Genel Başkan’ımız Nurullah Efe Çağlayan Adliyesi önünden bir kez daha haykırdı: “Tayyip ve avanesi, işledikleri binbir türlü suçlardan dolayı er geç bu mahkemelere gelecekler!”

ABD-AB Emperyalistleri ve onların emir erleri AKP’giller’e karşı yürüttüğü etkili mücadeleden dolayı bugüne kadar AKP’giller Yargısının 15 yıla yakın hapis cezasının yanı sıra defalarca kez siyasetten men edilme cezası verdiği, ayrıca devam eden davalardan hakkında yaklaşık 60 yıl hapis cezası istenmekte olan Genel Başkan’ımız Nurullah Efe, bugün bir kez daha AKP’giller’i yargılamak üzere Çağlayan Adliyesindeydi.

Genel Başkan’ımız hakkında bu kez de 2023 yılının Şubat ayında Derleniş Yayınları tarafından basılarak Halkımıza ulaştırılan “Kaçak Saraylı Despot ve Çıkar Ortakları” başlıklı kitabından dolayı Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Diyanet İşleri Başkanlığına ve Diyanet İşleri eski Başkanı Ali Erbaş’a hakaret ettiği savıyla dava açıldı.

Söz konusu davanın ilk duruşması bugün (10 Mart 2026) İstanbul Çağlayan Adliyesi 2’nci Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşma öncesi Adliye güvenlik görevlileri ve kimi kolluk şefleri, Genel Başkan’ımızın duruşma salonuna her zamanki gibi coşkulu biçimde girmesini engellemek amacıyla Genel Başkan’ımıza açılan benzer davalarının duruşmalarında yaptıkları gibi provokasyon yapmaya yeltenerek ortamın gerilmesine neden oldular. Kısa süreli bir arbedenin ardından yapılan bu provokasyonu her zamanki gibi boşa düşürdük ve Genel Başkan’ımız Nurullah Efe, ABD kuklası AKP’giller’i kendi mahkemelerinde yargılamak üzere tüm devrimci heyecanıyla duruşma salonuna girdi.

Duruşmanın başlaması ve kimlik tespiti yapılmasının hemen ardından söz alan Genel Sekreter Yardımcımız Av. Tacettin Çolak, Genel Başkan’ımıza açılan davadaki usule ilişkin aleni eksiklikleri ve hataları bir bir sıralayarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için bu eksikliklerin giderilmesini talep etti.

Av. Tacettin Çolak’ın sözlerini tamamlamasının ardından Genel Başkan’ımız Nurullah Efe, başta Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm AKP’giller’i yargıladığı konuşmasına başladı. “Biz Şövalyeyiz, Gaziyiz, Alp’iz. Hiç kimseye hakaret etmeyiz” diyerek sözlerine başlayan Genel Başkan’ımız, hakaretin siyasi argümanlardan yoksun kişilerce kullanılan bir yöntem olduğunu dile getirdi.

Genel Başkan’ımız konuşmasının devamında, Türkiye’de meşru bir Cumhurbaşkanı bulunmadığını çünkü Tayyip’in bir yüksekokul diplomasına sahip olmadığını dile getirdi. Tayyip’in diploma sahtekârlığından dolayı da mutlaka yargılanacağını belirten Genel Başkan’ımız, konuşmasının devamında, Tayyip Erdoğan’ın kişilik bozukluklarına ilişkin bilimsel kanıtlar ve yaşanmış olaylar ortaya koyarak Tayyip Erdoğan’da açık biçimde Narsisistik Kişilik Bozukluğu, Kriminal Psikopatik Kişilik Bozukluğu ve Mitomanik Kişilik Bozukluğu bulunduğu gerçeğini dile getirmenin iddianamede belirtildiği gibi hakaret anlamına gelmediğini ifade etti.

Genel Başkan’ımız her zaman olduğu gibi AKP’giller’in bir Amerikan, İngiliz ve İsrail projesi olduğunu ve BOP görevini yerine getirdiklerini yine kanıtlarıyla ortaya koyduktan sonra bu çıkar amaçlı suç örgütünün binbir türlü vurgunlarından sadece en güncel örnekleri dillendirdi. Genel Başkan’ımız Nurullah Efe AKP’giller yargılamasını şu sözlerle tamamladı:

 “AKP’giller eninde sonunda emri sadece hukuktan ve vicdanlarından alan bağımsız savcı ve yargıçların karşısına çıkarılacaklar ve vatan satıcılık da dahil olmak üzere işledikleri binbir suçun hesabını vereceklerdir.

