ULUSLARARASI SALDIRI VE SAVAŞ SUÇU İŞLEDİKLERİ GEREKÇESİYLE YARGILANMALARI İÇİN İHBARDA BULUNDUK VE MADURO İLE EŞİNİN DERHAL SERBEST BIRAKILMASI İÇİN GEREKLİ GİRİŞİMLERİN YAPILMASI TALEBİNDE BULUNDUK.

Bu görev, Partimizin bugün için Venezuela Halkı nezdinde tüm ezilen ve sömürülen halklara karşı sorumluluğunun gereğidir.

Ancak Partimiz asıl kazanımın halkların verdiği ve vereceği mücadele ile olacağını pekâlâ bilmektedir.

İhbar dilekçesini bugün Ankara Adliyesi Postanesinden gönderdik. Adliye önünde açıklamamızı yaparak eylemimizi gerçekleştirdik. Açıklamayı HKP Genel Sekreter Yardımcısı Av. Sait Kıran gerçekleştirdi.

Ardından Venezuela Büyükelçiliğini, HKP Genel Sekreter Yardımcısı ve Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran, HKP Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Av. Ayça Okur ve HKP Ankara İl Örgütü Yöneticisi Meliha Kuşçu Yoldaşlardan oluşan bir heyetle ziyaret ettik.

Sayın Büyükelçi Freddy Eduardo Molina Gutierrez ve Müsteşar Yaifred Raquel Ron Aguilera’nın kabulü ile gerçekleştirdiğimiz ziyarette Uluslararası Ceza Mahkemesine yaptığımız başvuru hakkında bilgilendirme yaptıktan sonra ABD Emperyalizminin çakal, haydut, sapık Başkanı Trump’ın bu hain saldırısını ve Devlet Başkanı Maduro ve eşinin esir alınmasını lanetleyerek protesto ettiğimizi, Venezuela ve Kübalı askerlerin kaybı ile halka yönelik saldırıda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileklerimizi ilettik.

Komünist olarak nerede bir haksızlık, zulüm varsa öfkeden tir tir titrediğimizi, önüne geçmek için Enternasyonalist dayanışma neyi gerektiriyorsa yapmaya hazır olduğumuzu, Sayın Büyükelçinin, “Devlet Başkanımızı esir alabilirler ama bütün bir halkı esir edemezler. Venezuela Halkı ABD Emperyalizmine karşı dimdik ayaktadır”, şeklindeki açıklamasını takdir ve mutlulukla değerlendirdiğimizi belirttikten sonra inanç, moral ve kararlılıklarının bizimle aynı olduğunu ilettik.

Büyükelçilikteki Yoldaşlarımızın cesaret vatanına sahip olduğuna bizzat tanık olduk. Kalbimizin aynı frekansta attığını hissettik. Bu komünist yakınlık bazen duygusal anlar yaşamımıza da neden oldu. HKP heyetinde bulunan kadın yoldaşlarımız sosyal medyada Venezuelalı kadın devrimcilerin ABD Emperyalizmine öfke ve mücadelede kararlılıklarını içeren videoları izlediğinde aynı öfke ve hınca sahip olduğumuzu görmenin mutluluğunu yaşadıklarını ilettiler.

Elçilik Heyeti ise ziyaretimizden çok memnun olduklarını, çünkü dayanışmamızın tüm içtenliğimizle gerçekleştiğini anladıklarını ve kendilerini ziyaret eden ilk heyet olduğumuzu belirttikten sonra saldırının hiç de Trump’ın ve Bakanlarının anlattığı şekilde bir Hollywood reklam filmi gibi 5 dakikada olup biten bir olgu olmadığını, şimdilik yaralarını sardıklarını, ABD Emperyalizmine ve planlarına karşı cevap vermek üzere hazır olduklarını, tek bir Venezuelalı vatansever kalana kadar mücadelede kararlı olduklarını dile getirdiler.

