4 Ekim, Hayvanları Korumak için Mücadele Günü’dür!

4 Ekim, Hayvanları Korumak için Mücadele Günü’dür!

Bin Yılın Felaketi AKP’giller, hepimizin hafızalarına kazınan o meşhur gevşek gülüşlü özçekim ile Kanlı Katliam Yasası’nı 2024 yılının yazında Meclisten geçirdiler.

Doğaya, hayvana, insana, güzel olan her şeye düşman olan bu 4’üncü tür yaratıklar, hedefe başta köpekler olmak üzere sokaktaki patili canlarımızı koydular. Çürüttükleri toplumun suç makinası haline gelmiş, sapık, tacizci, tecavüzcü, katil, hırsız, iki ayaklıları sokaklarda serbestçe dolaşıp suç işlemeye devam ederken, suçlu çoktan ilan edilmişti: “Sokak Hayvanları”!

Onları yaşatmak için canla başla mücadele eden, parasını, zamanını, emeğini harcayan, bu yola baş koymuş hayvanseverleri de onların örgütlerini de partimizin çağrılarını da dinlemediler. Çözüm basitti: Kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat! Bunun için bütçe yok dediler. Ama daha fazlasını canlarımızı gece vakti herkes uyurken toplayıp, ölüm kampları olan barınaklarda topluca katletmeye harcadılar.

AKP’giller’den yaşatmayı beklemek ölü gözünden yaş ummak demektir. Bizler, kedinin, köpeğin başını okşayarak, yemeğimizi, suyumuzu onlarla paylaşarak, sevgiyle büyütüldük. Bu sevgi eğitimi çocuklarımıza, geleceğimize bırakacağımız en büyük mirastı. Yüz yılların emeği, geleneğiydi. Kurucu Genel Başkanımız Nurullah Efe’nin “Çürütücüler” olarak adlandırdığı AKP’giller, toplumun büyük bir kısmını çürüterek, masum canlarımızın gözümüzün önünde şiddete uğramasına veya katliamına sebep oldular.

Peki bu zulümleri yapanlar hak ettikleri cezaları aldılar ya da alıyorlar mı?

Ne yazık ki hayır! Almıyorlar.

Tıpkı kadına, çocuğa, şiddet uygulayanların, istismar edenlerin hiç ceza almadığı ya da göstermelik cezalar aldığı gibi. Toplum tam da hayal ettikleri kıvama geldi.

Sınıflı toplumun acımasız düzeni bildiğimiz gibi Kazdağları başta olmak üzere ormanlarımızı da yakıyor ya da madene açarak katlediyor.  Sadece Akbelen’de Parababaları zenginliğine zenginlik katsın diye 65 bin ağaç kesilmiş.  Hepimizin bildiği gibi bir ormanın yok olması orayı yuvası bellemiş birçok hayvanın da yuvasız, aç, susuz kalması anlamına geliyor. Bunlar böyle düşmanlar işte doğaya, hayvana ve tabii insana. Nâzım’ın da dediği gibi; Onlar, akarsuyun, meyve çağında ağacın, serpilip gelişen hayatın, ümidin düşmanıdır.

Sevgiyi programına koyarak ilke kabul eden tek parti olan Halkın Kurtuluş Partisi olarak; insana, hayvana, doğaya düşman olan Emperyalizm ve onların yerli işbirlikçileri ile mücadelemiz, biz kazanana kadar devam edecektir.

“Halkın Kurtuluş Partisi, insan hayatının sürmesinin, bitkiler ve hayvanlarla birlikte, doğal dengeyi hiç bozmadan mümkün olabileceğini çok iyi bilmektedir. Bunun için doğaya ve diğer canlılara saygılı, onlara zarar vermeyen bir üretimin yapılmasından yanadır. Bunun için ülke içinde gereken önlemleri almaktan çekinmeyecek, insanlık ve doğa düşmanı emperyalist devletlerle mücadeleden de geri durmayacaktır.”

(HKP Programından…)

Ekosistemin patronu değil, sadece bir parçası olduğumuz bilinciyle mücadelemiz sürecektir.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!
                                                                                                                      04 Ekim 2026
                                                                                       Halkçı Doğa ve Hayvanseverler