Tarih, Taksim Vatanını Özgürleştirmek İçin Sonunu Düşünmeden Mücadele Eden Kahramanları Yazacak!

Tarih, Bıkmadan, Yılmadan, Usanmadan, Kararlıca Taksim Vatanı İçin
Zümrüt Bir Denize Dalar Gibi Gözünü Kırpmadan Kavgaya Dalan
Gücünü Devrimci İdeolojisinden, İnancından, Yüreğinden Alan HKP’lileri Yazacak!

Artık su götürmez bir gerçekliktir: Türkiye’de 1 Mayıs’ın Anavatanı ve kalbinin attığı yer Taksim’dir!

Çünkü 1977 yılının 1 Mayıs’ında, Taksim Meydanı’nda, Süper NATO’nun Türkiye Şubesi Kontrgerilla’nın alçakça bir saldırısı sonucunda, Devrimci, İşçi, Aydın 34 Şehit verdik. Taksim Meydanı’nın her karış toprağı Şehitlerimizin kanlarıyla sulandı. Şairin dediği gibi “Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır”. 1977 1 Mayıs’ından itibaren Taksim Meydanı 1 Mayıs Alanıdır; kanla sulanan, uğrunda ölüme gidilen bu topraklar 1 Mayıs’ın tartışılmaz ve vazgeçilmez Anavatanıdır.

İşte 1 Mayıs’larda Taksim’den vazgeçmek Vatandan vazgeçmektir. 1 Mayıs’larda Taksim Vatanını özgürleştirmek için mücadele etmemek; Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmak, onlara layık olmamak, 1 Mayıs Şehitlerine ihanet demektir. Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’nin dediği gibi: “Taksim’den vazgeçmek; devrimcilikten vazgeçmektir, devrimci onurdan vazgeçmektir, devrimci ahlâktan, devrimci namustan vazgeçmektir, devrimci teoriden vazgeçmektir.

İşte biz; Şövalye, Gazi, Alp Ahlâkına sahip HKP’liler,

Onur yaşamdan önemlidir” anlayışıyla mücadele eden İkinci Kurtuluş Savaşçıları,

Vatan aşkını söylemekten ve gereğini yapmaktan korkar hale gelmektense ölmeyi yeğ tutan” gerçek vatanseverler,

Sözkonusu Vatansa Gerisi Teferruattır” diyen Gerçek Devrimciler,

1977 1 Mayıs’ından 2026 1 Mayıs’ına kadar bir tek yıl olsun, Taksim Anavatanımızdan vazgeçmedik. Taksim Anavatanımız için mücadele etmeyi omuzlarımıza yüklenmiş devrimci bir görev bildik. Taksim Anavatanı için kavga etmek, bu kavgadan vazgeçmemek, Parababalarının iktidarlarının Taksim yasaklarına teslim olmamak; biz Ahlâk Savaşçıları için künyemize kazınmış namustu, onurdu. Ağulardan süzülüp gelen sabırla, inatla, kararlılıkla, Devrimci Teorimizle kazandığımız Devrimci Bilincimizle, Devrimci İdeolojimizle bilediğimiz Devrimci İnancımızla 1 Mayıs Alanı Taksim’i özgürleştirmek için savaştık, Taksim’i yeniden özgürleştirinceye kadar savaşmaya devam edeceğiz.

Cesaret Vatanına sahip olan Devrimcilerin, işçilerin, aydınların her santim toprağını kanlarıyla sulayıp vatan yaptıkları Taksim’i, yine cesaret vatanına sahip Devrimciler, işçiler, aydınlar yeniden özgürleştirebilir. İşte cesaret vatanına sahip Partimizin her yaştan neferleri, yöneticileri, kahramanları 1 Mayıs 2026’ta da bir kez daha destan yazdılar. Bir kez daha Türkiye Devrim Tarihinin sayfalarına HKP’nin Şanlı Taksim Mücadelesi damgasını vurdu.

Ne diyor Bertrand Russell?

Korkuyu yenmek bilgeliğin başlangıcıdır”.

Tarih; 1 Mayıs 2026’da korkuyu yenip sayılarının azlığına, düşmanın çokluğuna bakmadan, bıkmadan, yılmadan mücadele eden, Devrimci Demokratik Halk İktidarının kurulacağı o güzel günlerin bir an önce gelebilmesi için zümrüt bir denize dalar gibi gözünü kırpmadan kavgaya, savaşa dalan bilge insanları sayfalarına not etti. İnsanlık o sayfaları açıp açıp o deneyimlerden yararlanacak, o mücadeleyi örnek ve kendilerine yol gösterici olarak alacak.

