Bak, Türkiye Cumhuriyeti kimlerin elinde… Bilmiyor musun?

Saygıdeğer Halkımız;
Bak, Türkiye Cumhuriyeti kimlerin elinde…
Bilmiyor musun?
Unuttun mu?
Yoksa hiç mi öğrenmedin?..
Bak, dinle de ne hallere düşmüşsün gör kendini…

Biz anlatmayalım sana bunların kim olduğunu, kendileri anlatsın. Ama sen de aklını özgürce kullanarak anlayıp kavramaya çalış. Bunları gerçek kimliğiyle tanımaya çalış. İşte, buyur:

 

 

***
Videonun Tapesi:

AKP Sözcüsü Ömer Çelik: Bu olaylarla Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanının  ya da AKP’nin herhangi bir şekilde yan yana anılması dahi söz konusu olamaz arkadaşlar.

TAYYİP ERDOĞAN: Bu zaten ülkemizle alakalı bir konu da değildir.

Ara Yazı: Türkiye Cumhuriyeti Reza için ABD’ye nota verdi.

EY AK KARDEŞİM

BU DÖNÜŞÜN ÇOK DERİN BIR MANASI VAR !

Reza bizim için çok önemli çünkü…

Sunucu: Mücevher sektöründe ihracat şampiyonu Volgan Gıda Dış Ticaret Limited Şirketi adına Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Reza Zarrab’ı sahneye davet ediyoruz.

Rıza Zarrab: Ben ki 25 milyar ihracat yapmış iş adamı olarak cari açığın yüzde on beşinden bahsediyoruz.

HALKBANK’IMIZI DÜNYA MARKASI YAPTI

Rıza Zarrab: Güzel oldu zaten bize gelecek bugün geldi bir kırk falan zaten…

Süleyman Arslan: Bir 7 falan yârin geçiyor herhalde.

Rıza Zarrab: 20 daha var 20 veya 25 daha var, geliyor.

BAKANLARIMIZA AYAKKABILAR ALDI

Rıza Zarrab: 500 bin dolar hazırlat tamam mı! Ayakkabının koy içine. Bir tane gümüş at, gümüş tabak, bir tane daha çikolata kutusu olsun; onun içine 500.000 yerleştirin.

ONLAR DA ALNI AK BAŞI DİK CEVAP VERDİ

Egemen Bağış: Anlımız ak başımız dik.

YETMEDİ TAKIM ELBİSELER SAATLER ALDI.

Rıza Zarrab: 2 Milyon Euro, 500’lük demiştim. Vakko’dan bir tane takım elbise al 54-55’lik değişim kartını da içine koy…

Zafer Çağlayan: Saat aldığımı saat verildiğini kim söylüyorsa namerttir edepsizdir şerefsizdir ahlâksızdır.

Bu saat tarafımca alınmış bedeli tarafımca ödenmiş ve mal beyanıma da girmiştir arkadaşlar…

İŞTE EFSANE MAL BEYANI!

Belge: “Saat Bedeli olan 240.000 Euro’yu M. Zafer Çağlayan’dan teslim aldım. Rıza Sarraf…

ÜMMET İÇİN ORGANİASYONLAR DÜZENLEDİ.

Rıza Zarrab: Ne yaptın organizasyonu.

Yücel Özçil: Organizasyon tamam Rıza Bey. Bara koyacağım onları, böyle oturtturacağım kızları onlar gelip seçsinler kendileri, öyle değil mi….

1500 dolar vereceğim gel dedim.

Rıza Zarrab: 2000 dolar ver. Yeter ki onu mutlu etsin bana gelecek ama değil ki.

YETMEDİ BAHŞİŞ VERDİ

Rıza Zarrab: Annemin babası derdi ki, orospu ile memurun bahşişini başında verin, derdi.

GEL SEN REİSİ DİNLE, GÖR BAK REZA’YI İTİRAFÇI YAPACAKLAR

TAYYİP ERDOĞAN: Vatandaşımı 2 yıl oldu neredeyse….. Kalkacaksın hiçbir şey ortaya koymadan yargılayıp itirafçı olarak da kullanmak isteyeceksin…

SAKIN OLA Kİ ÇIKAN HABERLERE İNANMA!

Vatandaş: Yalan onlar inanma…. Devlet dört dörtlük mükemmel bir şekilde çalışıyor…

Muhabir: Ama Resmi Gazete…. Resmi Gazete’de yayınlandı….

Vatandaş: O gazetelere inanma… (https://www.youtube.com/watch?v=l5ksBPXNTRU)

***

Kendilerini tanıtmaya devam etsin Tayyipgiller. Bunu da izleyelim, arkadaşlar:

***

Videonun Tapesi:

Başbakanının en uzun günü erken başladı.

(17 Aralık 2013. TÜRKİYE’NİN TARİHİNE GEÇEN BİR GÜN VE HİKAYESİ)

17 Aralık 2013

05:00

ANKARA-İSTANBUL

Can Dündar: Başbakan’ın en uzun günü erken başladı. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla görevlendirilen polisler ilkin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Kaan Çağlayan’ın Ankara Yeni Mahalle’deki evine geldi ama ev babası Zafer Çağlayan’ın adına kayıtlıydı ve dokunulmazlığı vardı.

Kaan polisleri kapıda görünce babasını telefonla uyandırdı. Zafer Çağlayan hemen İçişleri Bakanı Muammer Güler’e telefon etti. Güler şaşırdı, olur mu öyle şey, diyerek bürokratlarını aradı ve kötü haberi aldı. Kendi oğlunun evinde de arama vardı.

 

17 Aralık 2013

06:00

İSTANBUL

Can Dündar: Barış Güler’in Ritz Carlton otelinde kaldığı daire basıldığında saat altıya geliyordu, eve organize şubeden bir amir ve yedi polis gelmişti. Güler’e Savcılığın arama ve gözaltı kararını gösterdiler. Sizi gözaltına almaya geldik dediler. Güler önce inanmadı, bekleyin Bakanınızı arayayım dedi. Ama o an babasına ulaşamadı. Evindeki aramada kutuların içinde deste deste döviz ve Türk Lirası bulundu.