“Umuyor ve diliyoruz ki hukuken Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’nin toprağı sayılan elçilik binasında ABD Emperyalist Çakalını temsil eden bir elçi ve heyet görmeyeceğiz.” söylemimiz, karşılıklı inanç ve kararlılığımız kalpten kalbe aktı ve yoldaşça kucaklaşmalarla son buldu.

İstanbul’daki Parti Heyetimiz de Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Başkonsolosluğunu Ziyaret Etti

ABD Emperyalist Hayduduna yönelik UCM başvurumuzu yaptığımız saatlerde İstanbul’daki Yoldaşlarımız da Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Başkonsolosluğunu ziyaret ettiler. Genel Sekreterimiz Av. Ali Serdar Çıngı, MYK Üyemiz ve İstanbul İl Başkanımız Av. Pınar Akbina ve İlhami Erdem Yoldaş’ımızdan oluşan heyetimiz, Başkonsolos Sayın Lissett Margarita Hernández Márquez tarafından her zaman olduğu gibi sıcak bir şekilde karşılandı.

Genel Sekreterimiz Av. Ali Serdar Çıngı, “Saldırının yapıldığı 3 Ocak’tan beri çok öfkeliyiz” şeklinde başladığı konuşmasında saldırının sadece Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’ne değil, tüm dünya halklarına yönelik olarak yapıldığını vurguladı. Başkonsolos Sayın Lissett Margarita Hernández Márquez ise Partimizin ülkesine ve Halkına yönelik desteğini büyük bir takdirle karşıladığını, dayanışmamızın ABD Emperyalizmine karşı mücadelede kendilerine güç verdiğini ifade etti. Sıcak ve yoldaşça bir ortamda gerçekleşen ziyarette Parti Heyetimiz, Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’ne geçmişte olduğu gibi gelecekte de destek ve dayanışmamızı en yoğun şekilde sürdüreceğimizi, bu dayanışmanın tüm dünya çapında örülmesi gerektiğini ve Halkın Kurtuluş Partisi olarak bu somut enternasyonalist dayanışmanın Türkiye ayağının öncülüğünü yapacağımızı vurguladı.

Ziyaret, ABD Emperyalizmine karşı savaşta kararlılık ifadeleriyle son buldu.

Başta Venezuela ve Küba olmak üzere dünyanın tüm mazlum halklarıyla dayanışmamız kesintisiz bir şekilde sürecektir.

Hasta la Victoria Siempre! Zafere Kadar, Daima!

Patrio o Muarte! Ya Özgür Vatan Ya Ölüm!

El Pueblo Unido Jamas Sera Vencido!

Örgütlü Bir Halkı Hiçbir Kuvvet Yenemez!

06 Ocak 2026
Halkın Kurtuluş Partisi
Genel Merkezi

 

UCM’ye gönderdiğimiz ihbar dilekçesinin tam metni aşağıdadır:

ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ SAVCISI’NA

(PROSECUTORS OF INTERNATIONAL CRIMINAL COURT)

SAVAŞ ve SALDIRI

SUÇUNU

İHBAR EDEN                      : Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı

Kızılay Mahallesi İzmir 2 Caddesi No:49/7 Çankaya/ANKARA

VEKİLLERİ                         : Av. Metin Bayyar-Av. Sait Kıran-Av. Azime Ayça Okur

Korkutreis Mahallesi Sezenler Caddesi No:4/15

Çankaya/ANKARA-TÜRKİYE

İHBAR EDİLENLER          : 1- Donald John Trump (Amerika Birleşik Devletleri Başkanı)

2- Pete Hegseth (ABD Savunma Bakanı

3- Marko Rubio (ABD Dışişleri Bakanı)

4- John Ratcliffe (CIA Başkanı)

5- Pam Bondi (ABD Adalet Bakanı)

6- General Dan Caine (ABD Genelkurmay Başkanı)

7- Orgeneral Laura Richardson (ABD Güney Komutanı)

