Metin Bayyar Yoldaş; örnek mücadelesiyle, insanlığıyla, yoldaşlığıyla, bilimli, bilinçli, inançlı, kararlı duruşuyla, 77 yıllık yaşamında bir an olsun sarsılmayan Komünist İnancıyla, her zaman İşçi Sınıfından, ezilenlerden, Emekçi Halktan yana kullandığı hukukçuluğuyla, kader birliği ettiği Yoldaşlarına “Muassır Nasrettin” dedirten nüktedanlığıyla, pratik zekâsıyla, tüm yoldaşlarını sarıp sarmalayan yoldaş sıcaklığıyla, Halkın İktidarını Kurma Mücadelemizde yaşamaya, yol göstermeye, ışık olmaya devam edecek.
Metin Bayyar Yoldaş’ımız neler sığdırdı 77 yıllık ömrüne?
Metin Bayyar Yoldaş’ımız Örgüt Adamıydı öncelikle. “Sosyalist Örgütlüyse Heptir Örgütsüzse Hiçtir”, “Birsen iki olacaksın, ikiysen üç olacaksın, organ olacaksın”, diyen Kıvılcımlı Usta’sının bu ilkesine hep bağlı kaldı Yoldaş’ımız. Mücadelesini örgüt güdümünde yürüttü. Bu kavgayı kesintisizce veren örgütü yaratan, geliştiren, yöneten ve en son HKP ile taçlandıran kadronun içindeydi Metin Ağabeyimiz. Tıpkı Genel Başkan’ımız Nurullah Efe ve Genel Başkan Yardımcımız Mustafa Şahbaz gibi, sağlığında Hikmet Kıvılcımlı’yla tanışma onuruna erişerek onunla omuz omuza mücadele yürüten Yoldaşlarımızdandı. 1970’li yıllarda “Devrimci Derleniş” saflarında, 1980’lerden 2005 yılına kadar “Devrimci Mücadele” saflarında, 2005 yılından son nefesini verdiği ana kadar da “Halkın Kurtuluş Partisi” saflarında kavga verdi.
Av. Metin Bayyar Yoldaş’ımız, Usta’sı Hikmet Kıvılcımlı gibi; “Başta İşçi Sınıfımız Gelmek Üzere”, diye başlardı her sözüne. Ömrü boyunca İşçi Sınıfından yana düşündü, İşçi Sınıfından yana davrandı, İşçi Sınıfından yana tavır koydu. Zaten kendisi de kerpiç işçisi-ustası bir babanın evladıydı. Ve hem Ortaokul sonrası hem Lise sonrası birer yıl işçilik yaparak kazandığı parayla öğrenimini sürdürmüş ve Yüksek Öğrenimini de bir yandan çalışarak bir yandan okuyarak tamamlamış bir işçi oğlu işçiydi.
12 Eylül öncesi işçi direnişlerinin, grevlerinin, örgütlenmelerinin içerisinde yer aldı. Devrimci kimliğiyle işçilerin örgütlenmesinde yer aldı sendikacı yoldaşlarıyla birlikte. Avukat kimliğiyle de işçilere karşı yapılan haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı İşverenlerin karşısında hukuki mücadele yürüttü.
1979 yılında kurulan Makine-İş’in, sonrasında Bağımsız Otomobil-İş’in ve Birleşik Metal-İş’in örgütlenmelerinde yer aldı. Yıllarca avukatlıklarını yaptı.
Av. Metin Bayyar Yoldaş’ımızın avukatlığı, öyle bilinen klasik avukatlıklardan değildi. Yoldaş’ımız, Ağabeyimiz örgütlenmelerde yer aldı, yeri geldi grev yerlerinde günlerce işçilerle yan yana durdu, yeri geldi direnişlerde işçilerle omuz omuza mücadele verdi.
İşçi Sınıfından yana düşünüp davranan Metin Bayyar Yoldaş, taşımacılık işkolunda örgütlü TÜMTİS’in yıllarca avukatlığını yaptı. 12 Eylül Faşizmi sonrası en kitlesel, en militan örgütlenmelerden, direnişlerden biri olan Yurtiçi Kargo Örgütlenmesinde ve 12 Eylül sonrası ilk işyeri işgali olan Aras Kargo İşgali’nde sendikacı yoldaşlarıyla birlikte yer aldı; neredeyse bütün eylemlerde işçi kardeşleriyle birlikte oldu, birlikte mücadele verdi.
