Bilindiği gibi ABD Emperyalist Haydudu; Türkiye’deki yerli satılmış piyonları olan Ortaçağcı AKP, Kontrgerilla’nın, Gladyo’nun, Süper NATO’nun paramiliter katliam örgütü MHP ve Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi PKK-DEM eliyle Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’un Türkiye ayağının hayata geçirilmesi adına somut adımların hayata geçirilmesi için düğmeye basmış bulunmaktadır.
Sağcısıyla solcusuyla, dincisiyle milliyetçi geçineniyle Meclisteki tüm Amerikan uşakları, Türkiye’nin BOP yani Yeni Sevr çerçevesinde en az üç parçaya bölünmesini öngören bu hainane projenin yaşam bulması için canhıraş bir çaba içerisindedir. Bu günlerde ise ABD Emperyalist Haydudunun orkestra şefliğinde devam eden süreçte artık iş, Meclis çatısı altında bu ihanete yasal kılıf geçirmekle görevli bir komisyonun kurulması aşamasına gelmiştir. İhanet tiyatrosunun figüranları, aynı zamanda bu süreci “Terörsüz Türkiye”, “Barış ve Demokrasi Projesi” gibi süslü demagojilerle halkımıza şirin göstermeye çalışmaktadır.
ABD Emperyalist Haydudunun bu halk düşmanı misyonunu üstlenenler sadece Meclisteki Amerikancı siyasiler değildir. Tıpkı muhalifi oynayan “Alaycı Kuşlar Medyası” gibi, demokratik kitle örgütü olma niteliğini çoktan kaybederek Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi PKK’nin bir aparatına dönüşmüş olan kimi örgütler de ülkemizin parçalanma sürecini allayıp pullamakta birbirleriyle yarış halindedir.
Bu bağlamda İstanbul Barosu ve İstanbul Tabip Odası tarafından 18 Temmuz 2025’te düzenlenen “Demokrasi ve Barış Mücadelesinde Meslek Örgütlerinin Rolü” başlıklı panelde yaşananları kamuoyuyla ve halkımızla paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz.
İstanbul Barosu Toplantı Salonunda gerçekleştirilen panelin konuşmacıları olan İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve panel için Ankara’dan özel olarak çağırılan Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Dr. Metin Bakkalcı, konuşmalarında doğal olarak ABD Emperyalistlerinin piyonları eliyle başlattıkları BOP açılımına övgüler yağdırmışlardır. Panele Halkçı Hukukçular adına katılan Genel Sekreterimiz Av. Ali Serdar Çıngı, konuşmacılardan hemen sonra söz alarak bu ihanet projesinin özünü ve asıl hedefini, sıkı bir mantık bağıyla örülü bir kurgu çerçevesinde anlatmaya başlamıştır.
Genel Sekreterimiz Av. Ali Serdar Çıngı konuşmasına tıpkı Nazi Almanya’sındaki gibi ülkemizde de şu anda “İkili Devlet” yapısının olduğunu söyleyerek başlamıştır. Devamında Kürt Meselesi’nin Gerçek Çözümünü anlatan Çıngı, her sorunda olduğu gibi bu sorunun da bir gerici, bir devrimci çözümünün olduğunu ifade etmiştir. Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı ve Genel Başkan’ımız Nurullah Efe Ankut tarafından Türk-Kürt Halk Cumhuriyeti şeklinde formüle edilen Devrimci Çözüme ancak Antiemperyalizm, Antifeodalizm ve Antişovenizm ilkelerinin benimsenmesi ve hayata geçirilmesiyle ulaşılabileceğini ifade eden Çıngı, şu anda yürütülen sürecin Amerikancı, dolayısıyla da Gerici Çözümün bir aşaması olduğunu dile getirmiştir. ABD-AB Emperyalistlerinin ayak bastıkları, müdahale ettikleri her yeri ölüm tarlalarına çevirdiğini, bunlardan ne Türk ne de Kürt Halklarına en ufak bir iyilik dokunmayacağını belirten Genel Sekreterimiz, yaşanan sürecin ABD Emperyalistlerinin hamiliğinde gerçekleşen bir proje olduğunun altını çizmiş, bu projeye karşı çıkmanın vatanseverliğin bir gereği olduğunu dillendirmiştir.
