AKP’ye umut bağlamış samimi ve yoksul kardeş;..

AKP’ye umut bağlamış samimi ve yoksul kardeş;

Zihnine, seni Allah’la aldatanların vurduğu prangayı parçalayıp atabilirsen, bugün “Reyiz” diye peşinden koştuğun Kaçak ve de Haram Saraylı Hafız’ın; Barzanistan’ın da, Peşmergesinin de, PYD-YPG ve Salih Müslim’in Rojova’sının, PKK’nin de, Pensilvanyalı FETÖ’nün de en büyük yardım ve yatakçısı-destekçisi olduğunu görürsün…

 

Nasıl mı görürsün?

Buyur, bak, Tayyip ne diyor:

https://www.facebook.com/turgut.ozkul.94/videos/10214327248523090/?id=100015618549666&fref=ufi&rc=p

Videonun tapesi

“Peşmergeler Türkiye’ye geldiler ve tüm mühimmatıyla, araç-gereçleriyle ülkemize geldiler ve bir de davullu zurnalı geldiler yani onu da söyleyeyim. Bu medya bunu da görememiş.

“Ve peşmergeleri uçakla biz Şanlıurfa Havalimanına aldık orada onları. Hâlâ istirahat ediyorlar. Araçları-gereçleri onlarla geldi fakat şu anda, bu akşam itibariyle iki gündür bizdeler. Erbil’den şuanda haber bekliyorlar. Çünkü gelen konvansiyonel araçların Kobani’ye girmesinin uygun olmadığına dair aldıkları bir haber üzerine şu anda Kobani’ye henüz girmiyorlar.

“Ama bakın Fransız basını veya batı basını bunu nasıl yansıtıyor. Biz daha da fazlasını peşmergelerden bekliyorduk. Özgür Suriye Ordusu’ndan da daha fazlasını bekliyorduk. Ama orada gidip savaşacakları sayıları yani ortalama yüzer kişi diyebilirim. Yüz Özgür Suriye Ordusu’ndan yüz de peşmergelerden. Tabiî ayrıca mühimmatı getirenlerin sayılarını da buna dahil edecek olursak yaklaşık yüz elli, yüz altmış kişi diyebiliriz.  Böyle bir durum söz konusu.

“Batı medyasına bu ifadeleri niçin böyle söylediğimi böylece anlamış olun. Bu kadar hassas bir konuda Türkiye’yi zor durumda bırakmak için, “peşmergeye müsaade etmiyor, Özgür Suriye Ordusu’na müsaade etmiyor” ve böylece yalan, yanlış, doğru olmayan haberler yapıyorlar. Bunu burada biz şey yapmış olalım burada.”

Apaçık bir şekilde görüldüğü gibi, Kobani’nin, Rojova’nın yani BOP’un Suriye ayağının oluşturulmasında Tayyip, efendisinden aldığı emir üzerine olanca gayretiyle çabalıyor… Hatta, bunun bir an önce gerçekleşmesi gerektiği düşüncesinde. Barzanistan Peşmergelerinin ve “Özgür Suriye Ordusu” denilen Amerikancı Ortaçağcıların bu konudaki desteklerini yetersiz buluyor. Daha çok olmalıydı, diyor, daha çabuk gerçekleşmesi gerekir, diyor.

Hatırlanacaktır; Barzanistan’ın kurulmasında da yani BOP’un Irak ayağının hayat bulmasında da Ortadoğu’daki en büyük destekçi, yardımcı güç, Kaçak Saraylı Hafız’ın AKP’giller’i olmuştur.

Kaçak Saraylı, bunu daha önce onlarca kez sözle ve davranışla ortaya koyduğu gibi, Barzani’nin Barzanistan Bağımsızlık Referandumu’nun hemen sonrasında da açıkça ikrar etmiştir. İşte, buyurun, kendi ağzından anlatsın:

Videonun Tapesi:

“Tabiî ki Türkiye buradaki süreci yorumlayacaktır, buna göre de bir adım atacaktır. Açıkçası biz son ana kadar Barzani’nin böyle bir yanlışa düşeceğine ihtimal vermiyorduk. Demek ki yanılmışız.

“Şu ana kadar Sayın Barzani ve onların çalışmalarına en büyük desteği veren hep biz olduk şu anda da veriyoruz.”

Yine görüldüğü gibi, Kaçak Saraylı, Barzanistan’ın oluşturulmasına en büyük desteği veren biz olduk, diyor. Ve şu anda da veriyoruz, diyor.