Türkiye İşçi Sınıfı Tarihinde ilklerden olan, Nakliyat-İş’in başında bulunan Sarı Gangster Sendikacıların sendikadan gönderilmesi, Devrimci Sınıf Sendikacılığı ilkeleriyle donanmış, buna yürekten inanmış militan, direnişçi, devrimci yöneticilerin ve işçilerin sendika yönetimine gelmeleri sürecinin de mimarlarındandı Metin Bayyar Yoldaş’ımız. O günden son nefesini verdiği ana kadar da Nakliyat-İş Sendikası’nın avukatlığını yaptı; birçok hukuki kazanımlara imza attı Yoldaş’ımız. Yeri geldi cübbesini giydi, hukuki mücadele verdi; yeri geldi o cübbesini çıkardı, eline sopasını aldı, işçi düşmanlarına dersini verdi.
Metin Bayyar Yoldaş’ımız İş Hukuku alanında Türkiye’nin sayılı hukukçularındandı. İşçi Sınıfının hak ve çıkarlarını sadece yüzü soğuk Adliye binalarında aramadı. O, İşçi Sınıfının hak ve çıkarlarının korunması, kaybedilen, gasp edilen haklarının alınması için de alanlarda, eylemlerde, direnişlerde, grevlerde en önlerde yer aldı. Nadir bulunan, daha doğrusu sadece Kıvılcımlı Usta’nın öğrencilerinde bulunan bu özelliğinden kaynaklı Deniz Taşımacılığı İşkolunda örgütlü Liman-İş Sendikası’nın avukatlığını yürüttü son nefesine kadar. Burada da birçok hukuki kazanımlara imza attı Metin Ağabeyimiz.
Av. Metin Bayyar Yoldaş’ımız, sadece işçilerin değil kamu emekçilerinin, özellikle Eğitim Emekçilerinin dernekleşme ve sendikal örgütlenmelerine de öncülük etti. 12 Eylül öncesi Konya TÖB-DER mücadelesinin tam anlamıyla göbeğinde yer aldı. Tabiî ki bu mücadele sürecinde de bütün yaşamında olduğu gibi öncelikle siyasi ve sonra da hukuki mücadelede en önlerdeydi.
12 Eylül sonrası Metin Bayyar Yoldaş’ımız, Emekçi Halkın üzerindeki ataletin atılması noktasında yine mücadelenin, kavganın en önlerinde saf tuttu. Memur sendikalarının hiç ağza alınmadığı, alınamadığı, üye olmanın, bir basın açıklamasına katılmanın cesaret istediği ve sürekli gözaltıların, işten atılmaların, sürgünlerin yaşandığı süreçte, neredeyse hiçbir ücret almadan Eğit-Der’in ve Eğit-Sen’in avukatlıklarını yaptı. Bütün gözaltılarda gecesini gündüzüne katarak Eğitim Emekçilerini özgürlüklerine kavuşturdu; hak kayıplarını önledi. Bugün Eğitim-İş, Eğitim-Sen sendika olarak mücadele yürütebiliyorlarsa, bütün yöneticileri bilsinler ki bu sendikaların temeline harcı koyanlardandır Av. Metin Bayyar.
Av. Metin Bayyar Yoldaş’ımız, 12 Eylül Faşist Diktatörlüğünün halka ve devrimcilere yönelik azgınca saldırılarının en yoğun olduğu ve kendisinin de Faşist Diktatörlük tarafından sürekli izlendiği günlerde bıkmadan, korkmadan, yılmadan, usanmadan Devrimci Hukukçulara örnek bir Devrimci Avukatlık pratiği sergiledi. DGM’lerde, Sıkıyönetim Mahkemelerinde hiçbir ayrım yapmadan Devrimcilerin gönüllü avukatlığını üstlendi. Buralarda da birçok Devrimcinin özgürlüklerine kavuşmasını sağladı, onlara destek oldu.
Av. Metin Bayyar Yoldaşı’mız, FETÖ’nün ve AKP’giller’in bütün haksızlıklarına, hukuksuzluklarına, yolsuzluklarına, kanunsuzluklarına, hırsızlıklarına karşı da Partimizin Halkçı Hukukçular biriminde militan bir mücadele yürüttü. Özellikle AKP’giller’in bütün hukuksuzluklarına, Halka karşı zulümlerine, kamu malı hırsızlamalarına, vatana ve halka ihanetlerine karşı açılan ve toplamı altı yüzü bulan davaların ve yapılan suç duyurularının mimarları arasında yerini aldı.