Partimiz; her yıl olduğu gibi bu 1 Mayıs’ta da 1 Mayıs’ın Anavatanı olan Taksim’de olacağını, Taksim’den başka hiçbir alanı kabul etmeyeceğini haftalar öncesinden,

Bu mücadeleyi, bu kavgayı vermek, 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamak için de olanca gücümüzle savaşacağımızı, 1 Mayıs günü saat 09.00’da Beşiktaş’ta buluşup, Taksim’e yürüyeceğimizi günler öncesinden ilan etmişti.

ABD Emperyalist Haydudu tarafından ülkenin başına oturtulan AKP’giller de her zaman olduğu gibi kendilerine yakışanı, kendilerinden bekleneni yaptı. İstanbul genelinde adeta sıkıyönetim ilan edildi, Taksim’e yakın tüm ilçeler abluka altına alındı, Beşiktaş bir polis karargâhına dönüştürüldü. Sandılar ki korku salınca, Güvenlik Güçlerini yığınca Taksim Anavatanı’nı özgürleştirmekten vazgeçilecek. Sandılar ki geri adım atılacak. Sandılar ki vazgeçilecek. Ama bir şeyi unutuyorlardı: Karşılarında “Kaybettiklerinde değil vazgeçtiklerinde yenileceklerini” bilen, bu bakış açısını mücadelelerinin merkezine koyan Gerçek Devrimciler, HKP’liler vardı. Gösterdik bu Vatan ve Halk düşmanlarına, kavgadan kaçmayacağımızı, korkmadığımızı, yılmadığımızı, vazgeçmeyeceğimizi.

Saat 09.30’da sloganlarımızla, bayraklarımızla, pankartlarımızla çıktık 2 koldan alana. Kaçmak yoktu, gerilemek yoktu, korkmak yoktu, çünkü direnmek bir erdemdi, bir görevdi, namustu, onurdu. Yürüdük sayımızın 5-10 katı olan, AKP’giller’in üzerimize saldığı, karşı karşıya getirdiği, aslında büyük çoğunluğu Halk çocuklarından oluşan Kolluk Kuvvetlerinin üzerine. Hiç aldırış etmedik kalkanlarıyla üzerimize gelmelerine. Her birimizin etrafını 5-10 kişiyle sararak darp etmelerine aldırış etmedik. Yere yatırıp üzerimize abanmalarını, sesimizi kısmak istemelerini hiç önemsemedik. İşte böyle bir durumda bile ajitasyonumuzu, propagandamızı yapmaktan geri durmadık. Haykırdık sloganlarımızı:

“Taksim Vatandır Vazgeçilemez!”, “Taksim 1 Mayıs Alanıdır!”, “Yaşasın 1 Mayıs!”, “1 Mayıs’ta 1 Mayıs Alanındayız!”, “İşçinin Vatanı Taksim Meydanı!”

Haykırdık; “Şehitlerimizin kanıyla sulanan Taksim yasaklanamaz!”, “Asıl Taksim’in 1 Mayıs kutlamalarına kapatılması hukuksuzluktur!”, “Biz Taksim Anavatanımızı savunuyoruz, Anayasal hakkımızı savunuyoruz!”, diye.

Ters kelepçeyle gözaltına alınırken bile Devrimci bir eylem olan gülmek eylemini gerçekleştirdik. Çünkü çok iyi biliyoruz ki bizim mücadelemiz dünyanın en haklı, en meşru, en kutsal mücadelesi. 1 Mayıs’ta Taksim Mücadelesi aynı zamanda insanlık mücadelesi. Evet çok hınçlıyız, çok öfkeliyiz, ABD Emperyalist Alçaklarına ve onların her boydan, soydan yerli işbirlikçilerine. Ama bu güruha karşı mücadele etmenin hazzıdır, şehitlerimize olan vefa borcunu layıkıyla yerine getirebilmenin gururudur yüzümüze yansıyan gülmeler.

Sadece bir eylem miydi 1 Mayıs 2026’ya damgasını vuran?

