Saygıdeğer CHP’li samimi kardeşler;..

Saygıdeğer CHP’li samimi kardeşler;

Sorosçu Kemal ve avanesinin Yeni CHP’sinin, Kuvayimilliye yadigârı, Mustafa Kemal’lerin, İnönü’lerin Gerçek CHP’siyle zerre kadar olsun benzerliği yoktur.

Tersine, Sorosçu’nun bu Yeni CHP’si, Gerçek CHP’nin tam tersidir, karşıtıdır.

Durun, bize hemen kızmayın. Bakın, bunu “Dersimli Kemal”in kendisi söylüyor. İşte, görün:

“Bizi hâlâ 1930’ların CHP’si gibi görmeyin. Dünya değişiyor, biz de değişiyoruz. Yeni şeyler söylüyoruz. Demokrasi ve özgürlüğü savunuyoruz” (http://odatv.com/1930larin-chpsi-bunlari-yapmisti-2206141200.html)

Bakın bu da videosu…

***

Videonun Tapesi:

Bizi hâlâ 1930’ların Cumhuriyet Halk Partisi gibi görüyorlar, 1940’ların Cumhuriyet Halk Partisi gibi görüyorlar. Ya dünya değişiyor… İnsanlar değişiyor, kurumlar değişiyor, e biz de değişiyoruz. Yeni şeyler söylüyoruz. Demokrasiyi savunuyoruz, özgürlüğü savunuyoruz. Özgürlüğün toplumun dokularına işlemesini istiyoruz. Medya özgürlüğünü savunuyoruz. Çağdaş dünyayla bütünleşmek istiyoruz.

Biz birbirimizi anlamıyoruz. Bizim söylemlerimize bölgede kulaklar kapatılıyor.

CHP mi?

Ya bırakın işte, eski CHP… Eski CHP gider…

Yok arkadaşlar. Biz eski CHP değiliz. Dünya değişti, biz de değiştik.

(…)

Şöyle bir algı da var bu bölgede:

AKP sorunu çözecek, Cumhuriyet Halk Partisi karşı… CHP engel olduğu için bu sorun çözülmüyor.

Hayatımda duyduğum, çok özür dilerim, en saçma görüşlerden birisidir bu.

Ya hangi konuyu getirdiniz de biz çözmedik?

Veya biz ne yaptık da sorun çözülmedi?

Sanki biz iktidardayız, onlar muhalefette. Kardeşim iktidarda sensin. Bütün bilgiler sende, irade sende, Parlamentonun yarısından fazlası sende. İstediğin kanunu çıkarıyorsun.

E sen çözdün, getirdin de biz mi karşı çıktık?

***

Kendi Yeni CHP’sinin, Mustafa Kemal’lerin CHP’si olmadığını da; “Dünya değişti, biz de değiştik.”, diye gerekçelendiriyor, Sorosçu Kemal Efendi, gördüğümüz gibi. Bu ihanet gerekçesi, bütün revizyonistlerin, bütün döneklerin hiç şaşmadan kullandıkları repliktir. “Çağ değişti, biz de değiştik; dünya değişti, biz de değiştik, ne var bunda?..”

Ne aşağılık bir demagoji ve kandırmacadır bu…

Evet, dünya durup dinlenmeden değişir. Ama dünya değişiyor diye ideoloji tümden reddedilip yeni bir ideoloji oluşturulmaz. Oluşturulduğu anda, senin eskiyle zerrece bağın, ilgin, benzerliğin kalmaz.

Peki, nedir namusluca ve tutarlıca bu gelişime uygun yapılması gereken?

İdeolojinin ana ilkeleri korunur hassasiyetle. Ama sistem geliştirilir, zenginleştirilir, o ideolojinin rehberliğinde ve ışığında bu değişimin ortaya çıkarmış olduğu yeni olaylar, olgular da değerlendirilip ona uygun çözümler bulunur. Devrimci değişim ve gelişim budur.

Nedir, Mustafa Kemal’lerin, İnönü’lerin Gerçek CHP’sinin temel ilkeleri?

1- Antiemperyalistlik.

2- Laiklik.

3- Tam Bağımsızlık.

4- Yurtseverlik.

Bildiğimiz gibi, Mustafa Kemal’lerin Gerçek CHP’si, Amerika’nın da dahil olduğu Batı Emperyalizmine karşı verilen bir Kurtuluş Savaşı’nın zaferiyle ortaya çıkmıştır. Mustafa Kemal’in deyişiyle;

“Varlığımıza sataşan (tasallut eden) bütün Batı dünyası, Amerika da içinde olduğu halde, tabiatıyla büyük bir kuvvet teşkil ediyor.” (Mustafa Kemal, Aktaran: Fethi Naci, Atatürk’ün Temel Görüşleri, s. 46)

Demek ki, varlığımıza sataşan, bizi yok etmek isteyen ve bu niyeti bugüne dek hiç değişmemiş bulunan; Amerika’nın da içinde bulunduğu Emperyalist Batı Dünyasına karşı olacağız. ABD ve AB Emperyalist haydutlarına karşı duracağız.