Av. Metin Bayyar Yoldaşımız; Hukuk alanında da, gerek öğrencilik yıllarında gerek sonrasında bütün örgütlenmelerin başında üye veya yönetici sıfatıyla yer aldı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi iken bütün öğrenci hareketlerinin ve örgütlenmelerinin en önünde olan Metin Bayyar, Hukukçular Derneğinin (HUK-DER) kuruluşunda yer aldı ve yöneticiliğini de yaptı. 12 Eylül öncesi üyesi olduğu ve 12 Eylül Faşizminden sonra yeniden kurulan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesiydi. Ankara Barosu’nun seçimlerinde ÇHD’nin Başkan Adayı olarak seçimlere katıldı ve Devrimci Bakış açısını dövüştürdü Ankara Barosunda. ÇHD içerisinde Metin Ağabey ile birlikte verdiğimiz mücadeleyi; ÇHD yöneticilerinin, biz HKP’lilerin hiçbir zaman taviz vermediği ve vermeyeceği Antiemperyalist-Antifeodal-Antişovenist ilkelerden uzaklaşmaları üzerine sonlandırdık.
Av. Metin Bayyar Yoldaş’ımız, Halkımızın nerede bir hak mücadelesi varsa orada yer aldı. 12 Eylül sonrası kurulan İnsan Hakları Derneği’nde (İHD) Devrimci Mücadeleci İnsan Hakları Savunucusu olarak mücadele yürüttü Ağabeyimiz. İHD içerisinde Sınıflarüstü İnsan Hakları anlayışına karşı Sınıfsal Temelde İnsan Haklarına bakışın bayraktarlığını yapan kadronun içerisinde yer aldı. Sınıflarüstü İnsan Haklarına bakış açısı sergileyenler, Av. Metin Bayyar Yoldaş’ımızın da temsil ettiği o eşsiz teorik hazine ve birikim karşısında ezildiler, küçüldüler, yok oldular. İHD içerisinde ve dışında, hatta cezaevlerinde Devrimci Mücadeleci İnsan Hakları Savunucularının, Yoldaşlarımızın oluşturduğu “Kızıl Liste”nin heyulası dolaştı.
Metin Bayyar Yoldaş’ımız, Enternasyonal bir adamdı. Ne diyordu Kahraman Gerilla Che Yoldaş?
“Dünyanın neresinde olursa olsun, haksız yere birisinin suratına atılan tokadı kendi suratında hissetmeyen kişinin insanlığından şüphe ederim.”
Son nefesine saatler kala bile “İnsan Soyunun Başdüşmanı” ABD Emperyalist Haydudunun Venezuela’ya yönelik saldırıları karşısında tepkilenmiş, yüreğinin sızladığını dile getirmişti.
Yaşamı boyunca, 68 kuşağının sloganı olan “Hoşt Amerika! Puşt Amerika!” sloganını haykırmaktan geri durmadı. Metin Ağabey; 68 kuşağının bütün devrimci değerlerini hep yaşadı, yaşattı ve mücadelesinin merkezine, Sevrci Soytarı Sahte Solun söylemekten imtina ettiği ve 1968’in en önemli mirası olan; “Katil ABD Ortadoğu’dan ve Ülkemizden Defol!” sloganını koydu.
Metin Bayyar Yoldaş’ımızın kurucusu olduğu ve kendisinin de yazarları arasında yer aldığı HKP Programı, aslında Gerçek Devrimci-Gerçek İnsan olan bu Devrimci Çınarı anlatıyor:
“Büyük devrimci önderlerin dediği gibi; ‘Her devrim, taraftarlarından büyük fedakârlıklar ister.’ Yoksunluklara, acılara ve akla gelebilecek her türden sıkıntılara, zorluklara duraksamadan katlanmalarını ister. Kendi çıkarlarını hiç düşünmemelerini, daha açığı kendilerini topluma feda etmelerini ister.
“İşte bunları yapabilmesi için kadroların sonsuz bir insan, hayvan, bitki ve doğa sevgisiyle dolu olması gerekir. Devrimciliğinin itici gücü ya da lokomotifi bu dört başlı sevgi olmalıdır. Kadrolar bu sevgiyle dolu oldukları için davaya sarılmalıdır, kavgaya atılmalıdır. Yani insana, hayvana, bitkiye ve doğaya yapılan bir haksızlık, bir saldırı karşısında öfkeden tir tir titremeli ve isyan etmelidir. Ancak bu kalitedeki devrimci kadrolar çürümez; heyecanlarını, özlemlerini yitirmez. Tabiî böyle olunca da devrimci görevlerini, sorumluluklarını asla ihmal etmez.
“Partimiz, bu donanımda, bu kalitede kadroların yetiştirilmesi için ilk günden çalışmaya başlar.