Aynı saatlerde Ataşehir’deki Halk Bankası Genel Müdürlüğü binası basılmış, Genel Müdür Süleyman Aslan ve eşi de gözaltına alınmıştı. Rıza Sarraf’ın Kanlıca’daki yalısında, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in Fatih’teki evinde, işadamı Ali Ağaoğlu’nun Ataşehir’deki şirketinde de arama vardı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar’ın ofisi de aranan mekanlar arasındaydı. Oradaki aramayı yapan Polis Ekibinin başındaki Başkomiser Recep Can’ın elinde tespihle bacak bacak üstüne atmış fotoğrafları ve lahmacun siparişi de hem 17 Aralık Operasyonun tarihine hem de daha sonraları Başbakanın diline düşecek ve Başkomiserin birkaç kez sürülmesiyle sonuçlanacaktı.

 

17 Aralık 2013

06:30

İSTANBUL

Can Dündar: İstanbul Emniyet Müdürü Çapkın, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Yakup Saygılı’nın telefonuyla uyandı. Saygılı, utanarak Çapkın’a kendisinden habersiz bir operasyona başladıklarını söyledi, ayrıntıları verdi. Soruşturma İstanbul Cumhuriyet Savcıları Celal Kara ile Mehmet Yüzgeç tarafından Eylül ayında başlatılmıştı.

Bir numara İranlı işadamı Rıza Sarraf’tı. Sarraf’ın dört bakan ve çocuklarına rüşvet vererek kara para akladığı, altın kaçakçılığı yaptığı ortaya çıkarılmıştı. Mali Şube o gün 71 kişiyi gözaltına alacaktı. Neden bana haber vermediniz, diye sordu Çapkın. Size söylesek üstlerinize bildirmek zorundaydınız diye cevap verdi Saygılı. O zaman da operasyonu yapamazdık dedi. Hak verdi Çapkın.

Delilleriniz sağlam mı, diye sordu Çapkın, sağlam cevabını aldı. Aylardır takiptelerdi. Rüşvet alışverişi sırasında çekilmiş fotoğraflar, görüntüler, dinleme kayıtları vardı. Çapkın, kolay gelsin diyip telefonu kapattı. O sırada polis ekipleri bastıkları evlerde delil toplamaya ve takibe aldıklarını dinlemeye devam ediyordu. Şüphelilerin birbirlerini arayacaklarını tahmin edip hepsini dinlemeye almışlardı. Başbakan ve bakanları dahi…

 

17 Aralık 2013

06:45

İSTANBUL

Can Dündar: Evi aranan bakan oğullarından Barış Güler bir ara evinin arka odasına geçip babasını yeniden aradı. Güler o gün bir dış temas için Sofya’ya uçacaktı. Operasyon başlayınca gezisini iptal etti, baba oğul üç dakika konuştular. Güler, oğluna ifadeye dair tüyolar verdi. Bu konuşma evde üç beş kuruş param var baba diyen Barış Güler’in ısrar üzerine bir trilyonum var, o kadar cevabıyla tarihe geçti.

Muammer Güler: Oğlum ne istiyorlar senden?

Bariş Güler: Valla altıbuçukta geldiler. Celal Kara diye bir Savcı arama kararı çıkarmış, örgüt kurmak, rüşvet almak, devlet evrağında sahtecilik gibi bir suçlamayla geldiler, benim hiçbir şeyim yok yani.

Muammer Güler:  Devlet evrakında mı?

Bariş Güler: Ha yani, evrakta sahtecilik, örgüt kurmak, suç işlemek örgütüyle, işte rüşvet almak, saçma sapan şeylerle geldiler, altı buçuktan beri evi arıyorlar.

Muammer Güler: Hangi evi arıyorlar?

Bariş Güler: Ritz Cartlondaki evi.

Muammer Güler: Ne var oğlum senin evinde?

Bariş Güler: Hiçbir şey yok baba. Hiçbir şey yok.

Muammer Güler: Para ne var?

Bariş Güler: Kendi param, 3-5 kuruş kalan param var zaten.

Muammer Güler: Kaç Lira?

Bariş Güler: 1 trilyon civarı param var o kadar.

Muammer Güler: Tamam oğlum tamam. El koydular mı?

Bariş Güler: Yok, daha arama yapıyorlar şu anda.

Muammer Güler: Tamam başka bir şey yok değil mi oğlum? (Anlaşılan o ki yakalanan dışında başka paralar ve deliler var.)

Bariş Güler: Yok başka hiçbir şey yok baba.

Muammer Güler: Tamam. Senin şimdi oğlum, anladığım kadarıyla Reza Zarrab’la olan bir rüşvet ilişkisinden bahsediyorlar, şunu söyleyeceksin. Diyeceksin ki ben, danışmanlık ilişkim var, gayriresmi danışmanlık, resmi yapmadım, babamın şeyi olmasın diye, benim para alış verişim bu. Artı benim alacaklı olduğum dayımın oğlu şey akrabam bunun yanında çalışıyor. Onun bana borcu var. Senetlerimiz de var. Bunun şeyini yapıyorum ben ondan tahsilatını yapıyorum.

Bariş Güler: Tamam o kadar.

Muammer Güler: Bu Hüseyin Sipahi falan size geldi mi oğlum?

Bariş Güler: Yok gelmedi baba.

Muammer Güler: Tamam Hüseyin Sipahi’yle bir ilgin yok. Reza Zarrab’ın da evini arıyorlarmış. Demek ki herhalde başkalarıyla da ilgileniyorlar.

Bariş Güler: Tamam.