Niye veriyor?

Çünkü yapımcısı ve efendisi ABD Emperyalistleri öyle buyuruyor da ondan…

Suriye’de PYD Şefi Salih Müslim’e ve onun hareketine yıllarca en büyük desteği veren bölge ülkelerinden biri de Tayyipgiller’in Türkiye’si olmuştur.

Salih Müslim’i defalarca Türkiye’ye davet edip İstanbul’da, Ankara’da görüşmeler yapan, onunla ittifaka giren, Hafız’ın AKP’giller’idir. İzleyelim, şu haberin videosunu ya da okuyalım tapesini:

Videonun Tapesi:

“Suriye’de 2011’de başlayıp kısa sürede kanlı bir iç savaşa dönüşen isyanın, Türkiye açısından doğurduğu önemli sonuçlar arasında PYD’nin ülkenin Kuzeyinde etkinlik kurma çabası yer alıyor. PYD’nin atacağı kontrolsüz adımlar Türkiye’nin hem Suriye politikasına hem de çözüm süreci projesine zorluk çıkaracak potansiyel bir tehdit teşkil ediyordu. Ankara ilk başta bir taraftan PYD’yi net şekilde uyarırken diğer taraftan gerekli müzakereleri gerçekleştirmeyi ihmal etmedi. PYD lideri Salih Müslim 2013’te İstanbul’a davet edilerek, Türkiye’nin kaygıları ve düşünceleri kendisine net bir şekilde aktarıldı. MİT Müşteşarı Hakan Fidan’la bir araya gelen Müslim, o dönemde Dışişleri Bakanı olan Başbakan Ahmet Davutoğlu’yla da görüşmüştü. Davutoğlu, PYD ile görüşmeleri için üç ön şart ortaya koymuştu:

“1-PYD Esed rejiminin yanında yer almayacak!

“2- Suriye halkının seçimle işbaşına getireceği parlamento oluşana kadar emrivaki yapmayacak! (Yani hiçbir bölgeyi kendisinin ilan etmeyecek!)

“3-Türkiye’de teröre destek vermeyecek!

“Bu görüşmeden sonra PYD ile ilişkilerinin iyi gideceğini düşünüyordu. Ancak gelişmeler Ankara’nın beklentilerinden farklı yöne kaydı. Suriye içerisindeki gelişmeleri bölgesel ve uluslararası konjonktürü kendi yönünde gören ve bu fırsatı kaçırmak istemeyen PYD Türkiye’yi rahatsız edecek davranışlar içerisine girmekten çekinmedi. Suriye’de silah kullanarak ele geçirdiği bölgelerde Kasım 2013’te özerklik ilan ettiğini duyurdu. Bununla da kalmayıp Esed güçleriyle işbirliği yapmaktan kaçınmadı. Muhalifleri zora sokacak davranışlar içine girdi.”

Yine Kaçak Saraylı Hafız ve avanesi, “Çözüm Süreci” adını verdikleri yıllar içinde Abdullah Öcalan’dan Kandil’deki PKK Şeflerine, Oslo’daki PKK Şeflerine ve Dolmabahçe’de PKK’nin legal plandaki temsilcisi HDP Şeflerine kadar defalarca görüşmeler yapmıştır. Ve ittifaklara girmiştir.

Ne deniyordu, Oslo sonrası?

“Yüzde doksan oranında anlaştık.”

O süreçte Kürt illeri, kırsalından şehirlerine kadar PKK’nin yönetimine terk edilmiştir. PKK, istediği şekilde yönetmiştir buraları. Tâ ki 7 Haziran 2015 Seçimleri sonucunda Hafız’ın AKP’sinin oy kaybıyla karşılaşması ve tek başına iktidar kuracak parlamento çoğunluğunu kaybetmesine kadar…

Baktı ki Kaçak Saraylı Hafız, bu süreçler kendisini de partisini de bayır aşağı yuvarlıyor, anında yüz seksen derecelik bir dönüşle milliyetçi oynamaya başladı. Ve PKK’yle hendek savaşlarına girişti.