Daha 09.30’da eylemimiz başlamadan kolluk kuvvetlerinin kimlik kontrolü bahanesiyle gözaltına alacaklarını görünce, madem gözaltına alınacağız, eylemimizi yapalım diyerek Parti şapkalarını, bayraklarını üzerlerinden çıkarıp sloganlar atarak korkusuzca mücadele eden bilge yoldaşlarımızın da vurdukları damga unutulmayacak.

Yine “Biz buraya Taksim Mücadelesi vermeye geldik, bu uğurda gözaltına alınmaya geldik, kesinlikle biz de bayraklarımızı açıp yürüyüşe geçeceğiz, kimseyi dinlemeyiz”, diyerek gözlerimizi yaşartan kadın yoldaşlarımız da kazındılar Mücadele tarihimize.

Sayıları 4 kişiydi, 3 kadın 1 erkek, ama dosta düşmana kanıtladılar “Bir büyüktür yüzden”i. Ne diyordu o bilge kadın yoldaşımız?

“Ben kendimi tanıyamadım. Sanki sabah eyleme gelirken yürek yemiştim. 5-6 polis alamadılar elimden bayrağımızı.”

Evet, 1 Mayıs Alanı Taksim’e bu yıl da giremedik, bu yıl da özgürleştiremedik Taksim Anavatanımızı ama bir kez daha, Taksim Anavatanımızı özgürleştireceğimiz o güzel günlerin bir an önce gelebilmesi için, zümrüt bir denize dalar gibi gözümüzü kırpmadan kavgaya savaşa dalmanın hazzını, onurunu, gururunu yaşadık.

Ve küçük de olsa şimdilik bir mutluluk daha yaşadık. Partimizin on yıllardır ısrarla, inatla, bıkmadan, usanmadan, yılmadan sürdürdüğü Taksim mücadelesinin bu yıl daha bir kitleselleştiğini gördük. Önceki yıllarda ya Bakırköy Çukuruna, ya da Maltepe Dolgusuna kaçan teslimiyetçilerin yanına gidenlerin bir kısmı, 575 namuslu Devrimci bu yıl Taksim mücadelesine katılmıştır. Bu bizim için sevindirici bir gelişme. Umuyoruz ki bu sayı daha da artacak, hep birlikte Taksim’i özgürleştireceğiz.

“Taksim Vatandır, Vazgeçilemez!” diyerek kavga veren onur, ahlâk, namus Savaşçılarının karşısında bir de yine geçmiş yıllarda olduğu gibi 1 Mayıs 2026’ta da, İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele, Dayanışma Günü’nü atlayıp, 1 Mayıs kutlamasını yaptığını sananlar vardı.

Yani Taksim’den vazgeçenler, dolayısıyla 1 Mayıs’tan vazgeçenler, devrimcilikten vazgeçenler, devrimci onurdan, devrimci ahlâktan, devrimci namustan, devrimci teoriden vazgeçenler vardı.

Örgütsüz bir şekilde kitleleri “1 Mayıs’ta alanlara ya da sokaklara” çağıran, Taksim dışında bir alana giderek mücadele kaçkınlığına gönüllüce savrulan sözde “Devrimciler” vardı.

“Her yer Taksim, her yer 1 Mayıs” diyerek onlarca ayrı alanda karnaval havasında 1 Mayıs mitingleri tertipleyerek 1 Mayıs’ı özünden uzaklaştıran sahte solcular vardı.

Kendi yandaşlarına Taksim’de piknik yaptıran, miting alanı olmayan ve can güvenliği için son derece tehlikeli olan Galata Köprüsü’nü keyfi olarak gösteri alanına dönüştüren AKP’giller’in; Anayasa Mahkemesinin kararlarını hiçe sayarak Emekçi Halkımıza Taksim’i yasaklamalarına teslim olan teslimiyetçiler vardı.

İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele, Dayanışma Günü ve Bayramı olan 1 Mayıs’ların; bizim gibi devrimini başaramamış ülkelerde MÜCADELE yönünün öne çıkması gerekirken, bu ihanet batağındaki teslimiyetçiler unuttular, daha doğrusu vazgeçtiler mücadele etmekten. Vatanı savunmaktan, vatan için kavga vermekten, vatan ve halk için bedel ödemekten vazgeçtiler.

Peki kim bunlar?

DİSK, KESK, TMMOB ve Türk Tabipler Birliği adlı PKK’nin, DEM’in yörüngesinde dönen ve halk örgütü olmaktan tümüyle çıkmış, sermayeye yamanmış, onun hizmetine girmiş, onun önünde teslim olarak diz çökmüş sefalet örgütleri.