Muammer Güler: Tamam oğlum. Senin söyleyeceğin oğlum işte. Benim gayriresmi danışmanlık ilişkim var. Ben hepsini tanırım, artı artı şu, o para şeyin; benim Rüçhan onun yanında çalışıyor, benim Rüçhan’dan alacağım var. Bunun yanında çalıştığı için rica ettik ondan alıyor parayı. Bize veriyor. Şeylerimiz de var, senetlerimiz de var. Değil mi senetlerin de var? Ofisinizi niye arıyorlar?

Bariş Güler: Bilmiyorum, ofiste arama var mı bilmiyorum.

Muammer Güler: Evet …lerin ofislerini de arıyorlarmış. Orada bir şeyin var mı?

Bariş Güler: Yo…

Muammer Güler: … Koyduğun bir şey var mı?

Bariş Güler: Yok.

Muammer Güler: Ofisinde bir şey var mı oğlum, ofisinde?

Bariş Güler: Hayır, hiçbir şeyim yok baba.

Muammer Güler: Tamam, mesele yok oğlum.

Bariş Güler: Ben şubeye gideceğim arkadaşlarla, şubeye.

Muammer Güler: Seni gözaltı mı yaptılar?

Bariş Güler: İşyerine gideceğiz beraber.

 

17 Aralık 2013

06:45

ANKARA

Can Dündar: Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, saat 06.54’te Mekansal Planlama Genel Müdürü Mehmet Ali Kahramanı aradı. Polis dinlemesine takılan bu görüşmede bürokratına kaçabiliyorsan kaç dedi:

“Mehmet Ali seni polis alacak herhalde. İstanbul’da Abdullah’ı almışlar, Hüseyin Sipahi’yi almışlar. Zafer Çağlayan’ın oğlu, sen. Yakında gelirler, basarlar evi. Daireye git, biz de müdahale edelim, kaçabiliyorsan kaç.”

Bayraktar bu görüşmenin hemen ardından danışmanı Sadık Soylu’yu aradı. Polisteki ses kaydına görE: “Sadık, polis birazdan gelip seni alacak evden kaç sen”, dedi. 5 dakika sonra Soylu, Erdoğan Bayraktar’ı geri aradı. “Ben evden çıktım efendim, yukarıda bir kafede oturacağım”, dedi. Bayraktar; “Geldiler mi senin eve polisler?”, diye sordu, “Hayır.”, dedi. Bunun üzerine Bayraktar tahminini söyledi; “Telefondan bulurlar seni.” Öyle de oldu.

 

17 Aralık 2013

07:00

Can Dündar: Türkiye o Salı sabahına o büyük haberle uyandı. Bütün kanalların sabah bültenlerinde son dakika uyarısıyla operasyonun ilk duyumları vardı.

(…) Bültenlerden görüntüler…

 

17 Aralık 2013

08:01

ANKARA

Can Dündar: Başbakan Erdoğan o sırada Ankara Subay Evleri’ndeki evindeydi. Normal programda 11 uçağıyla Konya’ya gidip Şeb-i Aruz törenlerine katılacaktı. Operasyondan haberdar olur olmaz asıl hedefin kendi çocukları ve onlar üzerinden de kendisi olduğunu anlamıştı. Hemen kızı Sümeyye’yi, İstanbul’daki oğlu Bilal’in yanına göndermeye karar verdi. Dokuz İstanbul uçağına yetişmek için hazırlanan Sümeyye saat 08.01’de İstanbul Kısıklı’daki evde bulunan Bilal Erdoğan’ı arayıp uyandırdı. 14 saniye süren bu görüşmeden hemen sonra saat 08.02’de Bilal’in telefonu yeniden çaldı. Bu kez arayan babasıydı. Ve Bilal hâlâ uyku sersemiydi.

Tayyip Erdoğan: Sen evde misin oğlum?

Bilal Erdoğan: Evet babacığım.

Tayyip Erdoğan: Sabah şeyler operasyon yaptılar. Bu Ali Ağaoğlu, Reza Zarrab, işte bizim Erdoğan’ın oğlu, Zafer’in oğlu, Muammer’in oğlu filan, bunların şu an evlerinde arama yapılıyor.

Bilal Erdoğan: Bir daha söylesene babacım.

Tayyip Erdoğan: Diyorum ki Muammer Bey’in oğlu, Zafer’in oğlu, Erdoğan’ın oğlu, Ali Ağaoğlu, Reza Zarrab gibi filan 18 kişi şu anda büyük yolsuzluk operasyonu şeyiyle evlerinde arama yapıyorlar filan falan.

Bilal Erdoğan: Evet.

Tayyip Erdoğan:  Tamam mı, şimdi diyorum ki, senin evinde ne var ne yok, sen bunları bir çıkar. Tamam mı?

Bilal Erdoğan: Ben de ne olabilir baba, senin para var kasada.

Tayyip Erdoğan: Onu diyorum işte. Ondan sonra ben şimdi gönderiyorum kardeşini, tamam mı?

Bilal Erdoğan: Kimi gönderiyorsun?

Tayyip Erdoğan: Kardeşini gönderiyorum diyorum.

Bilal Erdoğan: Hıı, tamam.

Tayyip Erdoğan: Ondan sonra aynı şekilde o bilgiler onda var tamam mı, abinle konuş.

Bilal Erdoğan: Evet.

Tayyip Erdoğan: Onda.. Onu şey yapalım, amcanla filan konuş, o da aynı şekilde çıkarsın, eniştenle konuş, o da.

Bilal Erdoğan: Ne yapalım bunları baba, nereye koyalım.

Tayyip Erdoğan: Belirli yerlere oralara şey yap işte. (alttan Emine’nin Berat diye sesi geliyor)

Bilal Erdoğan: Evet, o da var.

Tayyip Erdoğan: Onu söylüyorum işte, şimdi bir araya gelin amcanı da al, Ziya enişten var mı yok mu bilmiyorum da, tamam mı, Burak abine de hemen şey yap. Tamam mı?

