HKP İzmir İl Örgütü olarak ABD Emperyalizminin başkanı Faşist Bunak Trump’ın Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik alçakça saldırısını İzmir’de protesto ettik. 3 Ocak Cumartesi günü Konak Tramvay İstasyonunda bir araya gelen Partili Yoldaşlarımızla, açtığımız pankartlar ve attığımız sloganlarla ABD Emperyalizmini protesto ederken Venezuela Halkıyla da dayanışma duygularımızı dile getirdik. Burada partimiz adına Genel Sekreter Yardımcımız ve İzmir İl Başkanımız Av. Tacettin Çolak Yoldaş’ımız bir açıklama yaptı. Tacettin Çolak, sık sık sloganlarla kesilen konuşmasında şunları söyledi:

“1991’den bu yana, Sosyalist Kampın ve Sovyetler Birliği’nin çöküşünden bu yana Batılı Emperyalistler yani ABD Emperyalist Çakalı ve Avrupa Birliği Emperyalistleri, dünyayı babalarından kendilerine miras kalmış bir ganimet olarak görmekteler. Onun için kendilerine karşı Antiemperyalist bir duruş sergileyen, emperyalizmin Ortadoğu’da, Balkanlar’da hatta Latin Amerika’daki oyunlarına dik duran ülkelere bin bir türlü yalanla, dolanla saldırıyı kendilerine hak görüyorlar.
İşte bu saldırılardan bir tanesini bugün Venezuela’da Latin Amerika’da yaşadık. Bu alçak, namussuz bunak Trump, “Bizim petrollerimize el koydular”, diyerek alçakça, namussuzca saldırılarına gerekçe yapıyor.
Egemen bir devletin petrolleri, zengin kaynakları ne zamandan beri senin oluyor?
Bunlar daha önceki saldırılarını hayata geçirirken de benzer yollara başvurdular. Birinci Körfez Savaşı’nda Irak’ı işgal ederken de Saddam’ın nükleer silahları olduğu yalanını söylediler. Hatta Afganistan’da kendi yetiştirdikleri Taliban’ı da kendilerine karşı olduğundan devirmek için 11 Eylül 2001 yılında İkiz Kuleler saldırısını alçakça planladılar. Kendi insanlarını bilerek ölüme gönderdiler. Bizzat Amerikan savaş stratejistlerinin deşifre ettiği gibi 11 Eylül saldırısı BOP’un hayata geçirilmesi için tezgahlanmış bir saldırıdır. Oysa bu saldırıyı önleyecek güçleri ve zamanları da vardı. Ancak bunlar kendi halklarına da düşman oldukları için bu katliamı kendi halklarına yaşattılar.
Bu alçaklar sürüsü Amerika’da Kızılderililerin katliamından bu yana suç işleyen bir devlettir. Yanı başımızda Gazze’de soykırım yaptılar dünyanın gözü önünde. Ve utanmadan o alçak bunak Trump diyor ki, “Gazze’yi yeniden imar edeceğiz, turizm merkezi yapacağız.” Şerefsiz pezevenk, sen hangi hakla başka ülkenin topraklarını kendine göre turizm merkezi yapıyorsun? Önce yakıp yıkıyorsun, sonradan kurtarıcı olarak ortaya çıkıyorsun. Tıpkı Balkanlar’da olduğu gibi Yugoslavya’da on yıllarca kardeşçe yaşayan halkları önce birbirine kırdırdılar, sonra da kurtarıcı olarak ortaya çıkıp Yugoslavya’dan yedi tane devletçik çıkardılar. Amaçları dünyayı bin parçalı eyalet devletçikler haline bölüp, dünyanın doğal zenginliklerini sömürebilmektir.
Venezuela’ya yapılan bugünkü saldırı da bundan başka bir amaç taşımaz. Venezuela dünya petrol rezervlerinin en kalitelisine sahip ve dünya petrolünün %17’sini elinde bulunduruyor. Bunun yanında zengin madenleri var. İşte buna konmak istiyor bu alçaklar.