8-Uluslararası hukuka açıkça aykırı olduğu belli olan saldırı ve

kaçırma eylemini uygulayan diğer suçlular

İHBARA KONU OLAYLAR VE İHBAR SEBEPLERİMİZ İLE

ULUSLARARASI HUKUKTA SAVAŞ VE SALDIRI SUÇLARI:

1- 03.01.2026 Cumartesi günü ABD silahlı kuvvetleri tarafından ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatı ile uluslararası hukuk açıkça çiğnenerek Venezuela’ya saldırı düzenlenmiştir. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores kaçırılmıştır. Basına yansıdığına göre ABD’liler tarafından “Mutlak Kararlılık Operasyonu” adı verilen saldırı sırasında 80 Venezuelalı öldürülmüştür.

Uluslararası savaş ve saldırı suçu kapsamındaki ABD saldırısının bir kısım basındaki yansımaları şöyledir:

” ABD Başkanı Trump, “uygun” bir iktidar geçişi sağlanana kadar Venezuela’yı yöneteceklerini söyledi. Ayrıca ABD’nin, Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Rodriguez ile görüştüğünü, Rodriguez’in Yüksek Mahkeme tarafından geçici devlet başkanı ilan edildiğini söyledi. Trump, Rodriguez’in ABD’nin taleplerini yerine getirmeye hazır olduğunu söylese de Rodriguez, Maduro’nun serbest bırakılmasını talep etti ve onun “tek meşru başkan” olduğunu savundu

ABD, Venezuela’ya yönelik bir askeri operasyon düzenleyerek Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu yakaladı. ABD Başkanı Donald Trump, “uygun” bir iktidar geçişi sağlanana kadar ülkeyi yöneteceklerini söyledi.

Venezuela’nın solcu lideri Maduro ve eşi, 3 Ocak günü sabaha karşı düzenlenen bir operasyonda evlerinde yakalanarak ABD’ye götürüldü. Operasyon sırasında askeri üsler de hedef alındı.

Maduro ve First Lady Cilia Flores, New York’ta silah ve uyuşturucu suçlamalarıyla itham edildi.

Trump ayrıca ABD’li petrol şirketlerinin Venezuela’ya gireceğini söyledi ve gerekirse ikinci bir saldırı düzenlenebileceği uyarısında bulundu. Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez ise hükümetin “savunmaya hazır” olduğunu açıkladı.”

(https://www.haberturk.com/abd-maduro-yu-yakaladi-venezuela-da-bundan-sonra-ne-olacak-3850900)

ABD Başkanı Donald Trump 3 Ocak erken saatlerde Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Maduro’nun, başkent Karakas’taki başkanlık sarayından Amerikan askerlerince kaçırıldığını duyurdu. Trump, ilerleyen saatlerde yaptığı basın toplantısında, “güvenli, düzgün ve sağduyulu bir iktidar geçişi sağlanana kadar Venezuela’yı ABD’nin yöneteceğini” ilan etti. Trump, Venezuela petrolünün de ABD petrol şirketlerince işletileceğini söyledi.

Demokrasi Bahanesiyle, Petrol ve NTE

Operasyonu yöneten ABD Güney Komutanı Orgeneral Laura Richardson ise daha 25 Kasım 2025’te yani, abluka sürerken Atlantic Council konuşmasında, Venezuela ve Latin Amerika’da konunun yalnızca kokain ve demokrasi olmadığını, zengin petrol ve altın yataklarının yanısıra Batı orduları ve sanayisine “güç veren” lityum ve diğer nadir toprak elementleri (NTE) olduğunu açıkça söylemişti.