Bilal Erdoğan: Tamam baba, Sümeyye yani çıkarıp, Sümeyye bana nereye götüreceğimi mi söyleyecek?

Tayyip Erdoğan: Ya tamam, hadi şey yap, sizinkileri düşünün aranızda eniştenle filan…

Bilal Erdoğan: Ne yapalım diye…

Tayyip: Evet  evet , hemen irtibat kuralım saat 10’a kadar, Çünkü konu.. Tamam mı

Bilal Erdoğan: Tamam babacım.

 

17 Aralık 2013

08:30

İSTANBUL

Can Dündar: Saat 08.30’da Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde telaş vardı. İçişleri Bakanının oğlu Barış Güler sağlık kontrolüne getirildi. Getiren araç hastane kapısına kadar yanaştırıldı. Güler girişte yüzünü sakladı, oradan Çağlayan’a gittiler. Orada da Bakanın ricası üzerine polisler Barış Güler’in koluna girmedi. Gözaltındaki diğer isimler bu ayrıcalıktan yararlanamadı.

Çağlayan kaynıyordu. Mustafa Demir, Adnan Gürel, Rıza Sarraf ve en son olarak da Ali Ağaoğlu peşpeşe getirildi ve sorgu için yedinci kata çıkarıldılar. Savcılar onları orada bekliyordu.

 

17 Aralık 2013

08:30

ANKARA

Can Dündar: Aynı saatlerde Başbakanın kızı Sümeyye Erdoğan Ankara Subayevleri’ndeki evinden Ankara Esenboğa Havaalına doğru yola çıktı. VIP salonuna girdiğinde saat 9’u geçiyordu, kadın koruması yanındaydı. Salonda eski Bakan Koray Aydın da vardı. O da İstanbul üzerinden Trabzon’a gidecekti. VIP’den birlikte geçtiler. Koray Aydın, Sümeyye Erdoğan’ın kimseyle konuşmadığını, elinden cep telefonunu hiç düşürmediğini fark etti. Sürekli cep telefonunun ekranına bakıyor, mesaj yazıyor veya haberleri takip ediyordu.

VIP aracında da hep cep telefonu ile uğraştı. Sümeyye Erdoğan TK- 2123 sefer sayılı THY uçağının busınnes class bölümündeki 1F koltuğuna oturdu. Uçak gözaltı haberleri ile kaynayan İstanbul’a doğru havalandı.

17 ARALIK 2013

10:30

İSTANBUL

Can Dündar: SÜMEYYE ERDOĞAN’IN uçağı  İstanbul’a inip makam arabası Kısıklı yoluna çıktığında Erdoğan ailesinde tam bir panik yaşanıyordu. Başbakanın  kızı ESRA ALBAYRAK eşi BERAT ALBAYRAK ile birlikte Kısıklı’da BİLAL ERDOĞAN’in yanındaydı. Berat saat  11’e doğru sağ kolu MEDET NABİ  YANIK’ı aradı. Hayati bir konu olduğunu söyledi ve onu evrakları okunamaz hale getiren bir öğütücü cihaz almaya yolladı. MEDET NABİ YANIK  gittiği yerden beratı aradı, bu konuşma da polis dinlemesine takıldı.

Medet Nabi Yanık: Abi selamunaleyküm.

Berat Albayrak: Aleykümselam nerdesin Medet ?

Medet Nabi Yanık: Ben şimdi öğütücüyü aldığımız yerdeyim.

Berat Albayrak: Orada dolanma ora 5 para etmez. Ben ona niye para vereyim bir dah ? Adam gibi kaliteli bir şey al yani. Yabancı  marka büyük bir şey al. Büyük bir şey al yani.

Medet Nabi Yanık:Tamam büyük bir şey  işte şey yapacağımız…

Berat Albayrak: Aynı marka alma bir kere. Bir kere kazık yedim bir daha niye kazık yiyeceği ? Niye oraya uğradın ki? Git uluslararası adam gibi bir marka al. Gidip saçma sapan 5 para etmez şey veriyor namussuz. Bu yerli değil mi ?

Medet Nabi Yanık: Yok yerli değil abi.

Berat Albayrak: Çin malı. Çin malı getiriyor.

Medet Nabi Yanık: Bu ne malıydı abi.

Berat Albayrak: Ya çin malı ya

Medet Nabi Yanık:  Evet. Bunu şey yapayım o zaman katoloğu getireyim ona göre karar veririz o zaman .

Berat Albayrak: Fiyatı ney?

Medet Nabi Yanık: Bu size gönderdiğim 345 euro. Bizim aldığımız 80 euroydu. Burada Alman malı falan da var.

Berat Albayrak: Tamam başka marka al. Aynı marka alma. Aynı kazığı bir daha yine niye yiyeyim.

Medet Nabi Yanık: Tamam başka marka bakıyorum.

Berat Albayrak: Hayati konu var. Güzel bir tane büyük bir tane ver bas al gel.

Medet Nabi Yanık: Tamam oldu. Tamam. Şuna bakabilir miyiz ?

Berat Albayrak: Medet duyuyor musun ?

Medet Nabi Yanık: Duyuyorum abi.

Berat Albayrak: Büyük bir tane güzel bir tane al gel. Çabuk çabuk çabuk…

Hemen bekliyorum.

Can Dündar: Bu konuşmanın ardından Bilal Erdoğan ve Berat Albayrak özel araçla Kısıklı’daki evden ayrıldılar. Esra evde kaldı. Saat 11’de Sümeyye de geldi. Öğütme makinesini beklemeye koyuldular. Gecikince Esra Medet’i arayıp sordu.

Esra Albayrak: Alo Medet selamünaleyküm.

Medet Nabi Yanık: Ve aleykümselam hayırlı sabahlar Esra hanım.

Esra Albayrak: Hı hayırlı sabahlar ıı şeyi diyecektim Medet o

Medet Nabi Yanık: Buyrun efendim.