Duruşmanın bir aşamasında Genel Başkan’ımızın AKP’giller yargılaması sırasında sözünü keserek provokasyon yapmaya çalışan Tayyip’in avukatına Partili Avukatlarımız gerekli cevabı verdiler. Bunun üzerine provokatör avukat, duruşma boyunca bu provokasyonunu tekrarlamaya yeltenmedi.

Genel Başkan’ımızın AKP’giller yargılamasının ardından söz alan Parti Avukatlarımız, açılan davanın gerek usul, gerekse esas bakımından baştan sona yanlışlarla ve hukuksuzluklarla dolu olduğunu dile getirdiler. Davanın bir sonraki duruşması, 22 Ekim 2026 tarihine ertelendi.

Duruşma sonrası Çağlayan Adliyesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdik. Basın açıklamamızda Genel Sekreter Yardımcımız Av. Tacettin Çolak ve Genel Başkan’ımız Nurullah Efe birer konuşma yaptılar. Yapılan konuşmaların tapeleri aşağıdadır:

***

Av. Tacettin Çolak:

Değerli Halkımız;

Bugün Çağlayan Adliyesinde bir yargılamadan daha çıktık. Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkan’ımız Sayın Nurullah Efe, artık parti binalarından çok adliye koridorlarına gelir hale getirildi. Yaptığı her konuşmadan, yazdığı her yazıdan, bastığı her kitaptan davalar açılmaya devam ediliyor.

Bugünkü davanın konusu: “Kaçak Saraylı Despot ve Çıkar Ortakları” kitabından Tayyip Erdoğan’a hakaret, Tayyip’in Din İşleri Müdürü Ali Erbaş’a hakaret suçlaması ortaya çıkardılar.

Sayın Genel Başkan’ımız her zaman olduğu gibi, İstanbul 2’inci Asliye Ceza Mahkemesinde teorik, psikolojik, ekonomik, sosyolojik, yurt ve dünya olaylarını da kapsayan bir konferans verdi. Ve bu konferansında; kimseye hakaret etmediğini, asıl hakaretin bizzat kendisinden şikayetçi olanlar tarafından yapıldığını belgeleriyle kanıtladı.

Bundan önceki yargılamalar gibi çalakalem yürütülen, aslında artık sanığın kendisini suçsuzluğunu ispata yönlendirilen, yani yargılama diyalektiği tersine çevrilerek iddianın kanıtlanması değil de sanığın iddiayı çürütmesi şeklinde tersine gidişle yürütülen çalakalem bir yargılamadır bu.

Bu davaların sonunda ne ceza verirlerse versinler Tarih önünde zaten Nurullah Efe beraat etmiştir. Bu devran döndükten sonra bu davalar da zaten olmamışa dönecektir.

Bir sonraki duruşma 22 Ekim 2026 günü saat 10.00’da yapılacaktır.

Şimdi sözü Sayın Genel Başkan’ıma bırakıyorum.

 Nurullah Efe:

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Tavşan kadar yürek taşımayan Tayyip ve avanesi, Kaçak ve de Haram Saray’ın hukuk bürosuna dönüştürdüğü yargı aparatını, enstrümanını kullanarak bizi korkutmaya, sindirmeye, cezalandırmaya çalışıyor.

Yahu biz Alfa Kurt’uz! Bir Alfa Kurt’u ölümden başka hiçbir şey hedefine yürümekten alıkoyamaz!

Biz, 1967’den bu yana, tepemizde faşist diktatörlerin sallandırdığı yağlı urganlar karşısında, ensemizi kaşıyarak gülüp geçmişiz. Üzerimize yağan kurşun yağmurlarına bile gülüp geçmişiz. Biz ki bu süreçte, Azrail’e selamlar sarkıtarak; “Hayırsız, şu sıralar hiç semtimize uğramıyorsun, vefasız!” diye sitemlerde bulunmuşuz.

Bizi kim korkutabilir, buna imkân var mı?

Biz, “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” diyen Mustafa Kemal gibi dahi bir komutanın torunlarıyız, devamcılarıyız, onun kurduğu Tam Bağımsız, Laik Cumhuriyet’in savunucularıyız. Ve Halkımızın mutluluğunu savunuyoruz.