Emperyalist politikalar daha önce hiç bu kadar açık ifade edilmemişti. …

Dolayısıyla ABD’nin Maduro’yu kaçırarak ülkenin ve Venezuela kaynaklarınının kontrolününü alması, ülkeye fiilen el koyması anlamına da geliyor. Trump, dünyada başka hiç bir ülkenin böyle bir askeri operasyonu başaramayacağını öne sürerek, gerekirse Venezuela’ya kara birlikleri de göndererek ikinci bir operasyon yapmaktan çekinmeyecekleri tehdidinde de bulundu. …

Venezuela petrol ve madenlerinin ABD Kontrolüne geçmesi dünya enerji denklemini değiştirecek, NTE zengini Çin’in avantajına karşı güç kazandıracak önemde.

(https://yetkinreport.com/2026/01/03/abd-venezuela-baskanini-kacirdi-ulkeye-el-koydu-darbe-3-0/)

Bu saldırının gerçek amacını ABD Kongre Üyesi Marıa Elvıra Salazar çok net bir şekilde açıklıyor:

Venezuela dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip. Maduro’dan kurtulduğumuz anda ABD şirketleri bayram edecek, trilyon dolarlık bir fırsat.”

2- BM Şartı’nın 2/4. Maddesinde: “Tüm üyeler, uluslararası ilişkilerinde gerek herhangi bir başka devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasal bağımsızlığa karşı, gerek Birleşmiş Milletler’in Amaçları ile bağdaşmayacak herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidine ya da kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar.” denilmektedir.

24 Ekim 1970 tarihinde toplanan 1883. BM Genel Kurulu’nda kabul edilen “BM Antlaşması Doğrultusunda Devletler Arasında Dostça İlişkiler ve İşbirliğine İlişkin Uluslararası Hukuk İlkeleri Konusunda Bildirge” ekinde belirtilen;

“Her devlet uluslararası ilişkilerinde herhangi bir Devletin ülke bütünlüğü ya da siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanma tehdidinde bulunma ya da güç kullanmaktan ya da Birleşmiş Milletler’in amaçlarıyla ters düşen herhangi bir biçimde davranmaktan kaçınmak yükümlülüğündedir. Böyle bir güç tehdidi ya da güç kullanımı uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Antlaşmasının ihlali anlamına gelir ve hiçbir zaman uluslararası sorunların çözümünde bir araç olarak kullanılmamalıdır.  

“Saldırıdan kaynaklanan bir savaş, uluslararası hukuka göre sorumluluğu olan, barışa karşı işlenmiş bir suçtur.

“Birleşmiş Milletler’in amaç ve ilkeleri uyarınca Devletlerin, saldırıdan kaynaklanan savaş lehinde propaganda yapmaktan kaçınma yükümlülüğü vardır.

 

“Her Devletin, başka bir Devletin var olan uluslararası sınırlarını ihlal etmek amacı ile ya da toprak anlaşmazlıkları ve Devletlerin sınırları ile ilgili sorunlar dahil olmak üzere ULUSLARARASI ANLAŞMAZLIKLARIN ÇÖZÜMÜNDE ARAÇ OLARAK GÜÇ TEHDİDİ YA DA GÜÇ KULLANIMINDAN KAÇINMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VARDIR.

“Her Devletin, kendisinin taraf olduğu ya da başka bir şekilde saygılı olmak durumunda olduğu uluslararası bir antlaşma ile oluşturulmuş ya da bu antlaşma gereğince ortaya çıkmış ateşkes sınırları gibi uluslararası sınır tayinlerini ihlal etmek amacı ile güç tehdidi ya da güç kullanmaktan kaçınma yükümlülüğü vardır. Yukarıda belirtilenlerin hiçbiri, kendi özel rejimleri altındaki bu gibi sınırların mevcut durum ve etkileri açısından tarafların konumlarına zarar verecek ya da geçici niteliklerini etkileyecek şekilde yorumlanamaz.

“Devletlerin güç kullanımını içeren misilleme hareketlerinden kaçınma konusunda bir yükümlülükleri vardır.

“Her Devlet, eşit haklar ve kendi geleceğini tayin etme ilkelerinin işlenmesi sırasında sözü edilen halkları, kendi geleceklerini tayin etme, özgürlük ve bağımsızlık haklarından yoksun bırakan herhangi bir zora dayalı eylemden kaçınma yükümlülüğüne sahiptir.