Esra Albayrak: Şeyi…. Getirecektin ya

Medet Nabi Yanık:  Evet.

Esra Albayrak: Onu ııı alt kata şey yaparsan benim çalışma katıma iyi olur alt kat…

Medet Nabi Yanık: Hı en…

Esra Albayrak: Ya bir daha taşımayalım ben aşağıda çalıştığım için.

Medet Nabi Yanık: Tamam tamam… anlaşıldı Esra hanım

Esra Albayrak: Tamam

Medet Nabi Yanık: Ben o makineleri aslında getirdim de iki tane seçenek var onları Berat beye gösterecektim o da çıkmış.

Esra Albayrak: Hı…

Medet Nabi Yanık: Iıı… şimdi kendisine ulaşınca bir bilgi vereyim ona göre ikisinden birini alt kata bırakılım inşallah.

Esra Albayrak: Bana söyle sen Medet ben şey yaparım onu ıı ben karar veririm yani.

Medet Nabi Yanık: Tamam anlaşıldı ben şu anda o zaman girişin oraya geleyim

Esra Albayrak: Tamam alt katı göster.

Medet Nabi Yanık: he alt kata

Esra Albayrak: Tamam ben de ineyim aşağıya.

Medet Nabi Yanık: Evet

Esra Albayrak: Aşağıya tamam.

Medet Nabi Yanık: Tamam inşallah

Esra Albayrak: Hadi görüşürüz.

 

 

17 ARALIK 2013

11:00

İSTANBUL

 

– SIFIRLADINIZ MI ?

– YOKSA…

– EVET . TAMAMİYLE SIFIRLAYACAĞIZ İNŞALLAH…

Can Dündar: Erdoğan’ın saat 11.00’de Konya’ya gitmek üzere eşi ile birlikte ANA uçağına binmesi gerekiyordu. Ancak olağanüstü gelişme karşısında uçağın kalkışı bir buçuk saat ertelendi. Başbakan saat 11.17’de Ankara’dan oğlu Bilal’i aradı. İşte meşhur sıfırlama konuşması orada dinlemeye takıldı.

Bilal  Erdoğan: Selamünaleyküm.

Recep Tayyip Erdoğan:Aleyküm selam.

Bilal  Erdoğan: Şimdi şeyle Hasan abi ile filan bir araya geldik, abim Berat Berat, amcam beraber bir şeyler düşünüyoruz, bu arada bir fikir daha geldi Berat’a, bir kısmını diyor Faruk’a (kalyoncu) diğer işle ilgili hemen vereyim diyor, öbür paraları işlediği gibi işlesin zaten konuşmuşsunuz önceden, onu yapalım mı ciddi bir miktarı o şekilde halledebiliriz.

Recep Tayyip Erdoğan: Olabilir.

Bilal Erdoğan: Tamam, öbür bir kısmını da Mehmet Gür ile ortak işe başladığımız için, bir kısmını al sende dursun , projeler geldikçe oradan kullanırsın diye verelim mi diyoruz. Böylelikle azaltıp geri kalanı da başka bir yere taşıyacağız.

Recep Tayyip Erdoğan: Tamam işte onları şey yapın da.

Bilal Erdoğan: Tamam.

Recep Tayyip Erdoğan: Sümeyye geldi mi?

Bilal Erdoğan: sümeyye eve gelmiş, şimdi buraya gelecek, yanımıza gelecek, tamam babacığım. Hallediyoruz bugün inşallah, başka bir şey var mi?

Recep Tayyip Erdoğan: Şey yapmanızda fayda var, (parayı) tamamıyla sıfırlamanızda fayda var.

Bilal Erdoğan: Evet tamamıyla sıfırlayacağız inşallah.

 

17 ARALIK 2013

11:40

İSTANBUL

 

Can Dündar: Saat 11.40’ta İstanbul  Valisi Hüseyin Avni Mutlu Eyüp’te Gümüşsuyu İlköğretim Okulu açılış törenin öncesinde operasyon ile ilgili kısa bir açıklama yaptı. “Adliyemizin şu anda yürütmekte olduğu bir çalışmadır. Dolayısıyla adli soruşturmanın devam ettiği bir aşamada daha detaylı bir bilgiyi paylaşma imkanımız adli açıdan mümkün değil.”

 

17 ARALIK 2013

11:44

İSTANBUL

 

Can Dündar: Çağlayan’da operasyonu yöneten isim daha önce Ergenekon soruşturması ile ünlenen savcı Zekeriya Öz’dü. Başbakan soruşturmanın bu aşamasında ÖZ’e ulaşmayı ve operasyonu durdurtmayı düşündü. ÖZ’ü kendisine THY yönetim kurulu başkanı HAMDİ TOPÇU getirip tanıştırmıştı. TOPÇU aracılığı ile mesaj iletmeyi düşündü. Ve bunu da Konya uçağına binmeden hemen önce oğlu Bilal’e söyledi.

Recep Tayyip Erdoğan: İstanbul’a döneceğim, ondan sonra öğlen civarı tekrar Ankara’ya döneceğim,şimdi Hamdi’yi çağırın da

Bilal Erdoğan: Hangisi

Recep Tayyip Erdoğan: Hamdi, Hamdi

Bilal Erdoğan: Topçu?

Recep Tayyip Erdoğan: Topçu.

Bilal Erdoğan: Tamam.

Recep Tayyip Erdoğan: Zekeriya bu işin  içinde, Zekeriya bu işin içinde diyorum tamam mı?

Bilal Erdoğan: Tamam.

Recep Tayyip Erdoğan: Gerekirse, yani onunlada bu işi konuşarak, “Arkadaş bu işi bugün bitirmen lazım” ona bunu desin.

Bilal Erdoğan:Tamam babacığım ama işte o da demek ki o da bunlarla çalışıyor.

Recep Tayyip Erdoğan: O onlardan zaten canım.

Bilal Erdoğan: Evet, Hamdi’nin ona bir şeyi var mı ki ?