Ve şu an insan soyunun başdüşmanı olan ABD Emperyalist Haydudunun pedofil, sapık, bunak şefi Trump’a; “Dostum Donald” diye yanlama yapan Tayyip’i, gelip kendi mahkemelerinde, kendi yargıçları ve avukatlarının huzurunda, savcılarının huzurunda yargıladık. Onun ihanetlerini, hırsızlıklarını, yolsuzluklarını, aşırdığı trilyonlarca dolarlık kamu malını, bir bir belgelerle ortaya koyduk.

Ve en sonunda dedik ki:

Biz, 80’i geride bırakmışız. Şurada birkaç yıllık ömrümüz ya kaldı ya kalmadı. Ama siz gençler mutlaka göreceksiniz. Bu Tayyip ve avanesi sıfırı tüketti. Halkımızın kanını kuruttu, kuru ekmeğe, kuru soğana muhtaç etti. Eninde sonunda ettiği bütün kötülüklerden dolayı bu mahkemelere gelecek bütün avanesiyle birlikte. Vatan satılıcık dahil, işlediği binbir suçun hesabını verecek, buna tanık olacaksınız. Bunların kaçışları kurtuluşları olmayacak. Eninde sonunda halkımız yüz yıl önceki Kuvayimilliyeci Atalarımız gibi, emperyalist haydutları da ve içimizdeki bu Tayyipgiller, Bohçalıgiller gibi hain işbirlikçilerini de hezimete uğratacak ve onlara hak ettikleri cezayı verecek, dedik.

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Yoldaşı olduğumla gurur duyduğum Denizler, Mahirler, Hikmet Kıvılcımlı ne demişti?

“Bizim düşmanımız Amerikan Emperyalistleri ve onların içimizdeki hain işbirlikçileri”, demişti. “Biz ülkemizin Tam Bağımsızlığından ve Halkımızın mutluluğundan başka hiçbir şey istemedik”, demişti.

İşte biz de 1967’den bu yana bu amaç için savaşıyoruz, çarpışıyoruz. Ve dikkat ederseniz; bizim duruşmalarımıza sadece Yoldaşlarımız ve “Karga Kardeş” gelir. Karga Kardeş de peynir kapmak için gelir. Başka kimse gelmez. Muhalifi oynayan siyasiler, medya asla bulunmaz.

Çünkü, siyaset nedir?

Sınıflar arasında savaş demektir, siyaset.

Her siyasi söz ve tavır, o siyasetin savunduğu sınıfın çıkarlarının, maddi çıkarlarının yoğunlaşmış ifadesini ortaya koyar.

Biz, İşçi Sınıfımızın-Proletaryanın, yoksul köylülüğün, memurlarımızın, aydınlarımızın, küçük esnafımızın çıkarlarını savunuyoruz. Ve onların çıkarlarını, yoğunlaşmış olarak siyasetimizde temsil ediyoruz.

Bizim dışımızda muhalifi oynayanlar ise bütünüyle Burjuva Sınıflarının, Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıflarının, Finans-Kapitalistlerin, her boydan ve her soydan sömürücülerin, vurguncuların çıkarlarını savunuyorlar. Onların muhalifi oynayan medyası da aynı şekilde.

O yüzden bizden ödleri kopar; ölümü görmüşçesine korkarlar ve kaçarlar bizden. Onlar Amerika’nın hizmetinde, Amerika’nın yörüngesinde ve yoksul, ezilen ve sömürülen Halkımızın karşısında, Parbabalarının safındadırlar.

Evet, Saygıdeğer Arkadaşlarım;

İşte biz o yüzden yalnızız ve halkımızdan bir tek şey istiyoruz: Anlaşılmak.

Tayyip’in mahkemelerinde de beraat falan istemiyoruz. Diyoruz ki; beraat filan talep etmek bizim için küçülmek olur, acizlik olur. Biz bu Tayyipgiller adlı cürüm örgütünü açıkça işlediği bütün suçlarla ortaya koyduk, sizden de bir tek şey itiyoruz; anlaşılmak, diyoruz.

Halkımızdan da aynı şeyi istiyoruz: Anlaşılmak.

Kalın sağlıcakla…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

10 Mart 2026
HKP Genel Merkezi