“Bir Devletin toprağı, Antlaşmanın hükümlerine aykırı bir biçimde güç kullanılmasından kaynaklanan askeri işgalin hedefi olmamalıdır. Bir Devletin toprağı, güç tehdidi ya da güç kullanılması sonucunda, bir başka devletin ele geçirme hedefi olmamalıdır. Güç tehdidi ya da güç kullanılması sonucunda sağlanan hiçbir toprak kazanımı yasal olarak kabul edilmeyecektir.” şeklindeki ilkelere aykırı olduğu açıktır. ABD silahlı güçleri Birleşmiş Milletler Üyesi egemen bir devlet olan Venezuela’ya saldırmış, meşru devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’i kaçırmıştır. Bu ULUSLARARASI HAYDUTLUKTUR. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores yaşamsal tehlike altındadır. Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından koşulsuz olarak serbest bırakılmaları için derhal karar alınmalıdır.

Bir başka anlatımla, 42 yıl önceki BM toplantısında kabul edilen bu ilkelerin bütün üye ülkeleri bağlayıcı hükümleri ortadayken, ABD adına yetki kullanan faillerin kendilerini bu taahhütlerle bağlı hissetmemesi, tümüyle uluslararası hukuku tanımamalarından kaynaklanmaktadır.

3- ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ’nin temel uluslararası hukuksal dayanağı olan ROMA STATÜSÜ giriş bölümünde:

“Bu Statü’ye taraf devletler,

Bütün insanların ortak bağlarla birleştiği, ortak bir miras dahilinde kültürlerinin bir araya geldiği ve bu hassas mozaiğin her an dağılabileceğinden endişe duyulduğunun bilincinde olarak,

Bu yüzyıl süresince milyonlarca çocuk, kadın ve erkeğin, insanlık vicdanını derinden etkilemiş, hayal edilemeyen katliamların kurbanı olduğunu akılda tutarak,

Bu tür ağır suçların, dünyadaki barış, güvenlik ve esenliği tehdit ettiğini kabul ederek,

Uluslararası toplumu bir bütün olarak yakından ilgilendiren, en ciddi suçların cezasız kalmaması ve ulusal düzeyde ve uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi suretiyle, bu suçların etkin bir şekilde kovuşturulmasının, güvence altına alınması gerektiğini teyit ederek,

Bu suçların faillerinin, cezasız kalmasına son verme ve böylece bu tür suçları önleme konusunda kararlı olarak,

Uluslararası suçların sorumluları üzerinde yargı yetkisinin kullanılmasının her devletin görevi olduğunu anımsayarak,

Birleşmiş Milletler Şartı Amaç ve İlkeleri ile özellikle tüm devletlerin, herhangi bir devletin toprak bütünlüğü ve siyasi bağımsızlığına karşı güç veya tehdit kullanmaktan veya Birleşmiş Milletler Amaçlarına uymayan müdahalelerden kaçınmaları gereğini tekrar teyit ederek,

BU BAĞLAMDA STATÜNÜN HİÇBİR MADDESİNİN, HİÇBİR DEVLETE BAŞKA BİR DEVLETİN İÇİŞLERİNE YA DA SİLAHLI ÇATIŞMALARINA KARIŞMA YETKİSİ VERMEDİĞİNİ VURGULAYARAK,

Şimdiki ve gelecek nesillerin iyiliği için, uluslararası toplumu bir bütün olarak ilgilendiren, en ciddi suçlar üzerinde yargı yetkisi olan, Birleşmiş Milletler Sistemi ile ilişki içinde, bağımsız ve daimi bir Uluslararası Ceza Mahkemesi kurulması konusunda kararlı olarak,

Bu Statü altında kurulacak olan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin, ulusal ceza yargı yetkisinin tamamlayıcısı olduğunu vurgulayarak,

Uluslararası adaletin uygulanacağına ilişkin, sonsuz güveni sağlama konusunda emin olarak,

Aşağıdaki hususlarda mutabık kalmışlardır” denilmiştir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi bu Statü ile kurulmuştur.