Recep Tayyip Erdoğan: Onla hukuku var o bana aldı geldi.

Bilal Erdoğan: Ha tamam baba.

Recep Tayyip Erdoğan: Veyahutta gelelim yarına şey yapalım bakalım bugün kararı verecek.

Bilal Erdoğan: Ne baba

Recep Tayyip Erdoğan: Belki de alelacele sevkedebilirler de yani bunların sağı solu belli olmaz

Bilal Erdoğan: Kimi alelacele sevkedebilirler

Recep Tayyip Erdoğan: Gözaltına alınanları

Bilal Erdoğan: He mahkemeye evet

Recep Tayyip Erdoğan: İki savcı götürüyor işi

Bilal Erdoğan: Ben Hamdi Bey ile konuşayım öğleden sonra inşallah akşam da görüşürüz.

 

17 ARALIK 2013

11.52

İSTANBUL

Can Dündar: Bilal Erdoğan’ın telefonda Berat bir kısmını telefonda Faruk’a verelim diye bahsettiği  isim Ömer Faruk Kalyoncu’ydu. Bu konuşmadan kısa bir süre sonra Kalyoncu’nun yardımcısı Hakan Aslan’la Berat Albayrak’ın yardımcısı Medet Nabi Yanık’ın konuşmaları dinlemeye takıldı. Bir garajda buluşma planı yapıyorlardı.

Medet Nabi Yanık: Hakan selamünaleyküm

Hakan Aslan: Aleyküm selam

Medet Nabi Yanık: Senin oraya geliyorum.

Hakan Aslan: Geliyorsun tamam. Nerde? Yoldasın?

Medet Nabi Yanık: Yoldayım. Şey yapalım bir kere hani garajda görüşmüştük ya yine öyle görüşelim.

Hakan Aslan:  Sen bana yaklaşınca haber verir misin abi aşağıya ineyim.

Medet Nabi Yanık: Peki peki…. Tamam inşallah…

Hakan Aslan: Peki  abi hadi görüşürüz.

Medet Nabi Yanık: Yolu biraz kısaltayım dedim de. Gerek yok. Normal yoldan geleyim. Bir 5 dakikaya falan Allah nasip ederse oradayım. Sen asansörle beraber aşağı in. Ben direkt garaja gelirim.

Hakan Aslan: Tamam.

Medet Nabi Yanık: Tamam ağabeycim.

Hakan Aslan: Tamam.

 

17 ARALIK 2013

13.30

KONYA

Can Dündar: Emniyette sorgular sürerken bütün Türkiye başbakanın  ne diyeceğini merak ediyordu. Erdoğan’ın uçağı  bir buçuk saat gecikmeyle kalktı. 13.30’a doğru Konya’ya indi. Başbakan gergin görünüyordu. Doğruca KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SPOR VE KONGRE MERKEZİNE gitti, orada toplu açılış töreni vardı. Operasyon ile ilgili ilk konuşmasını orada yaptı. Telefondakinden hayli farklı bir ses tonuyla tehditlere boyun eğmeyeceğini ilan etti.

Recep Tayyip Erdoğan: Hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğiz. Kardeşlerim istedikleri kadar çirkin yollara tenezzül etsinler, istedikleri kadar kirli ittifakların içine girsinler, buradan Konya’dan bir kez daha tekrar ediyorum; Türkiye’de artık söz milletindir, karar milletindir, yetki milletindir.

 

17 ARALIK 2013

14:00

İSTANBUL

 

Can Dündar: İstanbul’da medya haber almaya çalışıyordu. Kameralar, canlı yayın araçları, muhabirler Emniyet’in önünde yığılmıştı.

Bir bakan oğlunun evinden çıkan para sayma makinesiyle Halk bankası genel müdürünün evinde ayakkabı kutusu içinde bulunan paralar dillerdeydi. Saat 14.00’te Halk Bankası’ndan çalışanlara bir uyarı mesajı yollandı. Banka dışından soru soracak kimseye bilgi vermeyin denildi.

 

 

17 ARALIK 2013

15:00

İSTANBUL

 

Can Dündar: Bilal Erdoğan babasının isteği üzerine  Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu’nun yanına gidip onunla görüştü, soruşturmayı durdurması için Zekeriya Öz ile görüşmesini rica etti. Topçu’nun Öz’den alıp kendisine ilettiği cevabı hemen telefonda babasına söyledi. Erdoğan hâlâ Konya’daki törendeydi.

 

Bilal Erdoğan: Şimdi Hamdi Bey’in yanından çıktım, akşam 6’da görüşecekler.

Tayyip Erdoğan: 6 geç olur, 6’da onlar işi bitirmiş olur.

Bilal Erdoğan: Telefonda haberim yok demiş, haberi yokmuş bir de dosya doluymuş.

Tayyip Erdoğan: Yalan söylüyorlar tabii ya, hem haberim yok diyor hem dosya dolu diyor, nasıl oluyor bu iş…

Bilal Erdoğan: İşte dosya demek önüne gelmiş sabahı köründe herhalde, ne demek istiyorsa artık.

Tayyip Erdoğan: Hem haberim yok diyor hem dosya dolu diyor.

Bilal Erdoğan: Evet evet

Tayyip Erdoğan: Sen şeye mi gitmiştin, Hamdi’nin oraya mı gittin?

Bilal Erdoğan: Evet

Tayyip Erdoğan: Keşke gitmeseydin.

Bilal Erdoğan: Ne yapayım baba yani başka yerde buluşsam yine kötü.

Tayyip Erdoğan: Yanlış yaptın.

 

 

17 ARALIK 2013

15:15

KONYA

 

Can Dündar: Konya’daki tören saat 15.00’te bitti. Erdoğan 15.15’te gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Tayyip Erdoğan: Arkadaşlar bunların hepsi bir adli süreç neticelenmeden bir şey söylemem doğru olmaz.

