“DERS” ZİLİ DE ÇALIYOR, DERT ZİLİ DE!

“DERS” ZİLİ DE ÇALIYOR, DERT ZİLİ DE!

Yeni bir Eğitim-Öğretim Yılı başlıyor: Ders zili çalıyor.

Bir yanda işsizlik-pahalılık-zam-zulüm artmış, diğer yanda Laik Cumhuriyet yıkılıyor, Vatan elden gidiyor: Dert zili çalıyor.

Pekiyi biz emekçi halk, ezilen-sömürülenler olarak gereken dersi verdik mi bizi dertlendirenlere?

Ne yazık ki hayır!

O halde bir avuç sömürgene ders verme vakti geldi geçiyor bile…

İş bulup da çalışabilenler bakımından ortalama işçi ücretinin Asgari Ücrete eşitlendiği yani 28 bin 75 lira 50 kuruş; işsizlik TÜİK ‘in gerçeği yansıtmayan Temmuz 2026 istatistiklerine göre yüzde 7,9; Birleşik Metal İş Sendikasının araştırmasına göre yüzde 28,8; çalışmak istemesine rağmen iş bulamayanların sayısı 5,1 milyon kişi, resmi işsizlerin yüzde 83’ü işsizlik ödeneğinden yoksun. Bu ülkede gel de çocuk okut.

Ebeveynlerin kaygısı büyük! Derin!

İlkokul öğrencisinin asgari kırtasiye ve temel okul ihtiyacı 5 bin 65 TL, kıyafet ve ayakkabı gideri 6 bin 500 TL, servis ücretlerinin ortalama 8 bin TL olduğu düşünülürse yani toplamda bir asgari ücret bedeli sadece bir çocuk için harcanıyor. Birden fazla çocuğu öğrenci olan ailelerin bu giderleri karşılayabilmesi mümkün değil!

Kısacası; “Derin yoksulluk koşullarında yaşayan çocukların evlerinde okul hazırlıklarına yönelik ‘tatlı bir telaş’ yok.” Nasıl olsun ki:

Okullarımız okul olmaktan çıktı, Muaviye-Yezid günümüzdeki adıyla CIA-Pentagon dininin afyonlarıyla sorgulayamaz-düşünemez dindar ve kindar nesillerin yetiştirildiği Peşaver Medreselerine dönüştürüldü. Okullara eğitim-öğretim giremiyor ama okullarımızda Dırâr Mescitleri açılıyor Valilik Genelgeleriyle.

Evet aileler telaş ediyor. Ama bu telaşları tatlı, sevinçli bir telaş değil.

Çocuk İşçiliğin yasal kılıfa büründürüldüğü bir AKP’giller projesi olan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM)’lerde 2024-2025 öğretim yılı içerisinde en az 72 çocuk çalışırken iş cinayetine kurban gitti.

Çocuklarımız güvende değil, Aileler nasıl telaş etmesin?

Çocuklarımızın kaldıkları yurtlarda yaşam güvencesi yok, yangınlarda katlediliyor, intihara sürükleniyorlar. Aileler nasıl telaş etmesin, kıyamadıkları, uğruna canlarını verecekleri çocuklarının eğitim-öğretim için gittikleri okullarda güvencesiz, korunaksız okuyacakları şüphesi yaşarken.

Bu ülke AKP’giller iktidarında gördü; Siverek’te, Kahramanmaraş’ta, okulların kan gölüne döndüğünü, elleri kalem, kitap tutması gereken gençlerimizin, çocuklarımızın ellerine silahlar aldığını, ellerine silahlar verildiğini.

Ayaklarına taş değmesin diyerek büyüttükleri çocuklarının gittiği okuldan nasıl geleceğinden, daha doğrusu gelip gelmeyeceğinden şüphesi olan Aileler tatlı bir telaş içerisinde olabilir mi?

Çocuklar beslenemiyor. Okullarda bir öğün ücretsiz yemek teklifleri AKP ve MHP oylarıyla reddediliyor. Kendileri Meclisin ceylan derisi koltuklarında oturup Meclis lokantasından 66-100 TL arası fiyatlardaki etli yemekleri ve kavurmaları mideye indirirken, bizim çocuklarımız okullarda bundan çok daha pahalıya yedikleri tavuk dönerlerden zehirleniyor. Birçok çocuğumuz okul kantinlerinin yanına bile yaklaşamıyor. Okula aç gidip eve aç dönen çocuklarımız var. Temiz içme suyuna dahi erişemiyor çocuklarımız.

