Beyazıt ve Halepçe Katliamlarını bir kez daha lanetledik!

Kurtuluş Partililer olarak,16 Mart Beyazıt ve Halepçe Katliamlarını protesto etmek, aynı zamanda da katliamlarda hayatını kaybetmiş olan Devrim Şehitlerimiz ve Halepçe’de katledilen masum insanları anmak amacıyla İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde bir araya geldik.

“Beyazıt ve Halepçe Katliamlarının Hesabını Soracağız” yazılı ozalitimiz, “Katil ABD Ortadoğu’dan Defol!”“Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi!”“ABD Emperyalist Haydudunun BOP’una İzin Vermeyeceğiz!” yazılı dövizlerimiz ve bayraklarımızı açarak sloganlarla eylemimize başladık.

Berfin Yetkin Yoldaş’ımız açış konuşmasını yaparak herkesi, Beyazıt’ta katledilen Devrim Şehitlerimiz ve Halepçe’de kitlesel şekilde yok edilen masum insanların anısına bir dakikalık saygı duruşuna davet etti.  Saygı duruşunun bitimiyle Berfin Arabulan Yoldaş’ımız Nazım Hikmet’in “Hürriyet Kavgası” şiirini okudu. Ardından Kurtuluş Partisi Gençliği’nden Baran Yoldaş’ımız basın açıklamasını gerçekleştirdi.

Yoldaş’ımızın okuduğu basın açıklamasının tam metni aşağıdadır.

ABD ve AB Emperyalistlerinin Dünya Halklarına Çektirdiği Acıların Hesabı Sorulacak!

Selam olsun Beyazıt Şehitlerine, selam olsun bizden önce geçene, Selam olsun şavaşırken düşene!

Sevgili halkımız, bundan tam 47 yıl önce 16 Mart 1978 yılında, 7 kızıl karanfilimiz Beyazıt Meydanı’nda Eczacılık Fakültesi önünde faşistler tarafından haince katledildi ve 41 vatandaşımız bu saldırı sonucunda yaralandı.

Bu haince katliamı 27 Mayıs Politik Devrimi ile gelen sınırlı özgürlükleri yok etmek, 12 Mart 1971 Faşist Darbesi ile tamamlayamadıklarını tamamlamak ve 12 Eylül faşişt diktatörlüğüne zemin hazırlamak için düzenlediler. Çünkü 27 Mayıs Politik Devrimi ile Türkiye’nin en ilerici anayasası yapılmış, İşçilere hak arama yollarını açılmış, Sendika ve İş Kanunlarıyla işçiler güvenceye alınmıştı. Üniversitelere özerklik vermiş, bilimin gelişmesini sağlanmıştı. Marksist- Leninist klasikler Türkçeye çevrilerek halkımızın Sosyalizmi öğrenmesi sağlanmıştı. Başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere tüm emekçilerimiz ve aydın gençliğimiz bilinçlenmiş, örgütlenmişti. Ancak halk yığınların bilinçlenmesi ve örgütlü mücadeleye atılması ile sonlarının geleceğini bilen emperyalistler, genç aydınların içinde esen sosyalist rüzgârları kesmek için katliamlar yaptılar. ABD Emperyalistleri casus örgütü CIA tarafından kurdurduğu Süper NATO, Özel Harp Dairesi de denen Kontrgerilla’yı devreye soktu. MHP’yi kurdurdu, alçakça cinayetlerini bu eli kanlı faşistlere işlettirdi.

O zamanlar devrimci gençler hem üniformalı faşistlerden hem de sivil faşistlerden korunabilmek için üniversitelerinden güvenli çıkış sağlayabilmek amacıyla topluca okuldan çıkış yapıyordu. 16 Mart 1978 günü de aynı şekilde çıkış yapmışlardı ancak CIA’nın emrindeki hain faşistler pusu kurmuştu kızıl karanfillerimize. O gün normal şartlarda 30-40 polis bulunan Beyazıt Meydanı’nda ne hikmetse sayıları 6-7 polise düşürülmüştü. Devrimci gençlerimiz okuldan çıktıklarında Beyazıt Meydanı’nda pusu kuran MHP’li faşistler, önce bomba attılar gözleri ateş gibi yanan aydın gençlerimizin üzerine, daha sonra üzerlerine ateş açtılar. 7 kızıl karanfil; Cemil Sönmez, Hatice Özen, Baki Ekiz, Turan Ören, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl ve Murat Kurt işte Beyazıt Meydanı’nda böyle şehit edildiler. Amerikan emperyalizmi ve onların yerli satılmışları için 7 Kızıl Karanfil işte bu kadar tehlikeliydi. İşte onları bu yüzden bu kadar korkakça ve bu kadar haince bir pusuyla katlettiler. Onların her biri Amerikan Emperyalizmine karşı yanan isyan ateşiydi. Fikirleri ve eylemleri emperyalistleri ve yerli uşaklarını o kadar korkutmuştu ki böylesine korkakça bir pusuyla katlettiler gençlerimizi. Ustamız Hikmet Kıvılcımlı’nın da dediği gibi “Görev yapıyorduk, muhallebi değil… Görev yapmada çok iyi biliyoruz; vurmak da vardır, vurulmak da. Hepsi vız gelir ve de gelmelidir.”  Onlar görev yapıyordu ve bu yolda düşmenin de olduğunu çok iyi biliyorlardı. Biz Kurtuluş Partili Gençler olarak onların cesaretlerini ve anısını zihnimize kazıdık.