Can Dündar: Bu konuşmadan sonra yabancı konukları ile görüşeceği Dedeman Oteli’ne geçti. Otel’den saat 15.39’da yeniden Bilal’i aradı. Artık telefonda konuşurken daha temkinliydi.

Tayyip Erdoğan: Sana diğer verdiğim görevler tamam mı?

Bilal Erdoğan: İşte akşam bitirmiş oluyoruz, bir kısmını hallettik, Berat ile ilgili olan kısmını hallettik, şimdi Mehmet Gür ile ilgili olan kısmı herhalde önce halledeceğiz, geri kalanını da artık karanlık olunca halledeceğiz.

Tayyip Erdoğan:

Bilal Erdoğan: İnşallah.

Tayyip Erdoğan: Sümeyye ne yaptı?

Bilal Erdoğan: Sümeyye de işte onları çıkardı getirdi filan, konuştuk filan…

Tayyip Erdoğan: Her iki tarafı halletti mi?

Bilal Erdoğan: Verdi herhalde babacığım, ikisini de boşalttım dedi.

Tayyip Erdoğan: Her iki tarafı

Bilal Erdoğan: Evet, ikisini de boşalttım dedi ama iki taraf derken onu diyorsun değil mi?

Tayyip Erdoğan: Neyse tamam

Bilal Erdoğan: Siz kaçta geliyorsunuz?

Tayyip Erdoğan: On ikiyi filan bulur.

Bilal Erdoğan: Yolunuz açık olsun

Tayyip Erdoğan: Telefonlarla konuşmayın.

 

17 ARALIK 2013

17:00

KONYA

 

Can Dündar: Başbakan Konya Dedeman Otel’de önce Lübnan Başbakanı ve Irak Meclis Başkanıyla buluştu. Ardından Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ile 35 dakika görüştü. Sonra da İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’nu kabul etti. Oradan otelde düzenlenen yemeğe geçtiler. Yemekte yabancı konuklar dışında Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve Dışişleri Başkanı Ahmet Davutoğlu da vardı. Yemekten sonra Şeb-i Arus törenlerine geçildi. Erdoğan orada CHP lideri Kılıçdaroğlu ile tokalaştı. O gün Kılıçdaroğlu’nun yaş günüydü. CHP lideri çıkışta şu açıklamayı yaptı:

KEMAL KILIÇDAROĞLU: Yolsuzluk konusunda yapılan her operasyonu, her haberi yakından takip ediyoruz. Öyle anlaşılıyor ki bu kez kapsam oldukça geniş, bu nedenle grubumuzda bir kriz masası oluşturduk milletvekillerimiz olayı yakından takip edecekler. Endişeniz var mı diye sorarsanız, Deniz Feneri Savcılarının başına gelen inşallah bu savcıların başına gelmez.

 

 

17 ARALIK 2013

19:00

İSTANBUL

 

Can Dündar: Başbakanın Konya’da Şeb-i Arus törenlerini izlediği saatlerde Adalet Bakanı Sadullah Ergin belediye başkan adayı olduğu Hatay’da seçim çalışması yürütüyordu. Gelişmeler üzerine hemen HSYK’yı toplantıya çağırdı, hedef soruşturmayı yürüten savcılardı. Ergin, Ankara’ya gelirken Fox TV, HSYK’nın toplantı halinde olduğu haberini verdi.

Fatih Portakal: Adalet bakanının, Sadullah Ergin’in acilen Ankara’ya döndüğü söyleniyor bunu ben nasıl okumalıyım? Bir, gerçekten soruşturmayla ilgili bilgi mi alınacak yoksa Deniz Feneri’nde bazı olaylar vardı yani savcıların görevden alınması vs. gibi. Bunu nasıl okumalıyız, bu son dakikayı paylaşır mısın?

Muhabir Ercan Gün: Şimdi çok önemli bir gelişme şundan dolayı seçim bölgesi olan Hatay’dan Adalet Bakanı bugün apar topar Ankara’ya geçti ve HSYK kurulundaki üyelerle görüştüğü iddia ediliyor.

Can Dündar: Bunun üzerine Bugün Gazetesi editörü Yavuz Aslan twitter hesabından şunu yazdı: “Fox TV editörlerinden Ercan Gün, canlı yayında HSYK’nın toplantı halinde olduğunu söyledi. Savcılar görevden alınabilir.”

Bakan Ergin çıkışta HSYK üyeleri ile görüştüğü iddialarını yalanladı: “Kendi odamda bir saat çalıştım ayrıldım”, dedi.  O ayrılırken Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı görevden alma haberlerini yalanladı savcıların görevlerine devam ettiğini söyledi. Savcılar bir ay sonra görevden alınacaktı.

 

 

 

 

 

 

17 ARALIK 2013

19:00

Ntv Spikeri: Bugün 17 Aralık Salı. Günün manşeti bugün İstanbul’dan yansıdı haber merkezlerine. Sabaha karşı 28 adrese birden baskın yapıldı. Yolszuluk ve Rüşvet Operasyonunda 49 kişi gözaltına alındı.

Muhabir: GÖZALTI sayısı 49-56 ya çıkacak.

Cnn Türk Spikeri: Saat 8 sularında basının eline bilgiler geçmeye başladı.

Kanal D Spikeri: Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar’ın da …

Fox Tv Muhabiri: Rüşvet, yolsuzluk.. Bakanların ismi geçiyor fakat bundan daha önemlisi miktar. Bu miktar 100 Milyar Euro..

 

17 ARALIK 2013

23:05

ANKARA

 

Bilal Erdoğan: 30 Milyon Avro gibi bir miktar daha var.

Tayyip Erdoğan: Sıfırladınız mı? Yoksa…

Bilal Erdoğan: Evet. Tamamıyla sıfırlayacağız inşallah..