Mahkemenin kuruluşunu düzenleyen 1. Maddesi ise: “Mahkeme, daimi bir kurumdur ve bu Statüde sözü edilen, ULUSLARARASI TOPLUMU İLGİLENDİREN EN CİDDİ SUÇLARI İŞLEYEN KİŞİLER ÜZERİNDE, YARGI YETKİSİNE SAHİPTİR ve ulusal ceza yargı yetkisini tamamlayıcıdır. Mahkemenin yargı yetkisi ve işlevleri bu Statü hükümleri çerçevesinde belirlenir.” Düzenlemesini havidir.

Mahkemenin Yargı Yetkisine Giren Suçlar başlıklı 5. Maddesi ise

“Mahkemenin yargı yetkisi, uluslararası toplumu bir bütün olarak ilgilendiren en ciddi suçlar ile sınırlıdır. Mahkeme, bu Statü’ye uygun olarak, aşağıdaki suçlar hakkında yargı yetkisine sahiptir:

(a) Soykırım suçu;

(b) İnsanlığa karşı suçlar;

(c) SAVAŞ SUÇLARI;

(d) SALDIRI SUÇU.” Şeklindedir.

Roma Statüsü’nün “Saldırı suçu” başlıklı 8. Maddesi ise şöyledir:

“Madde 8: Saldırı Suçu

  1. Bu statünün amacı bakımından “saldırı suçu”, bir Devletin siyasi veya askeri eylemlerini etkili biçimde kontrol edebilme veya yönetebilme konumunda bulunan bir kimse tarafından, karakteri, ağırlığı ve boyutu itibariyle Birleşmiş Milletler Şartı’nı açıkça ihlal eden bir saldırı fiilinin planlanması, hazırlanması, başlatılması veya icrasını ifade eder.
  2. Paragraf 1’in amacı bakımından “saldırı fiili”, bir Devlet tarafından, bir başka Devletin egemenliğine, toprak bütünlüğüne veya bağımsızlığına karşı veya Birleşmiş Milletler Şartı’na aykırı başka şekillerde silahlı kuvvet kullanılmasıdır. Aşağıdaki eylemlerden her biri, SAVAŞ İLAN EDİLMİŞ OLUP OLMAMASINA BAKILMAKSIZIN, BM Genel Kurulu’nun 14 Aralık 1974 tarih ve 3314(XXIX) sayılı kararına uygun olarak saldırı fiili biçiminde değerlendirilir:

(a) Bir Devletin silahlı kuvvetlerince, bir diğer Devletin topraklarına yönelik olarak yapılan istila veya taarruz ya da ne kadar geçici olsa da, bu tür bir istila veya tarruzdan kaynaklanan her hangi bir askeri işgal veya kuvvet kullanarak başka bir Devletin topraklarının tümünün ya da bir bölümünün ilhakı;

(b) Bir Devletin silahlı kuvvetleri tarafından, başka bir Devletin ülkesine karşı yapılan bombardıman veya bir Devlet tarafından DİĞER DEVLETİN ÜLKESİNE KARŞI GERÇEKLEŞTİRİLEN HERHANGİ BİR SİLAH KULLANIMI;

(c) Bir başka Devletin silahlı kuvvetleri tarafından, bir Devletin limanlarının veya kıyılarının ablukaya alınması;

(d) Bir Devletin silahlı kuvvetleri tarafından, bir başka Devletin kara, deniz veya hava kuvvetlerine ya da deniz ve hava filolarına saldırı;

(e) Kabul eden Devletle yapılan bir anlaşma uyarınca o Devletin ülkesinde bulunan bir Devletin silahlı kuvvetlerinin, o anlaşmada belirtilen koşullara aykırı olarak kullanılması veya anlaşmanın sona ermesinden sonra da bu topraklardaki varlığını devam ettirmesi;