47 yıl önce gençliğin emperyalizme, faşizme ve Ortaçağcı gericiliğe karşı yürüttüğü mücadeleyi baltalamak için AB-D Emperyalistleri ve yerli uşakları AKP’giller, bugün de ellerindeki her türlü imkânı gençlerimizin toplumsal olaylara verecekleri tepkileri baskılamak için, üniversitelerin ve tüm eğitim kurumlarının bilim yuvaları olmaktan uzaklaşıp Ortaçağ medreselerine dönmesi için kullanmaktadırlar.  Gerici tarikatlar ve vakıflar aracılığıyla eğitim kontrol altına alınmış gençliğimiz tarikatların kucağına itilmiştir. 1950 yılından sonra yeşil kuşak projesiyle Ortaçağcı gericilik giderek palazlanmış ve bu süreç şu anki Faşist Din Devletinin oluşmasına doğru yol almıştır. Okullarımızda laik eğitim olmayınca, bilimsel demokratik eğitimin de esamesi okunmamaktadır.

İşte bu nedenle Kurtuluş Partisi Gençliği olarak bizim mücadelemiz Özerk, Demokratik, Laik, Bilimsel, Anadilde Parasız eğitim veren Üniversite Mücadelesidir! Biz faşistlere ve Amerikan emperyalizmine geçit vermemek üzere her geçen gün faşizme karşı olan bu kavgada, hürriyet kavgamızda saflarımızı sıkılaştırıyoruz. Cesur kumandan Che’nin de dediği gibi “Çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz.” Pes etmeyeceğiz, yorulmayacağız, kavgamızı zafere ulaştırıp halkımızın altında kardeşçe yaşayacağı Sosyalizm bayrağını göndere çekeceğiz!

16 Mart biz devrimciler için yalnızca Beyazıt Katliamı demek değildir.

Irak’ın Halepçe kentinde o dönemki Kürt Ulusal hareketini baltalamak için 5000 sivil Kürt kimyasal silahlarla çoluk çocuk demeden Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak eliyle acımasızca katledildi. Saddam Hüseyin Emperyalistler tarafından kendisine verilen kimyasal silahlarlarla bu katliamı gerçekleştirmiştir. Bu katliam tarihe Halepçe Katliamı olarak geçti. Halepçe katliamına ABD ve AB emperyalizmi göz yummuş ve Birleşmiş Milletler de sesini çıkartmamıştır.

Bu katliamdan sonraki yıllarda ABD AB Emperyalistleri boş durmamış Ortadoğu’yu paramparça eden Büyük Ortadoğu Projesini adım adım uygulayarak Irak’ı da işgal ederek parçalamıştır. İşte bu sırada Halepçe Katliamını yapan aynı Saddam Hüseyin bu işgale karşı direnirken asılmıştır. Hayat işte böylesine diyalektiktir!

O günlerden sonra Ortadoğu bir daha asla gün yüzü görmemiştir. ABD-AB emperyalizmi Halepçe katliamından sonra her gün Ortadoğu coğrafyasında santim santim Büyük Ortadoğu Projesini ilerletmiş, Ortadoğu halkına kan kusturmuştur ve bugün de aynı proje kapsamında katliamlar yapılıyor. ABD-AB emperyalizminin AKP’giller ortaklığı ile Suriye’nin meşru lideri Beşar Esad’ı düşürüp Suriye Cumhurbaşkanlığı koltuğuna atadıkları şeriatçı Golani bu katliamlara devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda 1000’in üzerinde Alevi ne yazık ki tüm dünyanın gözü önünde çoluk, çocuk, kadın, yaşlı, genç demeden Suriye’de kalleşçe katledildi.

Suriye’de HTŞ’li ortaçağcı gerici teröristlerin başa geçmesi Türkiye Cumhuriyeti için ve laiklik için de bir tehdittir. Büyük Ortadoğu Projesi’ni hızla ilerleten Batılı Emperyalistler ülkemizi bölmek ve Anti Emperyalist 1’inci Ulusal Kurtuluş Savaşımız ile yırtıp suratlarına attığımız Sevr’i, yeniden uygulamak istiyorlar.

Fakat buna izin vermeyeceğiz!

Biz varız, cesaret vatanına sahip Kurtuluş Partililer var!

Bizler sayımızın azlığına, düşmanın çokluğuna bakmadan İkinci Kuvay-i Milliyeciler olarak vatanımızı savunacağız!

Kurtuluş Partisi Gençliği olarak halkımıza sözümüzdür;

ABD-AB emperyalizmini ve yerli satılmışlarını yerle bir edeceğiz!

Beyazıt ve Halepçe katliamlarının hesabını, acıların, yoksullukların hesabını soracağız!

Ortaçağcı Gericiliği, Faşizmi, Emperyalizmi döktükleri kanda boğacak, halkımızı örgütleyip demokratik halk iktidarını kuracağız ve Sosyalizmle taçlandıracağız, sözümüzdür!

Kahrolsun MİT-CIA-Kontrgerilla!

Yasaşasın Gençliğin Devrimci Mücadelesi!

Kahrolsun AB-D Emperyalizmi!

Yaşasın Halkların Kardeşliği, Yaşasın Sosyalizm!”

Eylemimizin sonunda “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür”, “Katil ABD Ortadoğu’dan Defol”, “Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi”, “Halepçe’nin Hesabı Sorulacak” sloganları eşliğinde Fakülte girişine kızıl karanfiller bıraktık.

16.03.2025

Kurtuluş Partisi Gençliği