“Bilir ki ancak böyle kadrolar toplumu bütünüyle değiştirip dönüştürebilir ve en insancıl toplum düzenini kurabilir, sürdürebilir.
“Öncelikli olarak kadroların bu yapıda olması gerekir ki, etkiledikleri, örgütledikleri tüm toplum kesimlerine aynı nitelikleri, değerleri aktarabilsinler ve onları da donatabilsinler.
“İnsancıl bir düzenin oluşturulması için muhakkak ki insanların bu yüce insani değerlerle dolu olması gerekir. Yoksa kâğıt üzerindeki hiçbir yasa, yönetmelik o düzeni kuramaz, kurmuşsa bile koruyamaz, çürüyüp çökmesini engelleyemez.”
İşte Metin Bayyar Yoldaş’ımız, “sonunu düşünmeyen bir kahraman” olarak kaydıhayat şartıyla kendini insanlık davasına adadı. Yüce insani değerlerle dolu olan Devrimci Hareketin Çınarı Yoldaş’ımız, bu uğurda gelen bütün acılara, yokluklara, yoksulluklara; “Görev yapıyorduk, muhallebi değil… Görev yapmada çok iyi biliyoruz; vurmak da vardır, vurulmak da”, diyerek katlandı.
İnsan, hayvan, doğa, bitki sevgisiyle dolu olan ve bunu her yoldaşına da yansıtan Metin Ağabeyimiz; insana, hayvana, bitkiye ve doğaya yapılan bir haksızlık, bir saldırı karşısında da öfkeden tir tir titredi, bu haksızlığa isyan etti ve haksızlığın ortadan kaldırılması için mücadele etti.
Ne diyor Genel Başkan’ımız Nurullah Efe?
“İnsanın kahraman olabilmesi için, yürekli olması gerekir. Bir bilim adamı için, bir sanatçı için, sıradan bir bürokrat için, pek de bu denli yürekli olmak gerekmeyebilir. Ama halkların davasına baş koymuşsanız, dünyanın başhaydudu, 1950’den beri onlarca ülkede faşist diktatörlükler yapmış, onlarca işgaller, katliamlar yapmış bir ülkeye karşı savaşa girmişseniz, Che gibi, Fidel gibi, Kıvılcımlı gibi yürek taşımanız gerekir.”
Metin Bayyar Yoldaş’ımız, Che gibi, Fidel gibi, Kıvılcımlı gibi bir yürek taşıdı. Çünkü O; Önderi, Kadim Yoldaşı Nurullah Efe’nin dediği gibi; “Cesaret, bir vatandır bizler için. İdeallerimizin, insanlığımızın, onurumuzun içine sığındığı bir vatandır, cesaret. Ona sahip değilsek, bunları koruyamayız”, sözüne uygun olarak yaşadı, bir kahraman olarak bedence aramızdan ayrıldı.
Önderimiz Nurullah Efe şöyle der sıklıkla:
“Hep o yüzden aktarırım komünist şairimiz Arif Damar’ın o dizelerini. Ne diyordu hep, hatırlayacaksınız:
“İlle de görmek için mi beklenir güzel günler
“Beklemek de güzel
“Biz buna bir dize daha ekliyoruz;
“Ve en güzeli, o güzel günlerin bir an önce gelmesi için berrak, billur bir denize dalar gibi kavgaya dalmak, hiç firesiz, hiç düşüncesiz, endişesiz…”
Metin Bayyar Yoldaş’ımız da insanlığın eninde sonunda ulaşacağı o güzel günlerin bir an önce gelmesi için billur bir denize dalar gibi; hiç firesiz, hiç düşüncesiz, endişesiz kavgaya daldı ve son nefesine kadar da hiç vazgeçmedi bu kavgadan.
Metin Bayyar Yoldaş’ımız; kökleri derinlerde bir Ulu Çınardı.
Bu Çınarın da kökleri, Marks-Engels-Lenin-Kıvılcımlı Ustalardı.
Ve bu Çınarın köklerinde; İnsanlığın Kurtuluş Davasına adanmışlık, insan soyunun başdüşmanı ABD Emperyalizmine ve Yerli Satılmışlara karşı mücadelede kararlılık, sonunu düşünmeyen kahramanlık; “Vatan Aşkını Söylemekten ve Gereğini Yapmaktan Korkar Hale Gelmektense Ölmek Yeğdir”, anlayışı vardı.
Bu çınarın köklerinde; “Hiçbir korku, ölüm korkusunu kendinden arındırmış bir kalbe girmeye cesaret edemez”, korkusuzluğu vardı.