Oysa PKK’nin hendek savaşları hazırlığı sürecinde, ona yine en büyük desteği veren Tayyip’in kendisiydi. İşte itirafı:

Videonun Tapesi:

“Ve dikkat ederseniz şu anda Güneydoğuda, Doğuda, ülkemizin değişik yerlerinde yapılan bu terör eylemleri artık milletimizi ciddi manada rahatsız ediyor. Tabiî bu bütün olanlara karşı herhalde takdir edersiniz ki devlet de can-mal bütün bu güvenlikleri korumak durumunda. Bunun için de alınması gereken tedbirleri aldı. Fakat çözüm süreci içerisinde, tabiî valililerimiz kendilerine verdiğimiz talimatlar gereği, ciddi manada bu terör örgütlerine karşı şu andaki operasyonlara girmiyorlardı. Yani belki kendilerine çekidüzen verirler, belki bu şekilde devam etmezler ama maalesef kendilerine çekidüzen vermediler. Tam aksi bu süreç içerisinde ne yazık ki bir hazırlık safhasının içerisine girdiler.

“Kimin kanalıdır? Ha buralara güvenlik güçleri giremesin. Bu kanallar bunun için açılıyor. Ve bunca mayın döşeniyor. Bu döşenen mayınlar nasıl döşeniyor? Ve bunca bakın bombalar yerleştirildi ve zırhlı araçlar olduğu halde ve bu zırhlı araçlarla polisimiz, askerimiz şehit edildi onlarca yüzlerce. Peki bütün bu hazırlıklar kime karşı yapılıyor? Niçin yapılıyor? Bu terör eylemlerini biz görmezden gelmeye ne kadar devam edeceğiz?”

Gördüğümüz gibi, Kaçak Saraylı Reis ve avanesi, PKK’nin de en büyük yerel destekçilerinden olmuştur. Ancak, bu sürecin kendisinin de bitme süreci olduğunu görür görmez çark etmiş, yüz seksen derecelik bir dönüşle bir anda PKK karşıtı milliyetçi Tayyip olup çıkmıştır.

Daha önce de defalarca yazdık ve söyledik, FETÖ’nün ABD’den sonra dünyadaki en büyük yardım ve yatakçısı olduğunu, Kaçak Saraylı’nın AKP’giller’inin. Zaten bunun yüzlerce görüntülü ve yazılı kanıtı, görsel ve yazılı medyada dolaşıp durmaktadır. İsteyen anında bu belgelere ulaşır.

Eşantiyon babından bir tanesini de burada biz paylaşalım isterseniz:

 

Videonun Tapesi:

“Bu Pelsinvanyalı’nın ne olduğunu kim olduğunu sizler zaten anladınız. Onu zaten tanıdınız.

“Kardeşlerim!

“Geçenlerde ne diyor, benimle ilgili söylediği ifade şu: “Yazıklar olsun. Yazıklar olsun.” “Bu uzun” diyor “bize çok hainlik yaptı.”

“Nasıl hainlik yaptıysam, on yedi üniversite kurmak için geldiler hepsini onayladım.

“Bu muydu hainlik be? Bu ne vicdandır be? Okullar için yer istedi verdik. Uluslararası camiada davet ettiler. Devlet başkanlarına, hükümet başkanlarına bunları biz refere ettik. Olimpiyat dediler her türlü desteği verdik. Ne nankörlük bu ya? Ne istediniz de alamadınız?”

Bundan daha açık, net ve kesin itiraf olur mu?

11 yıl boyunca FETÖ’nün meczuplaştırdığı asker, yargıç, savcı, polis, vali, kaymakam, belediye başkanı, siyasetçi, eğitimci görünümündeki vatan millet düşmanı ABD uşaklarını doldurdunuz devletin tüm kurumlarına.

FETÖ’cü asker ve yargıçların şu an tutuklu olanlarının yüzde sekseni bu 11 yıllık suç ortaklığınız sürecinde yerleştirildi devlete. Bunun açık hesabı ortadadır.

Bundan daha büyük hizmeti kim yapabilir FETÖ’ye?

O bakımdan, diğer işlediğiniz her türden yüzlerce suçla birlikte, FETÖ’ye yardım ve yataklık suçundan da yargılanacaksınız, Kaçak Saraylı Hafız!