Aslında o topraklar, işgalcileri yüz yıllar öncesinden de gördü. 1881’de iki yüz yıldan fazla o işgalcilerle mücadele ettiler. 1902 yılında Venezuela’yı tekrar işgal eden emperyalistlere karşı zamanın devlet başkanı Sipyano Katman’ın dediği gibi “Yabancının küstah ayağı Venezuela’nın topraklarını kirletmek istiyor”.
Bugün yapılan açıklamada ABD’ye kaçırılan Maduro’nun uyuşturucu ticaretinden dolayı yargılanacağını söylüyorlar.
Be hey alçaklar, be namussuzlar, dünyanın baş uyuşturucu tacirliğini yapan sizler değil misiniz? Dünya halklarına kan kusturan ve insanlığa karşı suç işleyen sizler değil misiniz? Asıl yargılanacak olan sizlersiniz. Birleşmiş Milletlerin de aslında göstermelik bir örgüt olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Gazze Katliamında öyleydi, Libya’da öyleydi, Suriye’de öyleydi, Irak’ta öyleydi, Yugoslavya’da öyleydi. Birleşmiş Milletler maalesef güçlü devletlerin yönlendirmeleriyle, talimatlarıyla hareket eden göstermelik bir örgüt haline gelmiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde temsil edilen Rusya da Çin de bu alçakça saldırı karşısında net tutum sergilememektedirler, hesap-kitap yapıyorlar. Suriye’yi satışa getirdi bu ülkeler. Çin ekonomik olarak kendi hegemonyasını daha da güçlendirmek için ABD ile yaptığı anlaşmalarda başının rahat etmesi için bu saldırılar karşısında sessiz olmaktadır. Oysa dağılmadan önce bürokratizme kaymış haliyle bile Sovyetler Birliği’nin varlığı dünya halkları için bir sigorta görevi görüyordu. Küba’yı 1959’dan sonra işgal etmek isteyen ABD’ye karşı caydırıcı bir güç oluşturuyordu Sovyetler Birliği’nin varlığı. 60’lı yıllarda Çekoslovakya’ya asker çıkarmak isteyen Batılı Emperyalistlere karşı caydırıcı güçtü Sovyetler Birliği’nin varlığı. Ama şimdi maalesef halkların yeraltı ve yerüstü zenginlikleri üzerine pazarlıklar yapılmaktadır.
İşte o nedenle küçük-büyük demeden bu ülkelerin antiemperyalist bir duruşla bu alçaklar sürüsüne karşı mücadele etmesi gerekir. Ortadoğu’da İsrail’e karşı duran egemen devlet Suriye’nin yıkılması nelere mal oluyor? Esad karşıtlığı yaparak Netanyahu ile birlikte Esad’ı devirenler bugün Türkiye’de İsrail karşıtı timsah gözyaşı döküyorlar içerde halkı kandırmak için. Esad’ın devrilmesiyle birlikte güneyde İsrail güçleri Şam’a 15 kilometre kadar yaklaşmış durumda. Artık Şam’daki her türlü hareketi takip eder noktaya gelmiştir. Dolayısıyla Filistin Halkının yıllardır gerçek destekçisi olan BAAS’çı Antiemperyalist önderliklerin yıkılmasının başta Arap Halkları olmak üzere, Türk Halkının, Kürt Halkının ve diğer mezhepten insanların Dürzi’siyle, Alevi’siyle ne kadar zararına olduğunu yaşayarak gördük değil mi?
İşte bugün İsrail’i kınamakla yetinip Amerika’ya ses çıkarmayanlar, bugünkü AKP’giller bu saate kadar Venezuela’daki saldırıya karşı tek kelime edememiştir. Müzik notası dahi verecek cüreti gösterememiştir. O nedenle biz hep diyoruz Türkiye’de 1950’den bu yana bütün iktidarlar Amerikancıdır, Amerika tarafından iktidara getirilmişlerdir. Son dönemlerde artık muhalefeti de Amerika dizayn etmektedir. Muhalefet de üretilmiş bir muhalefet olarak dünya halklarının başına örülen bu çoraplara bu katliamlara sessiz kalmaktadır. Çünkü bu iktidar devrilirse kendisini de iktidara getirecek olanın Amerika olduğunu biliyor.