Metin Bayyar Yoldaş’ımızın, Ulu Çınarımızın 1949 yılında Konya’da başlayan, 2026 yılının 18 Ocak’ında Ankara’da son bulan 77 yıllık yaşamının merkezine koyduğu ilkesi; “Onur Yaşamdan Değerlidir” ilkesiydi.
Metin Bayyar Yoldaş’ımız, Devrimci bir Önderdi. Hareketimizin; Genel Başkan’ımız Nurullah Efe, Genel Başkan Yardımcımız Mustafa Şahbaz, Konya Devrimci Ortamının Çınarları Faruk Sur ve Orhan Özer Yoldaşlarımızla birlikte Kurucu Kadrosundandı.
“Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir” diyor ya şair. Bir hayatı Komünist İnancından zerre miktarda da olsa taviz vermeden;
Bilimsel Sosyalizmin Kurucuları Mark-Engels Ustaların, yirminci yüzyıldaki en büyük geliştiricileri, Devrimler Kartalı Lenin Usta’nın ve Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı Usta’nın oluşturduğu, geliştirdiği, bir eylem kılavuzu olarak insanlığın önüne koyduğu Marksist-Leninist İdeolojiye bağlılıktan hiç vazgeçmeden;
Nöbet yerini bir an olsun terk etmeden, bir hayatı korkmadan, bıkmadan, yılmadan mücadele ederek geçirmek ve bir ömrü Gerçek İnsan yani bir Komünist olarak tamamlamak çok ama çok güçtür. Ama bu çok güç olan; söz konusu Hikmet Kıvılcımlı Usta’nın öğrencisi olan, Nurullah Efe gibi, Mustafa Şahbaz gibi önderlerle, Konya Devrimci Ortamının Çınarları Faruk Sur ve Orhan Özer gibi önderlerle omuz omuza mücadele vermiş, onlarla kader birliği etmiş Metin Bayyar gibi bir önder ve Yoldaşları için çok ama çok kolaydı.
İşte Metin Bayyar Yoldaş’ımız, bu güç işi başaran bir insandı, böyle bir devrimciydi, böyle bir önderdi. İşte bunun içindir ki böyle devrimciler ölümleriyle sadece bedence aramızdan ayrılırlar ama onlar Halkların Kurtuluş Mücadelelerinde yaşamaya devam ederler.
Ne mutlu bizlere ki; böyle bir Gerçek İnsanla yıllarca omuz omuza mücadele ettik.
Metin Bayyar Yoldaş’ımızla birlikte yıllarca omuz omuza mücadele vermiş yoldaşları, Türkiye’nin bütün bölgelerinden Ağabeyimize, Yoldaş’ımıza, Önderimize son görevlerini yerine getirmek, O’nu sonsuzluğa uğurlamak için aktılar Ankara’ya.
Evet, çok üzüldük Metin Bayyar Yoldaş’ımızla birlikte bundan sonra omuz omuza mücadele veremeyeceğimiz için. Çok üzüldük artık düşünemeyecek, düşüncelerini biz yoldaşlarına aktaramayacak olmasına. Ama çok gururluyuz, onurluyuz, kıvançlıyız böyle bir devrimcinin, böyle bir önderin, böyle bir yiğidin yoldaşı olduğumuz, O’nunla birlikte kavga verdiğimiz için.
Ant olsun ki ömrünü verdiği Halkın İktidarını Kurma Mücadelesini zaferle taçlandıracağız. Sosyalizmin bayrağını bu ülkenin burçlarına dikeceğiz. Unutmayacağız Halk Düşmanlarına karşı verdiği Bilimli-Bilinçli-İnançlı-Kararlı-Örgütlü mücadelesini.
Söz konusu Metin Bayyar Ağabeyimiz, Yoldaş’ımız olunca bütün kelimeler kifayetsiz kalıyor ama son söz olarak; Onun mücadelesini Halkın İktidarına ulaştırmaya yemin etmiş yoldaşları olarak diyoruz ki:
Metin Bayyar gibi bir Devrimci ölür mü? Böyle bir insan yok olur mu? Böyle bir yiğit unutulur mu?
“Herkes ölür; kimi toprağa gömülür kimi yüreğe.”
Biz Metin Bayyar Yoldaş’ımızı yüreğimize ve bilincimize gömdük ve bu Yiğit İnsan, bu Gerçek Devrimci; İnsanlık Davasına baş koymuş İkinci Kurtuluş Savaşçılarının yüreklerinde ve kavgalarında yaşamaya devam edecek.
Şan Olsun Metin Bayyar Yoldaş’a!
Metin Bayyar Yoldaş Ölümsüzdür!
25 Ocak 2026
HKP Genel Merkezi