Yeni CHP’nin Sorosçu Kemal’inin çömezleri olan Özgür Özel, İmamın Oğlu Ekrem tayfasının taraftarları.

Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi DEM’liler ve yörüngesine girmiş, uydulaşmış, devrimci değerlerinden arındırılmış, ABD ve AB Emperyalist Haydutlarının “umut kaynağı” makamına terfi etmiş Sevrci Soytarılar.

Bunlar göstermelik, laf olsun ya da yasak savmış olalım babında 1 Mayıs’ı kendilerince kutlamış olmak için Kadıköy Rıhtım Meydanı’na doluşanlar.

Bir de diz çökerek daha da uzağa, Kartal’a giden, gerçek TKP’yle ne ideoloji, ne kadro, ne gelenek bazında hiçbir ilgisi olmayan, bu sahtekârların sadece adını çaldıkları Sahte TKP var.

Oysa 1 Mayıs nedir?

İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü.

Bunlar ne dayanışmadan yana, ne birlikten yana… Mücadele derseniz hiç yok, tamamı teslim bayrağını çekmiş, diz çökmüş. Validen teşekkür alıyorlar. Düştükleri utanç verici bu durumun bile ayrımında değil o sahtekârlar, o sahteler.

Antiemperyalist, Antifeodal özünü unutanlara, Devrimci Önderlerine ihanet edenlere bir kez daha hatırlatalım, 1 Mayıs’ın Özünü:

1 Mayıs, 1886 yılında Şikagolu işçilerin 14-18 saatlik işgünü cehennemine isyan edip 8 saatlik işgünü mücadelesini başlattıkları gündür.

1 Mayıs, Parababalarına ve ABD-AB Emperyalistlerine Karşı Zafer Yürüyüşüdür!

1 Mayıs, gerçek anlamda birer cehennem olan fabrikalarda, madenlerde, inşaatlarda günde 15-16 saat çalışan İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele, Dayanışma Günü’dür.

1 Mayıs 1886 tarihinden bugüne 1 Mayıs’ların özü mücadeledir, zalimin zulmüne “yeter artık” diyerek başkaldırıdır, insan soyunun başdüşmanlarına karşı savaşmaktır, yerli işbirlikçilerin saldırılarına karşı kavga vermektir.

Gerçek Devrimcilerin sloganıdır, şiarıdır; “Biz ki ustasıyız vatan sevmenin” dizesi. İşte vatan sevmenin ustası, 1 Mayıs’ın özünün, ruhunun temsilcisi HKP olarak Parababalarının tüm saldırılarına, bütün baskılarına karşı biz kazandık Taksim Vatanımızı. Mücadelemizle, kararlılığımızla, cesaretimizle, inancımızla. Bir adım bile gerilemeden, bir an bile esnemeden.

Vatan, Halk, Emekçi düşmanı Ortaçağcı AKP’giller’in Taksim dışında gösterdiği, Bakırköy Çukuruna, Maltepe Dolgu Alanına, Kadıköy Rıhtım Meydanı’na veya Kartal Meydanı’na teslim olmak, AKP’giller’in Valisinden bu teslimiyetleri için teşekkür almak alçalmadır, teslimiyettir, ihanettir.

Ne mutlu bize ki bu alçalmaya karşı Devrimciliğin, şehitlerimize layık olmanın, vatan sevgisinin onurunu, gurunu biz yaşattık, biz yaşatıyoruz. 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nda olmak için mücadele etmek, Taksim Vatanı için direnmek, bu uğurda bedel ödemek, HKP için bir değerdir, bir görevdir ve ne mutlu bizlere ki bu değer, bu görev HKP ile özdeşleşmiştir. Tarihen bu görev bizim omuzlarımıza yüklenmiştir.

Kabulümüzdür. Aldık başımızın üzerine bu şanlı görevi. Bu görevin gereği; zaferimizi avuçlarımızın içine alıncaya, Taksim Şehitlerini mutlu, huzurlu uykularına kavuşturuncaya kadar mücadele etmektir, vazgeçmemektir. Ant olsun ki “avucunda güneşi taşıyan” HKP’liler olarak, Taksim mücadelesinden asla ama asla vazgeçmeyeceğiz.

Taksim, 1 Mayıs’ın tartışmasız Vatanıdır! Vatan terk edilemez!

02 Mayıs 2026

HKP Genel Merkezi