Bir de Amerikan silahlarıyla, Amerikan mühimmatlarıyla Ortadoğu’da, Kuzeydoğu Suriye’de, Amerika’nın kara gücü olanlar var ya, onlar da Amerika’dan beklenti içerisinde, kendilerine bir yeni İsrail devletçiği kurulması sevdasındadır. Bugünkü sözde “Terörsüz Türkiye Komisyonu” dedikleri BOP Komisyonu da bu amaca hizmet etmektedir. O nedenle emperyalizme güvenerek, emperyalizmin desteğiyle bağımsızlık da gelmez hiçbir halka, barış da gelmez, insan hakları da gelmez. Bunu anlamak zorundayız.
Partimiz Halkın Kurtuluş Partisi, ilk Genel Başkan’ımız Hikmet Kıvılcımlı’dan devraldığı teorik ve pratik mirasla bu kavgasını, başta ABD-AB Emperyalizmi gelmek üzere, Ortaçağcı İrticaya karşı yürüttüğü mücadelesini, tüm halklara karşı yöneltilen emperyalist saldırılar karşısında anında gösterdiği refleks tepkilerle sürdürmektedir. Sürdürmeye de devam edecektir. Çünkü biliyoruz, tek bir Arap ulusunu 21 parçaya bölen, Latin Amerika halklarını 15 parçaya bölen bu emperyalist haydutlar ancak güçlü ulus devletler karşısında geriletilebilir. Onları geriletecek olan güçlü ulus devletlerdir. Bu nedenle sayın Genel Başkan’ımızın Hikmet Kıvılcımlı’dan devraldığı teoriyi geliştirerek Edirne’den Çin Seddi’ne kadar Türk-Kürt Halk Cumhuriyetini önermesi, bu güçlü ulus devletlerin ortaya çıkmasının bir taktik adımıdır.
Latin Amerika’da, Karayipler’de Antiemperyalist mücadele geleneğinin olduğunu biliyoruz. Venezuela halkı geçmişte Chavez gibi bir önderini yine rehin alan karşı devrimcilere karşı da etkili mücadelesini göstermiş, liderlerini onların elinden almıştır. Şu anda Venezuela’da İçişleri Bakanının, Savunma Bakanının direniş çağrıları yaptıklarını izlemekteyiz. Bunlar umut verici gelişmelerdir. Ancak uluslararası alanda Venezuela’ya karşı tam bir destek olmaması ve Amerikan Emperyalizminin BM Sözleşmesine aykırı askeri harekatının teşhir edilmemesi, karşı durulmaması karşısında maalesef Venezuela halkının durumunun çok parlak olmadığını söylemek durumundayız. Bir şeye daha dikkat çekelim. Böyle bir saldırının geleceği aylar öncesinden zaten belliydi. Denizden kuşatma altına alınmış Venezuela’da, balıkçılara yapılan saldırılar ve katliamlar da belliydi. Bunun karşısında Venezuela Devletinin, başta Devlet Başkanı olmak üzere önlemlerini almaması, bu askerî harekâtı etkisiz kılmak için planlar yapmaması onların eksikliğidir. Ama bütün bunlar bizim Maduro liderliğindeki Venezuela direnişini desteklememiz için bir sorun değildir. Venezuela Halkının Bolivarcı, Mirandacı direnişini Halkın Kurtuluş Partisi olarak selamlıyoruz. Türkiye’den onlara enternasyonalist dayanışmamızı ilan ediyoruz. Son olarak şunu söylüyoruz: ‘Katil ABD ve AB Ortadoğu’dan, Türkiye’den, Latin Amerika’dan, Mazlum Halklardan elini çek!’ diyemeyen her siyasi, her aydın, her gazeteci ya gafildir ya haindir ya korkaktır.”

Eylem sırasında sık sık “Katil ABD Venezuela’dan Defol”, “Venezuela Halkı Yalnız Değildir”, “Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi”, “Gün Gelecek Devran Dönecek ABD Halklara Hesap Verecek”, “Örgütsüz Halk Köle Halktır, Örgütlü Halk Yenilmez”, “Katil ABD Ülkemizden Defol”, “Katil ABD Ortadoğu’dan Defol”, “Emperyalistler, İşbirlikçiler, Geldikleri Gibi Gidecekler” sloganları atıldı.
3 Ocak 2026
HKP İzmir İl Örgütü