(f) Topraklarını başka bir Devletin kullanımına tahsis eden bir Devletin, topraklarının diğer Devlet tarafından üçüncü bir Devlete karşı bir saldırı eyleminde kullanımına izin vermesi;

(g) Bir başka Devlete karşı yukarıda sayılan fiiller düzeyinde silahlı kuvvet eylemleri gerçekleştiren silahlı çetelerin, grupların, düzensiz birliklerin veya paralı askerlerin bir Devlet tarafından veya bir Devlet adına gönderilmesi ya da o Devletin bu eylemlere önemli ölçüde katılması.”

Yukarıda anlatılan biçimde, ABD adına yetki kullanan şüphelilerin müşterek emir ve planlarıyla egemen devlet Venezuela’ya saldırılması ve meşru devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in kaçırılması, açıklamalara göre 80 Venezuela vatandaşının öldürülmesi “SAVAŞ SUÇU” ve “SALDIRI SUÇU” kapsamında bulunduğundan, bu Uluslararası suçun yargılanmasında yetkili/görevli makam Uluslararası Ceza Mahkemesi olduğundan, Uluslararası Mahkemenin amacındaki “Bu suçların faillerinin, cezasız kalmasına son verme ve böylece bu tür suçları önleme konusunda kararlı olmak” vurgusu dahilinde, şüphelilerin yargılanmasını talep etmek üzere mahkemeniz savcılığına başvurma zorunluluğu doğmuştur.

Venezuela Bolivar Cumhuriyeti yasal devletinin kendi topraklarındaki egemenlik hakkına rağmen Trump’ın yaptığı basın toplantısında “güvenli, düzgün ve sağduyulu bir iktidar geçişi sağlanana kadar Venezuela’yı ABD’nin yöneteceğini” ilan etmesi ve Venezuela petrolünün de ABD petrol şirketlerince işletileceğini ve gerekirse ikinci bir saldırı düzenlenebileceği” tehdidinde bulunması ULUSLARARASI HAYDUTLUKTUR. Yine Trump’ın Geçici Venezuela Devlet Başkanı yetkisini kullanan Delcy Rodríguez’ê yönelik” Doğru olanı yapmazsa muhtemelen Maduro’dan daha büyük bir bedel ödeyecek.” Tehdit içeren sözleri saldırıyı boyutlandırma tehlikesi oluşturmaktadır.

ROMA STATÜSÜNÜ ONAYLAMIŞ OLSUN YA DA OLMASIN, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SÖZLEŞMESİ VE CENEVRE SÖZLEŞMESİ KAPSAMINDA, ULUSLARARASI SAVAŞ HUKUKU TÜM DEVLETLER İÇİN BAĞLAYICIDIR.

Dünya yeni bir HİTLER ile adım adım tanışmaktadır. Uluslararası Ceza Mahkemesi yetkisini kullanmadığı takdirde Trump ve suç ortaklarının insan hakları, ulusal egemenlik, hukuk, etik, sözleşme, uluslararası ilkeler tanımaz saldırganlığı Latin Amerika’da yeni ve büyük bir savaşı inşa etmektedir.

UCM Savcısı, ivedi olarak anlatılan uluslararası saldırı/kaçırma ve işgal suçları için dava açmalıdır.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’in koşulsuz olarak serbest bırakılmaları için derhal karar alınmalı, gerekli zorlayıcı tedbirler uygulanmalıdır.  

Her durumda, Venezuela’nın egemen/yurtsever Halkının ABD savaş suçlularını yeneceğine inancımız tamdır. Ancak bu milyonların canı pahasına olacaktır.

Bu nedenlerle Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısını göreve çağırıyoruz.

                                                                                                               06.01.2026

HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ

Vekilleri

Av. Metin BAYYAR                        Av. Sait KIRAN                   Av. Azime Ayça OKUR