 

Can Dündar: Erdoğan ve eşini taşıyan ANA uçağı 23.05’te Ankara’ya indi. Karşılamaya Efkan Ala ile Alaaddin Yüksel geldi. En uzun gün henüz sona ermemişti. Erdoğan’ın peşinden Bekir Bozdağ, Ahmet Davutoğlu ve Recep Akdağ da İstanbul’dan Ankara’ya geldiler. Erdoğan Esenboğa’dan şehre gelirken İstanbul Kısıklı’daki oğlu Bilal’le bir kez daha görüştü.

Bilal Erdoğan: Şimdi babacığım şey için aradım, büyük ölçüde şey yaptık ıı siz mi aradınız babacığım şimdi beni

Tayyip Erdoğan: Yo ben aramadım sen aradın

Bilal Erdoğan: Gizli numaradan arandım.

Tayyip Erdoğan: Büyük ölçüde derken sıfırladınız mı yoksa?

Bilal Erdoğan: Sıfırlamadık henüz babacığım, şöyle ki ııı bi 30 milyon avro gibi bir miktar daha var, şey yapamadık, eritemedik henüz, bu şey aklına geldi Berat’ın, Ahmet Çalık’ın alacağı ekstra bir 25 Milyon Dolar kalmış onu oraya verip o para gelince onu şey yaparız diyorlar, üstüyle de Şehrizar’dan daire alabiliriz diyor. Sen nasıl bakarsın baba?

Tayyip Erdoğan: ….

Bilal Erdoğan: Hı Babacığım?

Tayyip Erdoğan: Sümeyye yanında mı?

Bilal Erdoğan: Yanımda, çağırayım mı?

Tayyip Erdoğan: Yok ses karıştı da onun için dedim.

Bilal Erdoğan: Hıı, yani 25 Milyon Dolar Çalık’a aktarıp,  geri kalan kısımla da Şehirzar’dan daire alabilir.

Tayyip Erdoğan: Neyse şey yaparız hallederiz.

Bilal Erdoğan: Öyle mi yapalım.

Tayyip Erdoğan: Tamam yapın.

Bilal Erdoğan: Tamamen sıfır mı kalsın baba, yoksa senin elinde para kalsın mı?

Tayyip Erdoğan: Kalsın olmaz zaten oğlum, şeye öbür tarafa, Mehmet’le şey yapsaydınız onu da oraya aktarsaydınız..

Bilal Erdoğan: He onlara verdik tamam, 20 Milyon Dolar verdik.

Tayyip Erdoğan: Allah Allah, ya aktarsaydınız sonra şey yapardınız.

Bilal Erdoğan: Ya ne bilim şimdi bu kadar verebildik baba, zaten zor yer kaplıyor falan, başka bir kısmını başka bir yere koyuyoruz, bir kısmını bizim şeye verdik, işte Tunç Abiye verdik, ondan sonra…

Tayyip Erdoğan: Tunç’a tamamını aktardın mı?

Bilal Erdoğan: (Sümeyye bakar mısın) Nereye baba?

Tayyip Erdoğan: Tunç’a diyorum tamamını aktardın mı?

Bilal Erdoğan: Ya sormuşlar, 10 Milyon Avro alabiliriz demişler herhalde

Tayyip Erdoğan: Neyse bu kadar şeyleri konuşma şeyde, böyle de olsa konuşma

Bilal Erdoğan: Tamam biz hallediyoruz o zaman.

Tayyip Erdoğan: Halledin şimdi tabi ben bu akşam ben gelemiyorum, Ankara’da kalacağım.

Bilal Erdoğan: Tamam biz hallediyoruz sen merak etme.

Can Dündar: Bu görüşmede bahsi geçen Çalık Holding’in Şehrizar Konaklarından o günlerde 6 adet daire için yine Çalık’a Aktif Bank aracılığıyla 14 milyon 120 Lira ödeme yapıldığı daha sonra ortaya çıktı. 14 A Blok’tan alınan 1-2-3-4-5-6 numaralı dairelerin satış dekontunda Erdoğan’ın aile avukatı olarak bilinen ve aile adına alım-satım yapma yetkisi bulunan Ömer Faruk Akbulut’un ismi vardı.

Takvimler 17 Aralık’tan 18 Aralık’a dönmüştü, başbakanı uzun bir gece bekliyordu. Onun için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. (https://www.youtube.com/watch?v=zQI8QMjE-S0)

 

 

***

Evet, arkadaşlar, olay bu…

Vatandaşlar olayların içinden çok güzel bir şekilde anlatmışlar kendilerini.

Ve seni işte bu adamlar yönetiyor. Hem de 15 yıldan bu yana…

Laik Cumhuriyet’ini de bu adamlar yıktı. Laik, bilimsel eğitim diye bir şey bırakmadılar. Hukuk diye, kanun devleti diye, bağımsız yargı diye bir şey bırakmadılar. Tüm okulları Ortaçağ Medreselerine-Kilise Okullarına döndürdüler.

Okullarda artık rehber öğretmenler yerine, meczuplaştırılmış tarikat müritleri görev yapacak, “Manevi Danışman” adı altında. Bazı okullarımız artık ilahilerle derse başlıyor sabah. Videoları dolaşıyor bunların internette. Yani adım adım Ortaçağ’ın karanlıklarına doğru, “Ümmetçilik Konağı”na doğru sürüklenip götürülüyor ülkemiz.

Bir taraftan da ABD Emperyalist Çakalının BOP cehennemine doğru sürüklenip götürülüyor.

Ve sen, büyük bir sükunetle, korkunç bir umursamazlıkla, tevekkülle, yine aynı orandaki yılgınlıkla, umutsuzlukla beklemektesin, yaklaşan hazin sonumuzu ve ülkemizi bekleyen cehennemcil felaketi.

Daha ne zaman uyanacaksın?

Hani ne dersin sen, bir özdeyiş olarak?

“Son pişmanlık fayda vermez…”

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

27 Kasım 2017
Nurullah Ankut
HKP Genel Başkanı