İki, Laikliği bilinçlice ve kararlıca savunacağız. Yani, Mustafa Kemal’in deyişiyle; din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılmasının ısrarlı ve kararlı savunucusu ve mücadelecisi olacağız.

Bu neyi içerir?

Her biri birer din derebeyliği kurmuş bulunan, yılan yuvasından bile daha zehirli tarikatlara, cemaatlere vb. kuruluşlara, yapılanmalara karşı olmayı.

Üç; Ülkemizin Tam Bağımsızlığını hassasiyetle ve kararlılıkla savunacağız. Ordunun ABD’li emperyalist haydutun generallerine teslim olmasını öngören NATO’ya da karşı olacağız. Yani, NATO’dan ayrılmayı savunacağız. Bununla yetinmeyeceğiz; emperyalist bir askeri örgüt olan NATO’nun varlığına ve saldırganlığına karşı da savaşacağız.

Avrupa Birliği gibi, ekonomiyi, siyaseti, kültürü, sanatı, dini, felsefeyi tümden Batılı Emperyalistlerin emrine sunmayı öngören örgütlerden ve anlayışlardan uzak olacağız. Onlara karşı duracağız. Yani ülkemizin hem ekonomik, hem kültürel, hem siyasi bağımsızlığını tutarlılıkla savunacağız.

Dört; Vatansever olacağız. Bir karış vatan toprağının emperyalist haydutların ya da onların taşeronu, Türkiye düşmanı ülkelerin işgal etmesine izin vermeyeceğiz.

İşte, Gerçek CHP’nin ana ilkeleri bunlardır.

Şimdi soralım, içtenlikli CHP’li kardeşlere:

Sorosçu Kemal ve avanesinin Yeni CHP’si, bu ilkelerden hangisini savunuyor?

Gerçekte hiçbirini…

Göstermelik olarak bazılarını savunuyor görünebilir zaman zaman. Ama bu, sadece bir kandırmacadır, sahtekârlıktır.

Peki, Gerçek CHP’nin bu ana payandaları, yani sistemi taşıyan ana direkleri, bugünkü Türkiye’nin bütün sorunlarına gerçekçi ve devrimci çözümler üretmeye yeterli midir?

Hayır…

Zaten, bu yetmezlikten dolayı Gerçek CHP zaman içinde değişmiş ve tam zıttına, yani kendi karşıtına dönüşmüştür. Dikkat edersek; Türkiye de aynı şekilde yüz seksen derecelik bir dönüşümle Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın tüm kazanımlarını süreç içinde bir bir kaybetmiştir. Ve en sonunda da, Kaçak Saraylı Reis’in Tayyipgiller’i gibi bir partinin tuzağına ve kucağına düşmüştür.

ABD yapımı bu parti de Türkiye’yi “Yeni Sevr”-“BOP” uçurumuna doğru hızla sürükleyip götürmektedir.

İşte bu yetmezlikten dolayı, Mustafa Kemal’in “olamaz” dediği olmuştur. “Türkiye, Şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi” haline gelmiştir.

Ve bugün, Türkiye ne yazık ki 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı günlerden çok daha ağır, karanlık günlerin içine düşürülmüştür.

Kim tarafından mı?

Emperyalist Batı Âleminin yerli hain ajanları olan Antika ve Modern Parababaları tarafından. TÜSİAD’cılar, MÜSİAD’cılar, TİSK’çiler, TOBB’cular tarafından. Ve onların siyasi plandaki burjuva partileri tarafından, sermaye partileri tarafından.

İşte biz, Gerçek CHP’nin bu ölümcül eksiklerini de giderecek yeni prensipler, yeni çözümler bulmalıyız ve bulmuşuzdur da.

Antika ve Modern Gericiliğin sınıf temelini oluşturan Finans-Kapitalistler Zümresine ve Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfına şiddetle ve kesinlikle karşı olmamız gerekmektedir. Demokratik Halk İktidarımızda bu iki hain, emperyalist işbirlikçisi, vatan millet ve halk düşmanı sermaye yapısını ortadan kaldıracağız. Onların ekonomideki varlıklarına son vereceğiz.

Ayrıca da, Türkiye’nin en önde gelen siyasi sorunu olan Kürt Sorunu’nun çözümü için, her iki halkın da çıkarına, gerçek devrimci bir çözüm bulacağız. Bu çözümü bulabilmek için de Antişovenist bir ilkeyi yine aynı kararlılıkla benimsememiz ve savunmamız gerekmektedir.

Biz bu çözümü de bulup, açıkça ve kesince ortaya koymuş bulunmaktayız:

Tek cümleyle ifadelendirirsek bu çözümümüzü; Edirne’den Çin sınırına kadar uzanan geniş topraklar üzerinde “Türk-Kürt Halk Cumhuriyeti” olacaktır bu. Her iki halkın da gerçek anlamda eşitliği, kardeşliği ve özgürlüğü temelinde oluşturulacak bir Halk Cumhuriyeti…

İşte, temel prensipler korunarak sistem böyle geliştirilir, devrimci bir metot ve biçimle.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

20 Ağustos 2017

Nurullah Ankut
HKP Genel Başkanı