Bundan da kaçışınız yok asla…

Elbirliği ederek efendiniz ABD’nin direktifleri doğrultusunda ne ordu bıraktınız, ne yargı, ne idare, ne eğitim, ne hak hukuk, vicdan, ahlâk, din, iman…

Hepsini tarumar ettiniz. Yıktınız Laik Cumhuriyet’i baştan ayağa. Bir enkaz yığınına döndürdünüz. En sonunda da tüm mafyatik yapılar gibi elde ettiğiniz ganimeti paylaşamadınız. Birbirinize düştünüz, aslan payını sen alacaksın, ben alacağım diyerek…

15 Temmuz 2016’daki kanlı hesaplaşmanız, işte bu Ganimet Paylaşım Savaşı’nın son muharebesiydi.

ABD Emperyalist Çakalının elinize verdiği ihanet senaryosunu başarıyla oynadınız. En sonunda iş, bu senaryonun yani BOP’un Türkiye ayağının hayata geçirilmesine gelip dayandı. İşte işin bu noktasında sizden acı haykırışlar duyulmaya başlandı. Çünkü siz de batmaya başlamıştınız artık…

Zaten batacaksınız da Tayyip!

Senin anladığın mevzu değil ama, gerçek entelektüeller bilir: Hemen bütün tragedyalarda hainler ihanetlerini ederler, hayâsızca ve gözlerini kırpmamacasına. Ama sonunda da mutlaka hak ettikleri cezalarıyla karşılaşırlar. Yani oyun sonu, kendilerinin de sonu olur.

Bugüne kadar mükemmel oyun çıkardınız, Tayyip…

Eksiksiz ve kusursuz bir ihanet oyunu…

ABD Haydudu ne yazmışsa senaryosunda, aynen uyguladınız, aynen oynadınız.

İşte bu sebeple de, ABD’yi son ziyaretinde çıktın ya yeni efendin keser kaçığı Trump’ın karşısına; ne dedi sana?

“Efferin oğlum Tayyip, sen bu yolda devam et.”

Öyle değil mi?

Bak, Trump’ın kelimeleriyle, virgülüne dokunmadan aktaralım, ne dediğini sana:

 “Arkadaşım olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tanımak büyük bir şeref ve ayrıcalık. O, dünyanın zor bir bölgesinde çalışıyor. Çok, çok ilgili ve açık olmak gerekirse çok puan topluyor ve ABD ile de birlikte çalışıyor. Ülkelerimiz arasında harika bir dostluk var. Bence biz şu anda hiç olmadığımız kadar yakınız ve bunun büyük bir bölümü kişisel ilişkilerle alakalı.” (http://www.ntv.com.tr/dunya/erdogan-trump-gorusmesi-ulkelerimiz-hic-olmadigi-kadar-yakin,CxF2Qg-nd065kUZFyybOPw)

Bak, yaptığın hizmeti nasıl beğeniyor efendin, değil mi Tayyip?

Tam puan aldın efendinden be…

“Dünyanın zor bir bölgesinde görev yapıyor.”, diyor senin için. Kolay değil tabiî BOP’un en önde gelen yerel taşeronu olmak. Türkiye dahil Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırları değişecek, BOP mucibince.

Kolay iş mi bu?..

Üstelik de, senin sıfatın olan Türkiye Cumhurbaşkanlığı kisvene rağmen, Türkiye’nin de sınırları değiştirilecek ve sen bu işte de görev yaptın ve de hâlâ yapmaktasın…

Kolay değil tabiî ki bu…

Ve tüm bu işleri de nasıl yapıyormuşsun?

“ABD ile tam bir işbirliği içinde.”

Ey “Reyiz” peşinde koşan, AKP “hülooğğ”cusu kardeşler!

Hani adamınız Amerika’ya karşıydı?

Bakın, efendisi birinci ağızdan söylüyor. Çok iyi görev yapıyor ve bizden tam not aldı, diye. Ve de diyor ki, “Bence biz şu anda hiç olmadığımız kadar yakınız ve bunun büyük bir bölümü kişisel ilişkilerle alakalı.”

Yani, bizim devşirmelerimizdendir Tayyip, diyor. O bakımdan biz ne dersek yapar, ikiletmez hiç…

Evet, Tayyip!

Dedik ya önceden de:

Ölüm gibidir ihanet

Bir kere sınırı geçtin mi

Geriye dönüşü yoktur…

Mecburen devam edeceksin ihanetine. Ve sonunda da kendin de yok olacaksın, avanen de…

Hizmetkârlığın asla kurtaramayacak seni. Tam tersine, hazin sonuna götürecek, bu ihanet hizmeti seni.

Bak, sana son bir video izletelim. Senin de katilleri arasında bulunduğun şehit Muammer Kaddafi’dir burada konuşan.

