Genelgeleriniz Yok Hükmündedir! Sokaktaki Patili Dostlarımızı Beslemeye Devam Edeceğiz!

Genelgeleriniz Yok Hükmündedir!
Sokaktaki Patili Dostlarımızı Beslemeye Devam Edeceğiz!

Değerli Halkımız,

Bildiğimiz üzere yakın geçmişte İstanbul Ankara Valilikleri ve Erdemli Belediyesi tarafından sokak hayvanları ile ilgili bir genelge yayımlandı. Bu genelgede, kamusal alanlarda köpeklerin “kontrolsüz şekilde beslenmelerini” yasaklayan bir karar açıklandı. Genelgeyle birlikte İstanbul’da sağlık ve eğitim kurumları, havalimanları, ibadethaneler, park, bahçe, yol kenarları ve oyun alanlarında sokak köpeklerinin “kontrolsüz beslenmelerine müsaade edilmemesi” istendi. Gerekçe olarak ise “Haşere ve kemirgen popülasyonundaki artışın, çevresel kirliliği ve ekolojik denge bozulmalarının önüne geçmek; ayrıca halk sağlığı ve güvenliği açısından karşılaşılabilinecek riskleri azaltmak amacıyla…” ifadeleri kullanıldı.

Ayrıca İstanbul Valisi kedilerle ilgili de yaptığı açıklamada, ‘’İstanbul’da kediler fare yakalamıyor. Kediler mamayla besleniyor, fareler kedilerle birlikte mama yiyor. Bunu ortadan kaldırmak gerekiyor. Bu kedileri toplayalım demek değil. Her önüne gelenin önüne ilk gelen yerde mama vermemesi lazım’’ ifadelerine yer verdi. Bu açıklamalar, sokak hayvanlarının yüzyıllardır bu topraklarda insanlar ile beraber ortak bir zeminde yaşadığını göz önüne alarak yapılmış gibi görünmüyor. Dahası, bilimsel bir temele oturtulmadan, sorun olarak addedilen durumların ‘çözümlerine’ ulaşılması da mümkün değil. Ayrıca bu yaklaşım, binlerce yıl önce evcilleşmiş ve insanlar tarafından beslenen hayvanların aç ve susuz bırakılmasını teşvik etmek anlamına geliyor.

Oysa 5199 sayılı Kanun’un Yasaklar başlığı altında 14. maddesinin (a) bendi son derece açıktır: “Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek yasaktır.” Bu nedenle besleme faaliyetlerinin tamamen kaldırılması veya aşırı ölçüde sınırlandırılması, yürürlükteki mevzuat hükümleriyle çelişmektedir ve uygulanabilir bir idari seçenek özelliği de taşımamaktadır. Bu sebeple, bu yasak uygulanabilir bir seçenek olmadığı gibi; halihazırdaki mevzuat ile çelişen bir içeriğe sahiptir.

Bilimsel veriler, sahipsiz hayvanlarda düzenli ve kontrollü beslemenin bağışıklık sistemini desteklediğini; enfeksiyon riski, agresyon ve kontrolsüz alan değiştirme gibi davranışsal sorunları azalttığını net bir biçimde göstermektedir. Buna karşın besleme faaliyetlerinin sınırlandırılması, hayvanların farklı bölgelere yönelmesine, stres davranışlarının artmasına ve hastalık riskinin yükselmesine neden olarak toplum sağlığı ve kentsel risk yönetimi açısından olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Kanunen koruma altında olan bu hayvanları aç bırakmak yalnızca hukuka aykırı olmasıyla değil, aynı zamanda bilimsel verilerle de çelişmektedir.

Üstelik hayvanları korumak, kollamak ve beslemek toplumumuzun çok köklü bir kültürü ve yerleşik bir geleneğidir. Araştırmalar, kedilerin bulundukları bölgelerde fare popülasyonunu sınırlayan en etkili unsurlardan biri olduğunu ortaya koymaktadır. Kediler, alan hâkimiyeti sayesinde farelerin çoğalmasını ve insan yerleşimlerine yaklaşmasını engellerler. İstanbul’un kedileri, yüzyıllardır bu ekolojik dengeyi koruyan bir unsurdur. Üstelik şehirlerde kediler ve köpeklerin birlikte varlığı, fare hareketlerinin kontrolünde daha da etkili sonuçlar vermektedir. Kedi ve köpek popülasyonun yok edildiği ülkelerde artan fare popülasyonunun önemli sorunlara yol açtığı bilinmektedir, bunun çeşitli örnekleri kimi Avrupa ülkelerinde bugün dahi yaşanmaktadır.

Dahası, halk arasında sıçan olarak bilinen hayvanlar gece aktif olurlar ve genellikle kedilerden değil köpeklerden korkarlar. Yine sanıldığının aksine kediler genellikle karnını doyurmak için değil genetik kodları gereği avcılık içgüdüsüyle fareleri yakalarlar. Yaygın olarak kullanılan “kedinin fareyle oynaması” deyimi bu gözleme dayanmaktadır. Bu gerçekler ışığında kedilere mama verilmemesinin, kedilerin fareleri yemesiyle doğrudan ilişkilendirilmesi mümkün değildir. Açıklamada bahsedilen “Kedi beslemek isteyen evinde beslesin” anlayışı ise toplumumuzun gerçekleriyle bağdaşmamaktadır. İstanbul’da on binlerce sahipsiz kedi vardır; bunların tamamının ev ortamına alınması mümkün değildir. Ayrıca kedilerin doğası gereği toplatılmaları ve kapalı bir yaşam alanına zorla alınmaları, doğru da değildir. Halkımızın sevgi dolu insanları tarafından gönüllü bir şekilde yüzyıllardır olduğu gibi beslemelerin devam etmesi ancak kanunen görevli kurumların görevine yardımcı olabilecek bir eylemdir. Ne fare sorunu kedileri aç bırakarak çözülebilir-bilakis, hızlı üreme kabiliyetine sahip fare popülasyonu daha da artacaktır- ne de sokakta yaşayan köpekler aç bırakılarak, onların  yaşam haklarına kast edilerek bakımları ve yaşama alanları konusunda hayvan refahı ve toplum sağlığını beraber gözeten net bir sonuca ulaşılabilir.

Çözüm ise nettir: Bilimsel, sürdürülebilir bir planlamayla kısırlaştırma, aşılama ve bakım çalışmalarını güçlendirmektir. Sahipsiz hayvanlar açlıkla ve korkuyla sınanmamalı; sevgiyle, bilimle ve yasayla korunmalıdır. Sınıflı toplumun tüm canlılara dayattığı bu sömürü düzeninde sokak hayvanları da ne yazık ki üstlerine düşen payı almaya devam etseler de, yüzyılların kültürü ve devrimci kişiliğimizin niteliği gereği tüm canlılara duyduğumuz sevgimiz var oldukça bizler, Halkçı Doğa ve Hayvanseverler olarak mücadelemizi zaferle taçlandırana dek durmayacak ve tüm canlarımız için, onların yaşam hakları için, aç ve susuz bırakılmalarını engellemek için, toplumumuzda insanlığı koruyabilmek için var gücümüzle mücadeleye devam edeceğiz!..

27.12.2025
Halkçı Doğa ve Hayvanseverler