İşte tam bu sırada “barış”, “demokrasi” gibi değerleri dillerine pelesenk eden kimi Amerikan muhipleri, Genel Sekreterimizin konuşmasına antidemokratik bir tutumla müdahale etmeye kalkışmışlardır. Her fırsatta kendilerini barış ve demokrasi havarileri gibi göstermeye çalışan bu kişiler, bir panelde söz alan bir konuşmacının söylediklerini dinleme tahammülü bile göstermeyerek Genel Sekreterimizin mikrofonunu kapatmışlardır. Bunların barıştan da demokrasiden de anladığı işte budur. Tüm bu müdahale girişimler karşısında Genel Sekreterimiz, mikrofon kapalı olmasına rağmen konuşmasına devam etmiş, bu ihanet sürecini farklı açılardan mahkûm etmiş ve bu süreci iradi olarak allayıp pullayanları kulaklarından tutup teşhir etmiştir.
Genel Sekreterimizin konuşmasının antidemokratik biçimde engellenmek istenmesinin nedeni bellidir: Genel Sekreterimiz yaptığı konuşmayla oyunu bozmuş, vatansever genç avukatların da katıldığı panelde BOP güzellemesi yapılmasına izin vermemiş ve sürecin özünü net bir şekilde ortaya koymuştur. Genel Sekreterimiz her ne kadar kurgusunu bütünüyle tamamlayamasa da oynanan oyunu ifşa etmiş, bu devrimci tutumu genç avukatlar tarafından takdir ve alkışlarla karşılanmıştır. Vatansever genç avukatlar ayrıca Genel Sekreterimize yönelik bu antidemokratik tutumu protesto ederek moderatöre mikrofonun açılması çağrısında bulunmuşlardır.
Yaşanan bu olay, ABD Emperyalistlerinin ve yerli kuklalarının “Terörsüz Türkiye”, “Barış ve Demokrasi Projesi” safsatalarıyla ihanet niteliğini perdelemeye çalıştıkları süreçte safların iyiden iyiye belirginleştiğini bir kez daha ortaya koymuştur:
Bir tarafta ABD Emperyalistleri tarafından halkımızın bu sürece razı edilmesiyle memur kılınan halk düşmanları; diğer tarafta ise Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın zaferi üzerine inşa edilmiş olan Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde paramparça edilmesine karşı çıkan, bu ihanetin gerçek niteliğini her platformda ifşa eden, buna karşı mücadele yürüten İkinci Kurtuluş Savaşçıları vardır.
Halkın Kurtuluş Partisi olarak bir kez daha altını çizmek isteriz ki ABD piyonlarının cilalı nitelemelerle halkımıza yutturmaya, halkımızı razı etmeye çalıştığı süreç, BOP’un Türkiye ayağının hayata geçirilmesi adına atılan somut adımlardan başka bir şey değildir. Kürt Meselesi’nin Amerikancı Çözümünün hayata geçirilmesi sadece Türk Halkına değil aynı zamanda yoksul, çilekeş Kürt Halkına da kan, gözyaşı ve tarifi imkansız acılardan başka bir şey getirmeyecektir. Bin yıldan fazla bir süredir etle tırnak gibi kaynaşmış olan Türk ve Kürt Halklarının bu gerçeği görmesi, bu süreci allayıp pullayan yerli hain satılmışların gerçek amaçlarını anlaması gerekir.
Antiemperyalist, Antifeodal ve Antişovenist ilkeleri mücadelesinde bayraklaştıran Halkın Kurtuluş Partisi’nin ABD-AB Emperyalist Haydutlarına ve onların yerli uşaklarına karşı mücadelesi her platformda sürecektir.
“Katil ABD, Ortadoğu’dan defol!” diyemeyen her siyasi, her aydın, her akademisyen, her yazar, her gazeteci, her televizyoncu ya gafildir ya hain!
Yeni Sevr’e karşı yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşı’mız!
Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi, Yaşasın Halkların Kardeşliği!
20 Temmuz 2025
HKP Genel Merkezi