Aileleri nasıl acı bir telaş almasın?

Milyonlarca aile açlıkla yüz yüze iken, AB-D Emperyalistleri ve onların Yerli işbirlikçileri tarafından Laik Cumhuriyetimiz yıkılarak, Vatanımız BOP çerçevesinde en az 3 parçaya bölünmek için kilidin “anahtarı” “Çerçeve Yasa” adı altında çevrilmişken, buna dair uygulama talimatı en son 7-8 Temmuz 2026 tarihinde ülkemizde gerçekleştirilen NATO Zirvesinde verilmiştir.

NATO Zirvesinin ülkemize ekonomik külfeti 11 milyar 578 milyon 319 bin TL. Yani Türkiye’de çalışan 7 milyon asgari ücretlinin 2.5 aylık toplam gelirine denk. DİSK-AR ve Eurostat gibi kuruluşların TÜİK verilerine dayanarak yaptığı hesaplamalara göre, Türkiye’de yaklaşık 11,2 milyon kişi asgari ücret veya bu seviyeye çok yakın bir ücretle çalışmaktadır. Bu sayı, çalışanların yarısından fazlasını kapsamakta.

İşte bu rakamlar, sömürgenlerin yani bir avuç azlık, sayısı 4-5 bini geçmeyen modern ve antika sermaye sınıfının hem de ülkemizi parçalamak niyetiyle gelenlere biçtiği değer ile sömürülenlere biçtiği değer arasındaki uçurumu açıkça gösteriyor.

Bu, sorunun açık ekonomik ve siyasi yönü.

Peki buna isyan etmemek nasıl mümkün olmuyor?

Bir de eğitim-öğretim müfredatı bakımından bakalım hali pür melalimize.

AKP’giller 25 yıllık iktidarları boyunca çocuklarımızın ömürlerini cemaat-tarikat evlerinde talan ettiler. Şimdi de “Terörsüz Türkiye” diye süsledikleri ve ülkemiz için Yeni Sevr demek olan, hem de Sevr’in yıldönümü olan günde Meclisten geçirdikleri Yasa çerçevesinde Mustafa Kemal, İnönü ve silah arkadaşları önderliğinde kurulan Laik Cumhuriyet’in Devrim Yasalarına aykırı genelge ve tüzüklerle çocuklarımızın aydınlık, pırıl pırıl beyinlerini kamusal alanda da zehirleyip uyuşturmayı iyiden iyiye meşrulaştıracaklar. Böylelikle ulusal değerlerden uzaklaştırılacak, ümmet zihniyeti yerleştirilecek yeni nesil inşa edilecek.

Yani açlıkla ve Ortaçağcı anlayışla terbiye edilen, isyan etmeyi bırakın isyanı düşünemeyen kul kişilikler, AB-D Emperyalistlerine ve onların yerli işbirlikçilerine yetiştirilecek.

İşte halkımız, bugün içinde bulunduğumuz kara günler aslında köprüden önceki son çıkıştır. Ya İkinci Kurtuluş Savaşı vereceğiz ve kendimizi ve gelecek nesilleri kurtaracağız ya da Ortaçağın karanlıklar dehlizlerine yuvarlanacağız. “Bizden geçti” diye, “Atı alan Üsküdar’ı geçti” diye düşünemezsin. Buna hakkın yok. Hem kendin için hem de çocukların, torunların için.

Örgütleneceğiz! Mücadele edeceğiz! Savaşacağız!

Bizlerin ve çocuklarımızın geleceği bu ülkenin en vatansever, en Halksever, gerçek Laikliği savunanların Partisi Halkın Kurtuluş Partisi’nde örgütlenip mücadele etmekte. Mutluluk, huzur, sağlık, refah Halkın Kurtuluş Partisi öncülüğünde verilecek İkinci Kurtuluş Savaşı sonunda kurulacak Devrimci Demokratik Halk İktidarında.

Ne güzel somutlamış Türkiye Devriminin Önderi, Halkın Kurtuluş Partisinin Tarihi Genel Başkanı Hikmet Kıvılcımlı Usta:

“YA KURTULUŞ SAVAŞI YA DA EN SOYSUZCA KÖLELEŞMENİN MEZAR TAŞI!

05.09.2026
Halkın Kurtuluş Partisi
Kadın ve Çocuk Komitesi