Ne diyor, dinle de anlamaya, kavramaya çalış bir:

 

Videonun Tapesi:

“Irak’ın işgali ve yıkımının ve milyonlarca Iraklının öldürülme sebebi nedir? Amerikan arkadaşlarımız bize bu soruyu cevaplasın. Neden Irak? Sebebi ne? Bin Ladin Iraklı mıydı? Hayır değildi! Şu New York’u vuranlar Iraklı mıydılar? Hayır, değildiler! Pentagonu vuranlar Iraklı mıydılar? Hayır değildiler! Irak’ta kimyasal kitle imha silahı var mıydı? Yoktu! Eğer, Irak’ta kimyasal silah olsaydı bile… Pakistan, Hindistan, Amerika, Fransa, İngiltere, Rusya gibi devletlerin nükleer bombaları var! Bu devletler işgal edilmiş olmalı mı? Hadi o zaman tüm bu kitle imha silahı olan devletleri yıkalım.

“Gelen yabancı güç beraberinde bir ülkeyi işgal eder ve o ülkenin liderini asar. Ve biz de köşemize oturup, gülmekteyiz.

“Neden onlar, Saddam Hüseyin’in asılmasını soruşturmadılar? Nasıl bir Arap ülkesini ve Arap Birliğinin bir üyesi böylece asılabilir? Saddam Hüseyin’in politikası üzerine veya onunla aramızdaki anlaşmazlıklar hakkında konuşmuyorum. Hepimizin onunla politik anlaşmazlıkları olmuştu, tıpkı burada anlaşmazlıklar olduğu gibi. Bu toplantının ötesindeki hiçbir şeyi paylaşmıyoruz.

“Neden Saddam Hüseyin’in öldürülmesi hakkında bir soruşturma olmayacak? Bütün bir Arap liderliği henüz asılarak infaz edilmişken biz burada sıralarda oturuyoruz. Neden? Belki sizden biri, bir sonraki asılan olacak. Amerika Saddam ile aynı safta Humeyni’ye karşı savaştı. Saddam onların arkadaşıydı! Cheney, Saddam’ın bir arkadaşıydı. Rumsfeld savunma bakanı iken Irak yıkıldı. Rumsfeld, Saddam’ın yakın arkadaşıydı. En sonunda Saddam’ı sattı ve astı! Siz Amerika’nın dostlarısınız. Hadi “siz” değil, “biz” diyeyim. Ama, bir gün Amerika bizi asabilir…

“Kardeş Amr Musa’nın heyecanlı olduğu bir fikri var raporunda söz ettiği.  O, Arapların barışçıl amaçlar için nükleer silaha sahip olma hakları olduğunu söylüyor. Ve o vakit bir Arap nükleer programı var olmalı. Arapların bu hakkı var. Hatta Arapları diğerleri için bile nükleer programa sahip olma hakları var. Lakin Allah nasip ederse.

“Biz birbirimizin düşmanıyız, bunu söylediğimden üzüntülüyüm. Hepimiz birbirimizden nefret ediyoruz, birbirimizi kandırıyoruz. Bir diğerimizin derdine gizlice seviniyoruz ve birbirimize karşı komplo kuruyoruz. İstihbarat servislerimiz birbirimize komplolar kuruyorlar. Biz birbirimizin düşmanıyız ve bir Arap’ın düşmanı, diğer Arap’ın dostu!

“Bir Arap ülkesi olan Suriye’de buluştuk. Ama Suriye’nin, İran, Rusya veya Türkiye ile sahip olduğu ilişkileri, onun diğer Arap komşu ülkeleri ile olan ilişkilerinden binlerce kat daha iyi. Şu Libya’nın İtalya ile sahip olduğu ilişkisi, komşuları Tunus ve Mısır ile olan ilişkisinden binlerce kez daha iyi.

“Arapların durumu işte bu!”

Rahmetli Libya Lideri Şehit Muammer Kaddafi’nin her bir cümlesi altın değerindedir ve yüzde yüz kesinlikte gerçeği ortaya koymaktadır.

Demek ki neymiş Tayyip?

ABD Çakalı, işbirlikçilerini sonunda yakar, katleder. Bu, onun huyudur.

Evet, Tayyip!

Bunca ihanetten sonra hâlâ, “Bana bir şey olmaz.” diye düşünüyorsan yanılıyorsun. Fena halde yanılıyorsun…

Acıyoruz sana Tayyip!

Allah kimseyi senin gibi etmesin, senin girdiğin hallere sokmasın, düşürmesin…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

1 Ekim 2017

Nurullah Ankut
HKP Genel Başkanı